14 Aralık 2014 Pazar

İnsanlık Mı? Henüz Uğramamış Buralara Efendim!

Aslında aklımda bambaşka bir konu vardı sizle paylaşacak, ancak bugün yaşadığım bir olayın bardağı taşıran son damla olması hasebiyle başladım bu satırları yazmaya. Malumunuz üzere dünya nüfusu her geçen gün artmakta fakat G.Antep’in nüfusunun artış hızı dünyayı sollar cinsten. Özellikle son yıllarda şehrimize başka ülkelerden gelen (Bakın dikkat edin başka şehir demiyorum) insan akınları ile nüfus ikiye katlanmış durumda. Tabi bu kalabalıklaşma farkedilmeyecek cinsten değil, hepimiz günlük hayatta bunu iliklerimize kadar hissediyoruz. Sokaklarda, alışveriş merkezlerinde, marketlerde, hastahanelerde ve en önemlisi toplu taşıma araçlarında. İşte bu yazımızın asıl meselesi de bu.

Malesef ki bunları dile getirirken utanıyorum. Yazıp yazmama arasında çok gidip geldim. Uygun olur mu ki diye irdeledim ama sonra dedim ki “pardon da ben niye utanıyorum ki , mağdur olanın mazlum olanın hep susmaya mahkum edildiği bir ülkede yaşıyorum diye buna ses çıkarmayacak mıyım yani, bu mu bir hukukçuya yakışan bakış açısı!”.

Kadın erkek eşitliğinin çok farklı boyutlara taşındığı günümüz Türkiye’sinde  farklı bir bakış açısı da ben getirmek istiyorum bu konuya. Şimdi efendim Antep’te yaşayanlar iyi bilirler ki akşam 4’ten sonra tramwaylar apayrı bir işkenceye dönüşür, nefes alacak alan bile kalmaz size. Bende yine o saatlerin birinde mecburen tramvay kullanmak durumunda kaldım ve hele bilmem daha önce kaç kere yaşadığım o üzücü durumu yine yaşadım. Tramvay tıka basa dolu, beyler koltuklarda oturuyor, bayanlarsa her normal insanı rahatsız edecek derecede kendilerine yakın duran erkeklerden uzak durabilmek için ölüm terleri döküyor. Bir çok insanda  olan bitenin farkında hani görmüyorda değiller, özellikle koltuğuna rahatlıkla kurulmuş olanlar, fakat bir bayanı o halde görüp ona yardımcı olup gerekirse yerini teklif edip “Buyrun bayan , siz buraya gelin en iyisi” demek yerine başlarını camdan tarafa çevirip görmemezlikten geliyorlar. Ne kadar acı bir durum. Millet olarak olan bitene seyirci kalmaya gerekirse gözlüklerimizi takıp farkında değilmişiz-görmüyormuşuz gibi davranmaya nasıl da alışmışız böyle!  Herkes kendi rahatının derdine düşmüşte insanlık ölmüş malesef.. Pardon “İnsanlık” mı dedim ben, afedersiniz o tabir bu ülkeye henüz uğramamış!

Utanıyorum gerçekten utanıyorum. İnsanların bu kadar utanmaz arlanmaz olmasından utanıyorum. Bu kadar duyarsız, bu kadar bencil , bu kadar boşvermişlik içinde olmasından utanıyorum.
Ve malesef bu utancı asıl duyması gerekenlerin içlerinde, zerresi kalmamış utancın. Hayır anlamıyorum biz islamın bu kadar içinde olupta kendimizi nasıl bu kadar dışında sayabiliriz herşeyin. Yapılanlara nasıl göz yumabiliriz.
Tramvaydayken bir kaç kişinin konuşmasını duydum. “Sözde “eşitlikten bahseden beyefendiler bayanların içinde bulunduğu durumu ima ederek yer verme zorunluluğunun olmadığını tartışıyorlardı.Belki de bir çok kişi bana katılmıyor. Neden erkekler bayanlara yer versin ki bu ülkede hepimiz eşit değil miyiz diye düşünüyor, ama üzgünüm ben böyle düşünenlere hak vermiyorum. Bunun eşitlikle bir alakası yok. Tamam ayakta duracak yer vardır o zaman öyle diyebilirsin fakat o kalabalık içinde hele de etrafta ahlak yoksunu tipler varken bir bayana bu zulmün yapılmasına vicdanın hala eşitlik var bu ülkede diyorsa o zaman sen o vicdanı al en yakın çöp kutusuna at bi zahmet! Bu eşitlikle alakalı değil, bu ahlakla, islamla, vicdanla alakalı! Bu EDEP ile alakalı..
Tramvayda ki bu kötü olayın üstüne bir durak bile bana bitmez tükenmez geldi, öyle sinirlendim ki herkese duyururcasına bir offf çekip olan bitene dikkat çekeyim dedim ama insanlar sadece bakıp başlarını çevirmekle yetindiler, mecburen bende ilk durakta indim. Ağlıyorum ama niye ağlıyorum, insanların duyarsızlığına mı, bazılarının ahlaksızlığına mı yoksa bu sorunun varolduğu sürekli dile getirilmesine rağmen hala toplu taşıma sayısını arttırmayan, buna bir çözüm sunamayan  sevgili “Bayan” Büyükşehir belediye başkanımızın duyarsızlığına mı..
Tramvaydan erken inip mecburen otobüse bindim ve ayakta durabilecek bir yer olmasına rağmen oturan bir beyin kalkıp yer vermesi ise yaşadıklarımın üstüne ona bir kahraman gözüyle bakmama sebep oldu.
Ne acı bir durum. Ülkemizde zaten yeterince utanç verici olaylar yaşanmıyor gibi birde böyleleriyle imtihan oluyoruz. Başınızı ağrıtmışsam affola fakat bunu dile getirmeseydim o zaman da kendi düşüncelerime ihanet etmiş sayardım kendimi..

Umarım bir an önce bu sorun çözülürde bizde korkmadan binebiliriz ulaşım araçlarına. SELAMETLE…

2 yorum:

  1. Keşke derin bir off çekmek yerine bu methiyeleri o esnada sıralasaydınızda, bunu öğrenmeye ihtiyacı olan insanlara öğreterek kendi düşüncelerinize ihanet etmeseydiniz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. efendim çok haklısınız, bu gibi durumlarda susmak yerine konuşup bilmeyenlere öğretmek gerekir, ancak yaşı hiçte küçük sayılmayacak 25 30 yaşlarındaki insanlar o yaşlarına gelene kadar bunu öğrenememişlerse benim sözlerim nasıl etki etsin ki..

      Sil