Bayram bahane , Köln'de Bayram Şahane :)
Beni sosyal medyadan takip eden etmeyen herkesinde bildiği üzere uzun süredir Vatandan uzaktayım. Bu Bayram bir buruk geçti ben ve benim gibi olanlar için.. Herkes Ailesi ile arkadaşları ile çekildiği bayram fotoğraflarını paylaşırken bizler uzaktan iyi olduklarını bilmekle yetinmek zorunda kaldık.. İlk kez o sabah ağladım malesef kendime yenilip... Belki de yalnızlık körükledi bunu. Ama zor .. ve git gide daha da zorlaşıyor bunu kaldırmak.. Şu kadarını diyebilirim ki yaşamayan bilemez malesef ve Allah kimseye yaşatmasın böyle hasretler..
Yalnız bayram olmaz deyip Büşra ve Merve’nin Köln’e yapmış oldukları daveti geri çevirmemeye karar verdim. Ama bu biraz tuzlu olacaktı benim için. Tren bileti 40 Euro’dan başlıyordu otobüs 25. Bende o kadar para verilmez mantığı ile alternatif bir yöntem olan Bla Bla sitesinden otostopun sanal yöntemi ile birini buldum. (Gideceğiniz adresi yazıyorsunuz, o gün oraya giden kişiler karşınıza çıkıyor, parası cok daha uygun tren ve otobüse göre, güven açısından o şoföre önceden yorum yapan kişilerin yorumlarına bakıyorsunuz,size uyarsada irtibata gecip yerinizi ayırtıyorsunuz.) Adam müslüman nasıl olsa bişi olmaz diye umarak anlaştım. Sözde Pazar saat 16:45’te Midi tren durağından beni alacaktı diğer yolcularla birlikte. O gece sabaha kadar uyumayıp tüm işlerimi hallettim ve saat tam 3’te evden çıktım gec kalırım korkusuyla. Oraya varmam hızlı gelen metrolar sayesinde 20 dk sürdü ve saat 15:20 de vardım buluşma yerine.( Bu detaylara dikkat edin zira sonunda zaman hesaplaması yapmanız gerekecek, boşa değil yani;) ). Bitmek bilmez bekleme kabusum başladı. Buluşma yerinde bir sandalyeye oturup başladım beklemeye. Saat 7’ye kadar bekledim aynı yerde ve buna rağmen adam gelmedi! Öyle gerildi ki sinirlerim başladım ağlamaya öfkeden. Eve geldim adamın sitesine yazdım da yazdım aklıma gelen tüm kötü sözleri. Bahanesi ise ben sizi aradım ama ulaşamadım oldu. Sözde gelmiş oraya ama beni görmemiş. Külliyen yalan. Birde beni suçluyor siz neden aramadınız diye. Halbuki adama aklınıza gelebilecek her türlü yoldan ulaşmaya çalıştım ama olmadı ve adam sonradan dedi ki ‘aaa ben size söylemeyi unuttum benim telefonum Hollanda dışına cıkınca kapanıyor , o sebepten ulaşamamışsınız bana!’ , özrü kabahatinden büyük. Ya sabır deyip başka birini ayarladım o akşam ve ertesi gün iki ispanyol, iki fransız ve iki alman arasında bir Türk olarak başladı sıkıcı yolculuğum. Herkes kendi arasında kendi dilini konuşurken arabada bir Allah’ın kuluda çıkıp ingilizce konuşmadı benle ne acı!
Hülya’nın yolculuk çilesi bitti sanıyorsanız yanılıyorsunuz... Çok sevgili Alman şoförümüz beni ve Köln’e gidecek başka birini şehir merkezinde bırakması gerekirken havaalanında bıraktı resmen ve tren ile gitmemizi söyledi. Önceki gerginliğin üstüne buda iyice hoplattı sinirlerimi, tam tartışma olacakken Köln’e gidecek diğer kişi ben size yardımcı olurum gideceğiniz yere kadar dedi ve mecburen onunla gittim şehir merkezine.. Gecikmeli başlayan Bayram kızları Dom’un önünde görmemle anlam kazandı iyice.
Bir haftalık Köln gezisinde neler yaptığıma nereleri gezdiğime gelirsek;
1) Köln Katedrali
Köln’e girdiğiniz anda tüm şehirden görebileceğiniz bir yapı burası. Bir arkadaşımın dediğine göre dünyanın en büyük 3 katedralinden biriymiş.Gerçektende dibinden kafanızı kaldırıp bakınca kendinizi karınca gibi hissetmemeniz pek mümkün değil. 1248 yılında inşaata başlanmasına rağmen parasızlıktan dolayı bir türlü bitirilememiş. 1880 yılında o zamanki Prusya Kralı sayesinde tamamlanmış ama bu seferde eski yapılan yerleri yağışında etkisi ile iyice kararmış.Yani Dom bitmiş bitmesine ama bu seferde kararan taşları temizlemeye başlamışlar ve bu yılın her günü devam ediyormuş. Katedralin güney kulesine çıkmanızda mümkün elbet ama cüzi bir ücret gerekiyor, fakat asansör yok merdivenlede 500 basamaktan fazla. Ben cesaret edemedim J
2)
Hohenzollern
Köprüsü:
3)
Panorama Binası:
4)Schokolademuseum (Çikolata Müzesi)
5) Flora und
Botanischer Garten (Botanik Parkı)
·
· Burası şehrin Belediye Parkı. Hayvanat bahçesinin hemen yanında ve girişi ücretsiz. 18 Numaralı Uban hattı ile Zoo-Flora durağında inerek buraya ulaşmanız mümkün.
Parkın hemen yanında botanik bahçesi bulunuyor. Bahçe:1857 yılında, Köln Katedrali yapılması için tahrip edilmiş. 1864 yılında ise , Fransız BArok, İtalyan Rönesans ve İngiliz Peyzaj ustaları tarafından park yeniden tasarlanmış. Hemen yanındaki botanik bahçesi, yaklaşık 2000 türden, yaklaşık 10 bin bitki barındırmakta.Yeşilin her tonu ve çiçeklerin her rengi bizleri mutlu edebilecek türden . Onlara olan sevgimiz bile bize cennetin bir parçası olarak yaratıldığımızı kanıtlıyor bence. Düşünün bir, Cennet uçsuz bucaksız güzelliklerle , yeşilliklerle, çiçeklere dolu ve biz bu geçici dünyada onun en ufak parçasını bile görünce nasıl büyük bir huzur buluyoruz. Şahsi kanaatime göre bu bile O’nun varlığının delili , görmemek isteyenler nasılda kapatmışlar gözlerini bu gerçeklere..
Parkın hemen yanında botanik bahçesi bulunuyor. Bahçe:1857 yılında, Köln Katedrali yapılması için tahrip edilmiş. 1864 yılında ise , Fransız BArok, İtalyan Rönesans ve İngiliz Peyzaj ustaları tarafından park yeniden tasarlanmış. Hemen yanındaki botanik bahçesi, yaklaşık 2000 türden, yaklaşık 10 bin bitki barındırmakta.Yeşilin her tonu ve çiçeklerin her rengi bizleri mutlu edebilecek türden . Onlara olan sevgimiz bile bize cennetin bir parçası olarak yaratıldığımızı kanıtlıyor bence. Düşünün bir, Cennet uçsuz bucaksız güzelliklerle , yeşilliklerle, çiçeklere dolu ve biz bu geçici dünyada onun en ufak parçasını bile görünce nasıl büyük bir huzur buluyoruz. Şahsi kanaatime göre bu bile O’nun varlığının delili , görmemek isteyenler nasılda kapatmışlar gözlerini bu gerçeklere..
· Parka hayran
kaldım , içinde irili ufaklı göller ve köprüler mevcut. Balıklara yem niyetine
çikolata atarken başka bir turistin yiyecek atmayınız uyarısını bana göstermesi
ile gülüştük kızlarla J (Rezil olduğumuzu çaktırmaya gerek yok ;) )
· Parkta renkli
heykellerde görmek mümkün, yüzücü teyzeler, sörf yapan amcalar, çamaşır asan ev
hanımları... ve bunlar gibi bir sürü günlük yaşamdan kesitler sunan heykeller
mevcut burda..
6)
Neumarkt – Alışveriş caddesi
· Eğer tarihi gezilerin ardından
niyetinizde alışveriş yapmakta varsa uban ile neumarkt durağında inip uçsuz bucaksız bu alışveriş
sokağınada dalabilirsiniz.
Avrupanın ucuzluk pazarı olarak bilinen Primark bizim gibi öğrenciler için birebir.. Hediye almak
isterseniz en ucuzunu buradan bulursunuz bence J. Ben 5 Euroluk
bir gömlek almak için kasaya gittim ve 2 Euro olduğunu öğrendim siz düşünün gerisini J.
2.Erasmusumda yaptığım ilk gezi böyleydi, kızlarla hiç kendimizi kasmadan her gün biryere giderek rahat rahat tadını çıkardık... Her şey çok güzeldi.. Açıkçası itiraf etmeliyim ki çok özlemişim beni anlayan birileri ile dertleşmeyi.. Kızlarla olmak bu bayramda yapılacak en mantıklı plandı.
Yeni bir plan var ufukta bakalım nasıl olacak ;) J. Takipte kalın ;)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder