22 Ağustos 2014 Cuma

Berlin Gezisi - Durak 1 :)

Berlin... savaşların yıldıramadığı şehir... 1. Dünya ve 2. Dünya savaşı yetmezmiş gibi soğuk savaş döneminide büyük bir mücadele ile geçirmiş bu şehir. Her süreçte yeniden yeniden yıkılmış, darma duman olmuş ve yeniden inşa edilmiş. Ama bu inşaa öyle bir inşaa ki beni kendine hayran bıraktı.

Evet  Erasmusta geziler bitmez malumunuz ve bende bundan nasibimi alıyorum çok şükür. 2.Erasmus Köln gezisi ile başladı ve şimdi bu gezi planlarına bir yenisi –Bayaaaa uzunuu- dahil oldu “İNTERRAİL”. ( 5 günlükten bir aylığa kadar uzanan süreçler halinde alınan toplu tren bileti seçeneği. Hızlı trenler ve gece trenlerinde rezervasyon zorunlu, onun haricinde diğer tüm trenlere size verilen sürede sınırsızca , rahat rahat binebiliyorsunuz. Detaylı bilgi için Google amcaya “interrail-raildude” yazın , karşınıza detaylı bilgiler çıkacaktır) . İnterrail istikametimiz normalde geziye başlamadan önce Prag-Berlin-... diye giderken tren saatlerindeki uyuşmazlık bizi planı değiştirmeye zorladı ve ilk olarak Berlin’e gidelim dedik. Aldığımız direktifler doğrultusunda ordan oraya koştururken verilen yanlış bilgiler, inilen yanlış duraklar, aktarmalar aktarmalar , aktarmalar derkennn daha gezinin ilk günü bize devamının nasıl olacağını söylüyordu aslında ama bizim henüz haberimiz yoktu bundan.”Zavallı bizler..” 

Sonuç olarak Berlin’e gelmiştik ama vakit de bi hayli ilerlemişti. Kalacağımız ev için birilerine ulaşmak yaklaşık 1 saatimizi aldı. Artık öyle ümitsizliğe düşmüştük ki otele doğru yol alıyorduk. Hatta otelin adresini soralım dedik taksici abilere , önce ingilizce anlatmaya çalıştılar ama olmadı anlaşılan ki direk bize “Türk müsünüz?” diye sordular –Galiba çok çaktırıyoruz Türk olduğumuzu ki tüm gezi boyunca duyacağımız bir soru olacaktı bu..- Ama sonuç olarak eve ulaştık ve rahat bir gece geçirdik.
Yorgun bir şekilde başlayan ilk günümüzde ilk hedefimiz harita alıp Free Walking Tour’lara katılmaktı. İlk durağımız “BRANDENBURGER TOR” oldu.Berlin’in simgelerinden biri olan bu kapı üzerindeki dört atlı heykeli ile oldukça ilgi çekiyor. Bu kapı PARİSER PLATZ meydanında bulunuyor ve ulaşımı oldukça kolay metro, tram, otobüs ve trenlerle. Ayrıca meydanda turistik kafelerin yanında siyasi kurumlarda mevcut. Fransa ve ABD büyükelçilikleri , BERLİN SANAT AKADEMİSİ ve Berlin’e gelen önemli kişilerin konakladığı –geceliği 15 bin Euro olan-  HOTEL ADLON KEMPİNSKİ burada bulunuyor. Aynı zamanda Madame Tussauds müze serisinden biride Berlin’de bu meydanda yer alıyor –görülmeye değer-.

Tur ile buluştuktan sonra buradan  HOLOCAUST MEMORİAL denilen bir yere geldik. Betonlardan oluşan bu alan yahudi katliamını hatırlamak ve hatırlatmak amaçlı yapılmış. İlk baktığınızda sıradan betonlarmış gibi görünen bu yapıyı mimar çok farklı bir amaçla tasarlamış. Gruptaki herkes burayı mezarlığa benzetti. Tur rehberi ise çok daha farklı bir yorumda bulunarak bizi şaşırttı. Uç noktalarda küçülüp ortaya doğru artan ve sanki bir grafik örneği olan bu yapı yapılan katliamların zamanla değişen oranları düşünülerek tasarlanmış ve yolun her daim sonunun görülmesi ise hep ümidin olduğunu hissettirmek maksadıyla yapılmış. Beni etkiledi bu açıdan bakınca, araştırın sevgili okurlarım.

Tur rehberinden öğrendiğim kadarıyla Almanların büyük çoğunluğu Hitler’den nefret ediyormuş. Yahudiler anısına yapılan bu yerin hemen yakınında küçük sıradan bir park var ama aslında pekte sıradan bir yer değil tarih için burası. Bir nevi 2.Dünya Savaşının başladığı yer. Adolf Hitler konuşmasını burada yapmış savaştan önce ve evide buradaymış. Savaştan sonra artık kazanamayacağını ve halkının kendini öldüreceğini düşündüğü için intihar etmiş. Ama etmeden önce bekar ölmek istemediği için biriyle evlendirmişler onu. Gece saat 3 gibi siyahlar giyen bir gelinle evlenmiş. Sabaha doğruda intihar etmiş. Ve o öldükten sonra Alman halkı onun ülkelerine yaptıklarını unutmak için ona dair herşeyi yerle bir etmişler ve evinin bulunduğu o meydanıda araba park yeri yapmışlar.

Bu bilgilerden sonra turun peşini bıraktık ve kendi yolumuza devam ettik. Kaybola kaybola ilerledik ama değdi herşeye. Araya araya Bağdat bile bulunur demişler biz de yolumuzu bulduk rahatlıkla ve diğer istikamet olan CHECK POİNT CHARLİE ye geçtik. 2.Dünya Savaşı zamanında burada Amerikan askerleri varmış ve sınır güvenliği için burada kontroller yapılırmış öğrendiğim kadarıyla.

Bir diğer güzel mekan ise GENDARMENMARKT. Bu meydanda bir Alman ve bir de Fransız katedrali bulunmakta. Bu ikisinin tam ortasında da opera ve konser salonları bulunan bina. Tarihi mekanları sevenler için kaçırılmaması gereken güzellikte bir alan burası. Dikkatimi çeken husus ise Alman katedralinin ücretsiz olmasına karşın Fransız katedralinde ücret talep edilmesi. Tabi ki de biz para vermedik diğerini görmek yetti bize J .






Berlinde görülmesi gereken bir diğer yer ise BERLİNER DOM ile MUSEUM ISLAND (Müzeler Adasın) bulunduğu mekan. Fotoğraf çekimi için çok güzel bir yer. Bu ada üzerinde beş tane büyük müze bulunmakta. Öğrenci kartınızla gayet indirimli bir fiyata alabileceğiniz bir müze kartı ile bir gününüzü sabahtan akşama bu adada gecirebilirsiniz. Biz bilemedik az zaman ayırdık ama müzeler baştan aşağı görülmeye değer eserlerle donatılmıştı. Bergama Müzesi ise en dikkat çekeni. Türkiye’den kaçırılıp getirililen binlerce eser var bu müzede. Zaman olmadığı için giremedik biz içine. Ama girsekte içimiz sızlardı herhalde. Tarihi mirasımızı buralarda görmek…

Zamanı olanlar için kesinlikle görülmesi gereken bu müzeleri de geride bırakıp diğer istikametimize geçelim : ALEXANDER PLATZ. Bu meydan ise insanların toplanma noktası. Özellikle gençler için vazgeçilmez bir mekan.  Alışveriş için bir çok mağaza bu meydanda bulunuyor. Festivaller burada yapılıyor. Hatta biz yabancı-kültür festivaline denk geldik bir sürü Türk ile karşılaştık, Gözleme falan yedik J. Bir tane teyze ‘başka yer kalmadı da mı buraya geldiniz gezmeye’ diye azarladı bizi J.Verdiği tavsiye ise “Aman ha sakın yabancı memleketten biriyle evlenmeyin, gidin dizinizi kırın Türkiye’de oturun” oldu J. Bu meydanda ki diğer önemli yapı ise Televizyon kulesi yada Radyo kulesi. Her halükarda burası bir verici merkezi. Ve gayet ihtişamlı görünüyor.

Berlin’de ki son istikametimiz ise REİCHSTAG. Diğer ismi ile Cumhurbaşkanlığı konutu. Önceden rezervasyon yaptırmadığımız için içine giremedik malesef. Benden size tavsiye bunun gibi rezervasyon gerektiren yerleri iyi araştırıp öyle gidin çünkü biz giremediğimiz için çok üzüldük. Tepesinde dünya gibi dönen bir alan var ve orayı çok merak etmiştik. Ama önünden alınan manzara da yinede süper görünüyor muhakkak fotoğraf çektirin J. Ve burdan sonra kocaman bir park karşınıza çıkıyor. Barselona’ya gidenler bilirler, oradaki La rambla caddesin de yürüyormuş gibi hissedebilirsiniz kendinizi bu parkta ıhlamur ağaçlarının altında yürürken. Ama burayı baharda görmek bambaşka olacaktır J. Içinde yazlık sarayıda barındırıyor ve yeşilliği ile nehrin birleşmesi sizi kendine hayran bırakıyor J.

Berlin’e gezmek için toplam 2 gün vermiştik ama bu rahatlıkla 4-5 gün yapılabilir. İnanın değer. Biz çok sevdik ekip olarak Berlin’iJ. Her köşeden Türk çıkması, işlerimizi kolaylıkla halletmemiz, bir başkente yakışır düzenlilikte bir şehir olması… Doğal ve tarihi güzellikleri, sosyal ortamları, parkları ve herşeyi ile Berlin yaşanabilecek ve görülmeye değer bir yer, nasip olursa kaçırmayın ;)

Sırada Prag gezimiz var , Bekleyiniz ;)


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder