Aslında
aklımda bambaşka bir konu vardı sizle paylaşacak, ancak bugün yaşadığım bir olayın bardağı taşıran son damla olması hasebiyle başladım bu
satırları yazmaya. Malumunuz üzere dünya nüfusu her geçen gün artmakta fakat
G.Antep’in nüfusunun artış hızı dünyayı sollar cinsten. Özellikle son yıllarda
şehrimize başka ülkelerden gelen (Bakın dikkat edin başka şehir demiyorum)
insan akınları ile nüfus ikiye katlanmış durumda. Tabi bu kalabalıklaşma
farkedilmeyecek cinsten değil, hepimiz günlük hayatta bunu iliklerimize
kadar hissediyoruz. Sokaklarda, alışveriş merkezlerinde, marketlerde,
hastahanelerde ve en önemlisi toplu taşıma araçlarında. İşte bu yazımızın asıl
meselesi de bu.
Malesef ki
bunları dile getirirken utanıyorum. Yazıp yazmama arasında çok gidip geldim.
Uygun olur mu ki diye irdeledim ama sonra dedim ki “pardon da ben niye
utanıyorum ki , mağdur olanın mazlum olanın hep susmaya
mahkum edildiği bir ülkede yaşıyorum diye buna ses
çıkarmayacak mıyım yani, bu mu bir hukukçuya yakışan bakış açısı!”.
Kadın erkek
eşitliğinin çok farklı boyutlara taşındığı günümüz Türkiye’sinde farklı bir bakış açısı da ben getirmek
istiyorum bu konuya. Şimdi efendim Antep’te yaşayanlar iyi bilirler ki akşam
4’ten sonra tramwaylar apayrı bir işkenceye dönüşür, nefes alacak alan bile
kalmaz size. Bende yine o saatlerin birinde mecburen tramvay kullanmak
durumunda kaldım ve hele bilmem daha önce kaç kere yaşadığım o üzücü durumu yine yaşadım. Tramvay tıka
basa dolu, beyler koltuklarda oturuyor, bayanlarsa her normal insanı rahatsız
edecek derecede kendilerine yakın duran erkeklerden uzak durabilmek için ölüm
terleri döküyor. Bir çok insanda olan
bitenin farkında hani görmüyorda değiller,
özellikle koltuğuna rahatlıkla kurulmuş olanlar,
fakat bir bayanı o halde görüp ona yardımcı olup gerekirse yerini teklif edip
“Buyrun bayan , siz buraya gelin en iyisi” demek yerine başlarını camdan tarafa
çevirip görmemezlikten geliyorlar. Ne kadar acı bir durum. Millet olarak olan
bitene seyirci kalmaya gerekirse gözlüklerimizi takıp farkında değilmişiz-görmüyormuşuz gibi davranmaya nasıl da
alışmışız böyle! Herkes kendi rahatının
derdine düşmüşte insanlık ölmüş malesef.. Pardon “İnsanlık” mı dedim ben, afedersiniz
o tabir bu ülkeye henüz uğramamış!
Utanıyorum
gerçekten utanıyorum. İnsanların bu kadar utanmaz arlanmaz olmasından
utanıyorum. Bu kadar duyarsız, bu kadar bencil , bu kadar boşvermişlik içinde
olmasından utanıyorum.
Ve malesef
bu utancı asıl duyması gerekenlerin içlerinde, zerresi kalmamış utancın. Hayır
anlamıyorum biz islamın bu kadar içinde olupta kendimizi nasıl bu kadar dışında
sayabiliriz herşeyin. Yapılanlara nasıl göz yumabiliriz.
Tramvaydayken
bir kaç kişinin konuşmasını duydum. “Sözde “eşitlikten bahseden beyefendiler
bayanların içinde bulunduğu durumu ima ederek yer verme
zorunluluğunun olmadığını tartışıyorlardı.Belki de bir çok kişi bana
katılmıyor. Neden erkekler bayanlara yer versin ki bu ülkede hepimiz eşit değil miyiz diye düşünüyor, ama üzgünüm ben böyle
düşünenlere hak vermiyorum. Bunun eşitlikle bir alakası yok. Tamam ayakta
duracak yer vardır o zaman öyle diyebilirsin fakat o kalabalık içinde hele de
etrafta ahlak yoksunu tipler varken bir bayana bu zulmün yapılmasına vicdanın
hala eşitlik var bu ülkede diyorsa o zaman sen o vicdanı al en yakın çöp
kutusuna at bi zahmet! Bu eşitlikle alakalı değil, bu ahlakla, islamla, vicdanla alakalı! Bu
EDEP ile alakalı..
Tramvayda ki
bu kötü olayın üstüne bir durak bile bana bitmez tükenmez geldi, öyle
sinirlendim ki herkese duyururcasına bir offf çekip olan bitene dikkat çekeyim
dedim ama insanlar sadece bakıp başlarını çevirmekle yetindiler, mecburen bende
ilk durakta indim. Ağlıyorum ama niye ağlıyorum, insanların duyarsızlığına mı, bazılarının ahlaksızlığına mı yoksa bu sorunun varolduğu sürekli dile getirilmesine rağmen hala toplu taşıma sayısını arttırmayan, buna
bir çözüm sunamayan sevgili “Bayan”
Büyükşehir belediye başkanımızın duyarsızlığına mı..
Tramvaydan
erken inip mecburen otobüse bindim ve ayakta durabilecek bir yer olmasına rağmen oturan bir beyin kalkıp yer vermesi ise
yaşadıklarımın üstüne ona bir kahraman gözüyle bakmama sebep oldu.
Ne acı bir
durum. Ülkemizde zaten yeterince utanç verici olaylar yaşanmıyor gibi birde
böyleleriyle imtihan oluyoruz. Başınızı ağrıtmışsam affola fakat bunu dile getirmeseydim o
zaman da kendi düşüncelerime ihanet etmiş sayardım kendimi..
Umarım bir
an önce bu sorun çözülürde bizde korkmadan binebiliriz ulaşım araçlarına.
SELAMETLE…
Keşke derin bir off çekmek yerine bu methiyeleri o esnada sıralasaydınızda, bunu öğrenmeye ihtiyacı olan insanlara öğreterek kendi düşüncelerinize ihanet etmeseydiniz.
YanıtlaSilefendim çok haklısınız, bu gibi durumlarda susmak yerine konuşup bilmeyenlere öğretmek gerekir, ancak yaşı hiçte küçük sayılmayacak 25 30 yaşlarındaki insanlar o yaşlarına gelene kadar bunu öğrenememişlerse benim sözlerim nasıl etki etsin ki..
Sil