Adli Tatil öncesi son duruşma… İstikamet Kütahya. Alt tarafı bir
duruşmaya gidip gelmek ne kadar maceralı olabilir ki? Diyorsanız eğer lütfen
okuyunuz… Zira herhangi bir insanın başına aynı anda gelemeyecek herşeyi aynı
anda yaşamış bulunuyor avukatınız.
12 Temmuz’da hem Ankara’da çok önemli iki duruşmam hem de Kütahya’da
bir duruşmam vardı. Mecburen Kütahya’da ki duruşmaya mazeret beyanımı gönderip
Ankara’yı tercih etmek durumunda kaldım.
Nasıl olsa 3 aydan önceye duruşma günü verilmez, Ekim’de rahat rahat
giderim Kütahya’ya diye düşünüyordum. Nerden bilebilirdim ki Hakimin mazereti
kabul edip duruşmayı 19 Temmuz’a yani bir hafta sonrasına erteleyeceğini…
Madem Hakim bey bu duruşmayı yapmaya bu kadar istekli e öyleyse
Ankara ve Bolu’da ki duruşmaları es geçip adli tatili Kütahya’da başlatalım
dedik cübbem ve ben. Müvekkil kurum masraf olarak otobüs biletini karşıladığı
için mecburen otobüsle gidecektim. Duruşmam saat 11:00’deydi ve Ankara’dan en
erken kalkan otobüs 7:30’daydı. Kütahya otogara varış saati olarak 10:45’I
gösteren bu otobüsten biletimi aldım. Hiç bir duruşma saatinde görülmez,
otogarda adliyeye yakınmış kesin yetişirim dedim. Hatta belki biraz gecikirim
diye otobüs ile geleceğimi belirterek aksamalar olabileceğini, bu nedenle
duruşmanın yarım saat bekletilmesi için UYAP’tan mazeretimi de bildirdim. Ama
işte yetişilmiyormuş..
Sabah gözümü açtığımda saat 6:53’tü. Öyle bir telaşla hazırlandım ki
10 dk sonra kapıdaydım. Otobüsü kaçırırım korkusuyla metro ile gitmeyi göze
alamayıp taksiye bindim ve 7:20’de AŞTİ’deydim. 7:30’da Ankara’dan hareket
etmesi gereken Kamil Koç firmasına ait olan araç Aşti Terminale 8:30’da giriş
yaptı. Zaten benim şansımdan günlük güneşlik havada otobüs1 saat rötar yapmasa
olmazdı… 8:40 gibi hareket eden otobüs karınca hızı ile ilerlerken
uyuyakalmışım. Gözümü açtığımda saat 11’di. Neyse dedim kesin yaklaşmışızdır
bir haritadan bakayım.. Birde ne
göreyim, otobüs evet yaklaşmış ama Kütahya’ya değil Eskişehir’e yaklaşmış!
Şoföre sordum, arızadan dolayı yavaş gidiyoruz, ama zaten güzergahımız
Eskişehir’e uğramak sadece iki saat geç varacaksınız Kütahya’ya dedi. Şaka mı
yapıyorsunuz diye başladım tartışmaya! Beni bilenler bilir, aslında çok sessiz
sakin ve genellikle insanlarla çok tartışmaya girmeyen bir yapım vardır. Ama şoför
ve muavinlerin bu ukala ve saygısızca tavırları beni delirtti resmen.
Otobüse bindiğimde şikayet hattı cevap vermediği için ve müşteri
ilişkileri birimine bağlanamadığım için (kimsenin yarım saat çalan telefona
cevap vermemesinden dolayı) Kamil Koç’un mobil uygulamasından şikayet kaydı
oluşturmuştum. Bu durumu otobüs görevlilerine hatırlatıp benim 10:45 ‘te
Kütahya otogarda olmam gerekiyordu dedim. İmkanı yok o satte Kütahya’da
olmanızın, zaten Eskişehir Ankara arası 3 saat sürüyor diye saçma bir açıklama
yaptılar. Ama ben bilet alırken Otobüsün güzergahında Eskişehir yoktu ve
10:45’te Kütahya Otogarda olacak yazıyordu, ama beni dikkate almadılar bile.

Duruşmayı kaçıracağımı anlayınca doğrudan mahkeme kalemini arayıp
yolda olduğumu söyleyerek duruşmayı bekletmelerini rica ettim. Tabi ki kalem
görevlileri hakime iletiriz ama kararı o verir deyip çokta ilgilenmediler
durumla. Bu arada bu duruşma neden
önemli bu kadar onu da belirteyim, ara duruşma değildi hüküm/karar
duruşmasıydı. O yüzden katılmam gerekiyordu.
Eskişehir Otogara vardığımızda saat 11:30’du. Muavine ne zaman
hareket edecek dedim aldığım cevap ise beni yavaş yavaş delirme eşiğine doğru
itiyordu: “Bu otobüs arızalandı, siz bir sonraki araçla saat 12:15’te buradan
hareket edeceksiniz, saat 14:00’te Kütahya’da olursunuz!” Bu sefer duyduklarım beni hanımefendi
kişiliğimden tamamen çıkarmıştı! Artık önüme gelenle tartışmaya başlamıştım.
Kendimi dışardan izlesem bu ben olamam derim kesin ama canı yanınca insan
gerçekten sınırları öyle bir aşabiliyor ki.. Asıl kızdığım konu ise hatanın
kabul edilip mağduriyetin giderilmesi yerine üste çıkmaya çalışma çabaları ve
otobüs arızalandı bahanesine sığınmaları. Arıza nedir diye sorduğumda ise
Karadeniz tarafından geliyor bu otobüs, yağmur yağdığı için silecekler
arızalandı dediler. Hani derler ya özrü kabahatinden büyük diye, benim için de
bu açıklama aynen bu hükümdeydi. Hani deseler ki güneydoğudan geliyor bu
otobüs, beklenmeyen yağışlar silecekleri bozdu, işte o zaman hak veririm belki
ama Karadeniz bu ülkede yağmurun düşmediği bir günü olmayan bir bölge iken
burada taşımacılık yapan otobüslerin silecek bozuldu demeleri o kadar abes geliyor
ki! Neden bakımı yapılmayan, 1980’lerden kalma bir model otobüsle yolcu
taşıyorsunuz ki?
Velhasılı kelam Eskişehir Otogarda Kamil Koç yetkilileri hiçbir
şekilde yardımcı olmadılar, aynı zamanda kusurlu hizmetlerinden dolayı zararı
giderme çabası içerisine girmediler. Benim ise tek derdim davanın düşmemesi ve
duruşmaya yetişebilmekti.. Son çare olarak ne yaptım dersiniz???
Evet bazılarınız doğru tahmin etti çılgınlığımı… Artık Eskişehir’den
Kütahya’ya taksi ile gitmedim demem! Taksici amcalarla bir pazarlık tutturduk;
kimisi hız sınırını aşamam dedi kimisi 250 TL’den aşağısı kurtarmaz dedi ama en
sonunda bir amca 200 TL’ye 45 dk’ya yetiştiririm seni dedi ve öyle de yaptı.
11:45’te başlayan taksi yolculuğum 12:30 ‘da Kütahya Adliyesi Hukuk Mahkemeleri
Ek Hizmet Binasının önünde son buldu. Koşa koşa girdiğim adliyeden çıt ses
çıkmıyordu. Güvenlik görevlisi herkesin öğle arasına gittiğini söyledi ben ise
son bir ümit mahkeme kalemine çıktım. Kapıyı açtığımda içerde bir görevli
oturuyordu ve korkulu gözlere ona bakarak “Duruşmalar bitti mi?” dedim… O kadar
çaresizce çıkmıştı ki sesim anlatamam nasıl titrediğini. O ise “EVET BİTTİ”
dedi. Sonra bir sessizlik oldu. Ardından müvekkil kurumun adını söyleyerek siz
onun vekili misiniz dedi. Evet, dedim. “Hakim sizin duruşmayı saat 13:30’da
alacak.” Dedi. “Yanlış duymadım demi nasıl yani duruşmayı bekletti mi?” diye
inanılmaz yüksek bir tepki vermiş olacağım ki kalem görevlisi sevincime
tebessümü ile cevap vermekten kaçınamadı J.
Saat 2 sıralarında duruşma salonuna giren hakime anlayışı için minnet
duygularımı içeren teşekkürlerimi ilettim.. İyi misiniz , bir sıkıntı yoktur
umarız dedi, ben ise sadece gülümsedim… O tebessüm o kadar çok sözcüğü
barındırıyordu ki bünyesinde kimse tahmin edemezdi sanırım…
Lehe sonuçlanan kararın ardından otobüs saatine kadar biraz gezeyim
dedim. Normalde gezi planım belliydi. İş için gideceğim şehirleri araştırıp
gezi planı yaparım muhakkak. Ama o kadar kötü bir gün geçirmiştim ki ne uzun
uzun gezecek ne de Kütahya Kalesine çıkacak halim kalmamıştı. Sevgi yolu
dedikleri uzun bir çarşı caddesi var, orada baştan sona yürüyüp, leblebilerimi
alıp, Kütahya porselen outletini gezip otogar yoluna düştüm. Ve akşam saat 11
civarında nihayet evimdeydim… Ahhh evim canım evim güzel evim!




Hiç yorum yok:
Yorum Gönder