26 Temmuz 2018 Perşembe

ADLİ TATİL ÖNCESİ SON İSTİKAMET KÜTAHYA


Adli Tatil öncesi son duruşma… İstikamet Kütahya. Alt tarafı bir duruşmaya gidip gelmek ne kadar maceralı olabilir ki? Diyorsanız eğer lütfen okuyunuz… Zira herhangi bir insanın başına aynı anda gelemeyecek herşeyi aynı anda yaşamış bulunuyor avukatınız.

12 Temmuz’da hem Ankara’da çok önemli iki duruşmam hem de Kütahya’da bir duruşmam vardı. Mecburen Kütahya’da ki duruşmaya mazeret beyanımı gönderip Ankara’yı tercih etmek durumunda kaldım.  Nasıl olsa 3 aydan önceye duruşma günü verilmez, Ekim’de rahat rahat giderim Kütahya’ya diye düşünüyordum. Nerden bilebilirdim ki Hakimin mazereti kabul edip duruşmayı 19 Temmuz’a yani bir hafta sonrasına erteleyeceğini…



Madem Hakim bey bu duruşmayı yapmaya bu kadar istekli e öyleyse Ankara ve Bolu’da ki duruşmaları es geçip adli tatili Kütahya’da başlatalım dedik cübbem ve ben. Müvekkil kurum masraf olarak otobüs biletini karşıladığı için mecburen otobüsle gidecektim. Duruşmam saat 11:00’deydi ve Ankara’dan en erken kalkan otobüs 7:30’daydı. Kütahya otogara varış saati olarak 10:45’I gösteren bu otobüsten biletimi aldım. Hiç bir duruşma saatinde görülmez, otogarda adliyeye yakınmış kesin yetişirim dedim. Hatta belki biraz gecikirim diye otobüs ile geleceğimi belirterek aksamalar olabileceğini, bu nedenle duruşmanın yarım saat bekletilmesi için UYAP’tan mazeretimi de bildirdim. Ama işte yetişilmiyormuş..

Sabah gözümü açtığımda saat 6:53’tü. Öyle bir telaşla hazırlandım ki 10 dk sonra kapıdaydım. Otobüsü kaçırırım korkusuyla metro ile gitmeyi göze alamayıp taksiye bindim ve 7:20’de AŞTİ’deydim. 7:30’da Ankara’dan hareket etmesi gereken Kamil Koç firmasına ait olan araç Aşti Terminale 8:30’da giriş yaptı. Zaten benim şansımdan günlük güneşlik havada otobüs1 saat rötar yapmasa olmazdı… 8:40 gibi hareket eden otobüs karınca hızı ile ilerlerken uyuyakalmışım. Gözümü açtığımda saat 11’di. Neyse dedim kesin yaklaşmışızdır bir haritadan bakayım..  Birde ne göreyim, otobüs evet yaklaşmış ama Kütahya’ya değil Eskişehir’e yaklaşmış! Şoföre sordum, arızadan dolayı yavaş gidiyoruz, ama zaten güzergahımız Eskişehir’e uğramak sadece iki saat geç varacaksınız Kütahya’ya dedi. Şaka mı yapıyorsunuz diye başladım tartışmaya! Beni bilenler bilir, aslında çok sessiz sakin ve genellikle insanlarla çok tartışmaya girmeyen bir yapım vardır. Ama şoför ve muavinlerin bu ukala ve saygısızca tavırları beni delirtti resmen.

Otobüse bindiğimde şikayet hattı cevap vermediği için ve müşteri ilişkileri birimine bağlanamadığım için (kimsenin yarım saat çalan telefona cevap vermemesinden dolayı) Kamil Koç’un mobil uygulamasından şikayet kaydı oluşturmuştum. Bu durumu otobüs görevlilerine hatırlatıp benim 10:45 ‘te Kütahya otogarda olmam gerekiyordu dedim. İmkanı yok o satte Kütahya’da olmanızın, zaten Eskişehir Ankara arası 3 saat sürüyor diye saçma bir açıklama yaptılar. Ama ben bilet alırken Otobüsün güzergahında Eskişehir yoktu ve 10:45’te Kütahya Otogarda olacak yazıyordu, ama beni dikkate almadılar bile.




Duruşmayı kaçıracağımı anlayınca doğrudan mahkeme kalemini arayıp yolda olduğumu söyleyerek duruşmayı bekletmelerini rica ettim. Tabi ki kalem görevlileri hakime iletiriz ama kararı o verir deyip çokta ilgilenmediler durumla.  Bu arada bu duruşma neden önemli bu kadar onu da belirteyim, ara duruşma değildi hüküm/karar duruşmasıydı. O yüzden katılmam gerekiyordu.

Eskişehir Otogara vardığımızda saat 11:30’du. Muavine ne zaman hareket edecek dedim aldığım cevap ise beni yavaş yavaş delirme eşiğine doğru itiyordu: “Bu otobüs arızalandı, siz bir sonraki araçla saat 12:15’te buradan hareket edeceksiniz, saat 14:00’te Kütahya’da olursunuz!”  Bu sefer duyduklarım beni hanımefendi kişiliğimden tamamen çıkarmıştı! Artık önüme gelenle tartışmaya başlamıştım. Kendimi dışardan izlesem bu ben olamam derim kesin ama canı yanınca insan gerçekten sınırları öyle bir aşabiliyor ki.. Asıl kızdığım konu ise hatanın kabul edilip mağduriyetin giderilmesi yerine üste çıkmaya çalışma çabaları ve otobüs arızalandı bahanesine sığınmaları. Arıza nedir diye sorduğumda ise Karadeniz tarafından geliyor bu otobüs, yağmur yağdığı için silecekler arızalandı dediler. Hani derler ya özrü kabahatinden büyük diye, benim için de bu açıklama aynen bu hükümdeydi. Hani deseler ki güneydoğudan geliyor bu otobüs, beklenmeyen yağışlar silecekleri bozdu, işte o zaman hak veririm belki ama Karadeniz bu ülkede yağmurun düşmediği bir günü olmayan bir bölge iken burada taşımacılık yapan otobüslerin silecek bozuldu demeleri o kadar abes geliyor ki! Neden bakımı yapılmayan, 1980’lerden kalma bir model otobüsle yolcu taşıyorsunuz ki?

Velhasılı kelam Eskişehir Otogarda Kamil Koç yetkilileri hiçbir şekilde yardımcı olmadılar, aynı zamanda kusurlu hizmetlerinden dolayı zararı giderme çabası içerisine girmediler. Benim ise tek derdim davanın düşmemesi ve duruşmaya yetişebilmekti.. Son çare olarak ne yaptım dersiniz???

Evet bazılarınız doğru tahmin etti çılgınlığımı… Artık Eskişehir’den Kütahya’ya taksi ile gitmedim demem! Taksici amcalarla bir pazarlık tutturduk; kimisi hız sınırını aşamam dedi kimisi 250 TL’den aşağısı kurtarmaz dedi ama en sonunda bir amca 200 TL’ye 45 dk’ya yetiştiririm seni dedi ve öyle de yaptı. 11:45’te başlayan taksi yolculuğum 12:30 ‘da Kütahya Adliyesi Hukuk Mahkemeleri Ek Hizmet Binasının önünde son buldu. Koşa koşa girdiğim adliyeden çıt ses çıkmıyordu. Güvenlik görevlisi herkesin öğle arasına gittiğini söyledi ben ise son bir ümit mahkeme kalemine çıktım. Kapıyı açtığımda içerde bir görevli oturuyordu ve korkulu gözlere ona bakarak “Duruşmalar bitti mi?” dedim… O kadar çaresizce çıkmıştı ki sesim anlatamam nasıl titrediğini. O ise “EVET BİTTİ” dedi. Sonra bir sessizlik oldu. Ardından müvekkil kurumun adını söyleyerek siz onun vekili misiniz dedi. Evet, dedim. “Hakim sizin duruşmayı saat 13:30’da alacak.” Dedi. “Yanlış duymadım demi nasıl yani duruşmayı bekletti mi?” diye inanılmaz yüksek bir tepki vermiş olacağım ki kalem görevlisi sevincime tebessümü ile cevap vermekten kaçınamadı J.


Saat 2 sıralarında duruşma salonuna giren hakime anlayışı için minnet duygularımı içeren teşekkürlerimi ilettim.. İyi misiniz , bir sıkıntı yoktur umarız dedi, ben ise sadece gülümsedim… O tebessüm o kadar çok sözcüğü barındırıyordu ki bünyesinde kimse tahmin edemezdi sanırım…

Lehe sonuçlanan kararın ardından otobüs saatine kadar biraz gezeyim dedim. Normalde gezi planım belliydi. İş için gideceğim şehirleri araştırıp gezi planı yaparım muhakkak. Ama o kadar kötü bir gün geçirmiştim ki ne uzun uzun gezecek ne de Kütahya Kalesine çıkacak halim kalmamıştı. Sevgi yolu dedikleri uzun bir çarşı caddesi var, orada baştan sona yürüyüp, leblebilerimi alıp, Kütahya porselen outletini gezip otogar yoluna düştüm. Ve akşam saat 11 civarında nihayet evimdeydim… Ahhh evim canım evim güzel evim!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder