Eveeettt, taze avukat olarak ilk yazımı kaleme alma zamanı geldi sanırım. Biraz sisteme dem vurup sistemsizliği eleştirip canınızı sıkacağım ama olsun. Gerçekler acıdır malumunuz olduğu üzere... Hepinizinde bildiği üzere gezmeyi çok seven ve söz konusu farklı yerler gezip görme olduğunda yerinde duramayan bir yapım vardır. Zor gelmez bana şehir dışı işler, mesailer. Hatta avukatlığın en sevdiğim yanlarından biridir Dünyanın dört bir yanına mesleğin gereği olarak iş icabı gidebiliyor olmak. Şu kısacık süreçte Ankara dışında bir kaç farklı şehirde adliye görme şansım oldu ve severek gidip geldim tabi. İstanbul, Eskişehir, Gaziantep, Kahramanmaraş… Daha gezilecek çok yer var ama bu şehirler şuanda değineceğim konu için yeterli bir kıstas oluşturuyor zaten.
Bildiğiniz
üzere
Ankara Barosunda stajımı tamamladım ve
bir süre
önce
ruhsatımı
alarak Ankara Barosu'na kaydımı yaptırdım. Staj sürecinde
sadece dilekçe
yazıp,
icra takipleri ile uğraşırken
artık
davaların
duruşma
boyutu da eklendi mesai cetvelime. Bu
ise Ankara şartlarında
beni inanılmaz
derecede zorlayacak gibi duruyor. Neden mi? Şöyle anlatayım
efendim.
Öncelikle
sizlere Ankara da mevcut bulunan adliye binalarını
saymakla başlamak
istiyorum.
1- Ankara Adliyesi Sıhhiye
Binası
(Ağır
ceza, Asliye ceza, Savcılık, Sulh ceza, Aile mahkemesi … vs
burada bulunuyor.)
2-
Ankara Adliyesi Dış
Kapı
Ek Hizmet Binası
( Asliye hukuk, Sulh hukuk, Tüketici mahkemeleri burada bulunuyor.)
3-
Ankara Adliyesi Balgat Ek Hizmet Binası ( İş ve Ticaret Mahkemeleri
burada bulunuyor.)
4-
Ankara Adliyesi İcra
Daireleri - İcra
Mahkemeleri Ek Hizmet Binası (Adından da anlaşılacağı üzere
icra dairelerinin ve icra mahkemelerinin bulunduğu
adliye)
5-
Ankara İdare,Vergi,
BİM
Ek Hizmet Binası
(Bölge
idare, idare ve vergi mahkemelerinin bulunduğu
adliye)
6-
Ankara Bölge
Adliye Mahkemesi (İstinaf
mahkemeleri)
Yukarıda
isimleri geçen
adliyelerin aslında
tek çatı/kampüs
altında
toplanması
gerekiyor. Gezip gördüğüm diğer şehirlerde
yer alan adliyelerde bütün yargı kolları aynı
bina ya da aynı
kampüs
alanı
içerisinde
bulunuyor. Böylece
avukatlar davalar için
ordan oraya koşturmak
ya da aynı
gün
içinde
farklı
mahkemelerde olan duruşmaları için mazeret göndermek
zorunda kalmıyor. Mesela hemen hemen her hafta Eskişehir’e
gidiyorum dava ve icra takipleri için. Tek bina içerisinde
yer alıyor
hem mahkemeler (hukuk-ceza) hem de icra daireleri. Böylece
bir yerden başka
bir yere mesai bitmeden yetişme telaşım
olmadan yorulmadan halledebiliyorum işlerimi.
Ama mesele Ankara adliyeleri olunca iş o kadar çetrefilli
ki anlatılmaz
yaşanır
cinsten. Örneğin
bu sabah hem icra ceza mahkemesinde hemde iş
mahkemesinde duruşmam
vardı.
Birisi saat 9.37’de diğer 10:10’da. İkisi
de Ankara’nın
farklı
uçlarında
yer alan mahkeme binalarında. Acaba hangisine gidecektim ve hangisine
mazeret dilekçesi
gönderecektim.
Çünkü
hemen hemen yarım
saat arayla görülecek
iki duruşma
için
(duruşmaların
asla tam zamanında
alınmadığı gerçeği de
aşikarken)
bir adliyeden diğerine
yetişmem
imkansızdı. Bende mecbur birine gittim diğerine
mazeret sunduk. Peki bu haksızlık değil mi?
Avukatlık
mesleği
kamu yararı
içindir
diyorsunuz, avkatlar mesleklerini icra ederken kamu görevlisi
gibidir diyorsunuz, hatta avukatı en ufak bir durumda –Kamu görevlilerinin/memurların
yararlandığı
haklardan yararlanamadığı halde- kamu görevlisi
gibi sorumlu tutup ağır
cezalara hükmediyorsunuz. Peki
neden en temel görevimiz
olan savunma hakkımızı kısıtlıyorsunuz?
Tüm
şehirlerde
ortak bir Adliye var iken Neden Türkiye’nin Başkentinde
sadece Merkezde hizmet yürüten 6 farklı
Adliye Binası
var? Sanmayın
ki birbirine yakın… Her
bir adliye bambaşka
noktalarda. Mesela yarın hem iş
mahkemesinde (Balgat) hem Asliye Hukuk Mahkemesinde (Dışkapı)duruşmam
olsa ben hangisine gideceğim? Peki bu gidiş
gelişlerde
geçen
süreler
düşünüldüğünde
ben duruşma
harici görevleri
(dilekçe,
müzekkere
vs.) nasıl
yazıp
yetiştireceğim?
Sadece şahsım
nezdinde anlatıyorum
ancak mesele hakikaten çok sıkıntılı ve çok derin. Ankara da görev
yapan ve geleceğini
burada temellendirmek arzusunda olan bir avukat olarak maalesef söylemek
zorundayım
ki Adliyeler arasında
ki bu kopukluk beni daha yolun başında inanılmaz
yordu. Eminim ki bu durumdan memnun olan tek bir avukat bile yoktur Ankara da. Öyle
küçük
sayılarda
da değiliz
bu arada. Mesela ben Aralık ayında ruhsat almış
biri olarak 32000 küsürlü bir
sicile kaydoldum. Yani şuan yaklaşık
33.000 Avukatın
bulunduğu
ve BAŞKENT
olan Ankara ‘da bu dağınık
Adliye sorununun acilen çözümlenmesi
gerekmekte. Gereği yetkililere arz olunur.
Saygılarımla efendim.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder