23 Ocak 2018 Salı

Taze Avukatınızdan Ankara'da Avukat Olma Sorunsalı

 
  Eveeettt, taze avukat olarak ilk yazımı kaleme alma zamanı geldi sanırım.  Biraz sisteme dem vurup sistemsizliği eleştirip canınızı sıkacağım ama olsun. Gerçekler acıdır malumunuz olduğu üzere... Hepinizinde bildiği üzere gezmeyi çok seven ve söz konusu farklı yerler gezip görme olduğunda yerinde duramayan bir yapım vardır. Zor gelmez bana şehir dışı işler, mesailer. Hatta avukatlığın en sevdiğim yanlarından biridir Dünyanın dört bir yanına mesleğin gereği olarak iş icabı gidebiliyor olmak.  Şu kısacık süreçte Ankara dışında bir kaç farklı şehirde adliye görme şansım oldu ve severek gidip geldim tabi. İstanbul, Eskişehir, Gaziantep, Kahramanmaraş… Daha gezilecek çok yer var ama bu şehirler şuanda değineceğim konu için yeterli bir kıstas oluşturuyor zaten.

   Bildiğiniz üzere Ankara Barosunda stajımı tamamladım ve bir süre önce ruhsatımı alarak Ankara Barosu'na kaydımı yaptırdım. Staj sürecinde sadece dilekçe yazıp, icra takipleri ile uğraşırken artık davaların duruşma boyutu da eklendi mesai cetvelime.  Bu ise Ankara şartlarında beni inanılmaz derecede zorlayacak gibi duruyor. Neden mi? Şöyle anlatayım efendim.

   Öncelikle sizlere Ankara da mevcut bulunan adliye binalarını saymakla başlamak istiyorum.
1-  Ankara Adliyesi Sıhhiye Binası (Ağır ceza, Asliye ceza, Savcılık, Sulh ceza, Aile mahkemesi vs burada bulunuyor.)
2- Ankara Adliyesi Dış Kapı Ek Hizmet Binası ( Asliye hukuk, Sulh hukuk, Tüketici mahkemeleri burada bulunuyor.)
3- Ankara Adliyesi Balgat Ek Hizmet Binası ( İş ve Ticaret Mahkemeleri burada bulunuyor.)
4- Ankara Adliyesi İcra Daireleri - İcra Mahkemeleri Ek Hizmet Binası (Adından da anlaşılacağı üzere icra dairelerinin ve icra mahkemelerinin bulunduğu adliye)
5- Ankara İdare,Vergi, BİM Ek Hizmet Binası (Bölge idare, idare ve vergi mahkemelerinin bulunduğu adliye)
6- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi (İstinaf mahkemeleri)

    Yukarıda isimleri geçen adliyelerin aslında tek çatı/kampüs altında toplanması gerekiyor. Gezip gördüğüm diğer şehirlerde yer alan adliyelerde bütün yargı kolları aynı bina ya da aynı kampüs alanı içerisinde bulunuyor. Böylece avukatlar davalar için ordan oraya koşturmak ya da aynı gün içinde farklı mahkemelerde olan duruşmaları için mazeret göndermek zorunda kalmıyor.  Mesela hemen hemen her hafta Eskişehir’e gidiyorum dava ve icra takipleri için. Tek bina içerisinde yer alıyor hem mahkemeler (hukuk-ceza) hem de icra daireleri. Böylece bir yerden başka bir yere mesai bitmeden yetişme telaşım olmadan  yorulmadan halledebiliyorum işlerimi. Ama mesele Ankara adliyeleri olunca iş o kadar çetrefilli ki anlatılmaz yaşanır cinsten. Örneğin bu sabah hem icra ceza mahkemesinde hemde iş mahkemesinde duruşmam vardı. Birisi saat 9.37’de diğer 10:10’da. İkisi de Ankara’nın farklı uçlarında yer alan mahkeme binalarında. Acaba hangisine gidecektim ve hangisine mazeret dilekçesi gönderecektim. Çünkü hemen hemen yarım saat arayla görülecek iki duruşma için (duruşmaların asla tam zamanında alınmadığı gerçeği de aşikarken) bir adliyeden diğerine yetişmem imkansızdı.  Bende mecbur birine gittim diğerine mazeret sunduk. Peki bu haksızlık değil mi?
      
        Avukatlık mesleği kamu yararı içindir diyorsunuz, avkatlar mesleklerini icra ederken kamu görevlisi gibidir diyorsunuz, hatta avukatı en ufak bir durumda –Kamu görevlilerinin/memurların yararlandığı haklardan yararlanamadığı halde- kamu görevlisi gibi sorumlu tutup ağır cezalara hükmediyorsunuz. Peki neden en temel görevimiz olan savunma hakkımızı kısıtlıyorsunuz? Tüm şehirlerde ortak bir Adliye var iken Neden Türkiye’nin Başkentinde sadece Merkezde hizmet yürüten 6 farklı Adliye Binası var? Sanmayın ki birbirine yakın Her bir adliye bambaşka noktalarda. Mesela yarın hem iş mahkemesinde (Balgat) hem Asliye Hukuk Mahkemesinde (Dışkapı)duruşmam olsa ben hangisine gideceğim? Peki bu gidiş gelişlerde geçen süreler düşünüldüğünde ben duruşma harici görevleri (dilekçe, müzekkere vs.) nasıl yazıp yetiştireceğim? Sadece şahsım nezdinde anlatıyorum ancak mesele hakikaten çok sıkıntılı ve çok derin. Ankara da görev yapan ve geleceğini burada temellendirmek arzusunda olan bir avukat olarak maalesef söylemek zorundayım ki Adliyeler arasında ki bu kopukluk beni daha yolun başında inanılmaz yordu. Eminim ki bu durumdan memnun olan tek bir avukat bile yoktur Ankara da. Öyle küçük sayılarda da değiliz bu arada. Mesela ben Aralık ayında ruhsat almış biri olarak 32000 küsürlü bir sicile kaydoldum. Yani şuan yaklaşık 33.000 Avukatın bulunduğu ve BAŞKENT olan Ankara ‘da bu dağınık Adliye sorununun acilen çözümlenmesi gerekmekte. Gereği yetkililere arz olunur. 

Saygılarımla efendim.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder