Uzun çabalar neticesinde nihayet
yayınlandı Baro dergimiz. Aksilikler hiç bitmeyecek gibi gelsede emekler meyveye durdu nihayetinde. Geçen gün
diğer sayı için startı verdik ve ekip yeniden toplandı. Yolun başında olan kuru
kalabalık yoktu artık. Amacı olmayanlar ve geçerken uğrayanları uğurladıktan
sonra sağlam bir ekiple yola devam kararı aldık.
Sıradaki sayı için ne yazacağım konusunda
düşünüyordum bir süredir. Hatta ek görev olarak Avukatlar için kılık kıyafet
konusunu almıştım, herşey hazırdı, notlar-fotoğraflar-yazılması gerekenler…
Sadece redakte edilmeye ihtiyacı vardı ancak farkettim ki bunu yapabilecek kişi
ben değilim. Neden mi? Çünkü ben kalemimi sınırlamadan içimden geldiği gibi
yazdım bugüne dek herdaim... Asla belirli kalıplarla sınırlamadım ne yazılarımı
ne de hayatımı… Hep ucu açık oldu cümlelerimin, bol üç noktalı; çünkü nokta bir
SON demekti ve ben sonları hiç sevmem! Böylece bu yazı için doğru kişi
olmadığıma karar verip bunu hakkıyla yapabilecek başka birine devrettim.
Sonra dedim ki “Nerden Nereye Be Hülya!”,
işte buydu yazılmayı hakeden asıl konu. 1 yıl önce bu zamanlarda hayatım
biranda öyle bir değişmişti ki sanki 17 yıl verdiğim emek çöp olup gidecekti,
tabi bu benim düşündüğüm değil bana düşündürtülmeye çalışılan düşünceydi ama ben
bunu reddederek kendimi ummadığım ve hayalini dahi kurmadığım bir geleceğin
içine atıvermiştim büyük bir ümitle…
Ankara Barosu… Neden ? Niye? Nasıl ?
Niçin? Evet yazılacak asıl mesele buydu ve bunu yapmalıydım. Nihayet kararımı
verdim ama tabiki burdan değil dergi çıkınca dergiden okumanız gerekecek
devamını J . Yaklaşık 10 ay oldu buraya geleli ve birgün dahi pişman olmadım.
Hayatımı hep zorluklarla mücadele üzerine kurup anlık cesaretlerle yola çıkarak
yönlendirdim ve bu anlık cesaretler bana hep “İYİKİ” olarak geri döndü…
Iyiki Ankara – Maraş – Antep üçgeninde
karar kılmaya çalışırken cesaretimi kırmaya çalışan herkese inat Ankara’ya
gelmişim, İyiki korkmamışım, İyiki vazgeçmemişim, İyiki … Tabularımı yıktın Ankara
. Meğer hiçte zalim değilmişsin… Zalim olan insanlarmış…
Hayat anladığınız üzere devam edip gidiyor…
Belki hayalini kurmadığım bir geleceği yaşıyorum ama hiçte mutsuz değilim. Hep
hayırlısını istemiştim, ben elimden geleni yapayım ama hayırlısı olsun demiştim
ve şimdi HAYIRLISINI yaşıyorum ve buna inanıyorum. Tabi ki çok zorluklar oluyor
bu hayali yaşarken… Hiç birşey toz pembe değil, her gün 32 diş sırıtmıyorum,
kimseyle paylaşamadığım sıkıntılarım yok sanmayın… Ama sonuç olarak her gece
şükrederek uyuyorum… Stajyer olarak Köle gibi çalıştığımız halde ücret alma
hakkımızı yasaklayan yasalara inat, okulda öğrendiklerimizin pratikle alakası
olmamasına rağmen, stajer olduğumuz çin bizi umursamayan icra müdürlerine ve
kalem görevlilerine rağmen, ofiste hergün beni çıldırtacak bişeyler bulan
Frederic’e rağmen yinede mutluyum… Önemli olan da bu değil mi sizce de J. Görüşmek üzere…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder