9 Temmuz 2017 Pazar

HERŞEYE RAĞMEN


Uzun çabalar neticesinde nihayet yayınlandı Baro dergimiz. Aksilikler hiç bitmeyecek gibi gelsede  emekler meyveye durdu nihayetinde. Geçen gün diğer sayı için startı verdik ve ekip yeniden toplandı. Yolun başında olan kuru kalabalık yoktu artık. Amacı olmayanlar ve geçerken uğrayanları uğurladıktan sonra sağlam bir ekiple yola devam kararı aldık.
Sıradaki sayı için ne yazacağım konusunda düşünüyordum bir süredir. Hatta ek görev olarak Avukatlar için kılık kıyafet konusunu almıştım, herşey hazırdı, notlar-fotoğraflar-yazılması gerekenler… Sadece redakte edilmeye ihtiyacı vardı ancak farkettim ki bunu yapabilecek kişi ben değilim. Neden mi? Çünkü ben kalemimi sınırlamadan içimden geldiği gibi yazdım bugüne dek herdaim... Asla belirli kalıplarla sınırlamadım ne yazılarımı ne de hayatımı… Hep ucu açık oldu cümlelerimin, bol üç noktalı; çünkü nokta bir SON demekti ve ben sonları hiç sevmem! Böylece bu yazı için doğru kişi olmadığıma karar verip bunu hakkıyla yapabilecek başka birine devrettim.
Sonra dedim ki “Nerden Nereye Be Hülya!”, işte buydu yazılmayı hakeden asıl konu. 1 yıl önce bu zamanlarda hayatım biranda öyle bir değişmişti ki sanki 17 yıl verdiğim emek çöp olup gidecekti, tabi bu benim düşündüğüm değil bana düşündürtülmeye çalışılan düşünceydi ama ben bunu reddederek kendimi ummadığım ve hayalini dahi kurmadığım bir geleceğin içine atıvermiştim büyük bir ümitle…
Ankara Barosu… Neden ? Niye? Nasıl ? Niçin? Evet yazılacak asıl mesele buydu ve bunu yapmalıydım. Nihayet kararımı verdim ama tabiki burdan değil dergi çıkınca dergiden okumanız gerekecek devamını J . Yaklaşık 10 ay oldu buraya geleli ve birgün dahi pişman olmadım. Hayatımı hep zorluklarla mücadele üzerine kurup anlık cesaretlerle yola çıkarak yönlendirdim ve bu anlık cesaretler bana hep “İYİKİ” olarak geri döndü…
Iyiki Ankara – Maraş – Antep üçgeninde karar kılmaya çalışırken cesaretimi kırmaya çalışan herkese inat Ankara’ya gelmişim, İyiki korkmamışım, İyiki vazgeçmemişim, İyiki … Tabularımı yıktın Ankara . Meğer hiçte zalim değilmişsin… Zalim olan insanlarmış… 

Hayat anladığınız üzere devam edip gidiyor… Belki hayalini kurmadığım bir geleceği yaşıyorum ama hiçte mutsuz değilim. Hep hayırlısını istemiştim, ben elimden geleni yapayım ama hayırlısı olsun demiştim ve şimdi HAYIRLISINI yaşıyorum ve buna inanıyorum. Tabi ki çok zorluklar oluyor bu hayali yaşarken… Hiç birşey toz pembe değil, her gün 32 diş sırıtmıyorum, kimseyle paylaşamadığım sıkıntılarım yok sanmayın… Ama sonuç olarak her gece şükrederek uyuyorum… Stajyer olarak Köle gibi çalıştığımız halde ücret alma hakkımızı yasaklayan yasalara inat, okulda öğrendiklerimizin pratikle alakası olmamasına rağmen, stajer olduğumuz çin bizi umursamayan icra müdürlerine ve kalem görevlilerine rağmen, ofiste hergün beni çıldırtacak bişeyler bulan Frederic’e rağmen yinede mutluyum… Önemli olan da bu değil mi sizce de J. Görüşmek üzere…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder