18 Ekim 2016 Salı

BEYRAN AŞKINA (Hastaların Şifası)

Kurban Bayramı sonrasıydı ilk adım atışım yeni hayatıma. 2 gün sonra ise Ankara’da ilk bir ayımı bitirmiş olacağım ama hala staja başlayamadım tatil modunda bekliyorum J (Staja dair yaşadıklarım ve yaşayacaklarım sonraki yazılarda sizlerle olacak don’t worry ;) )

Ankara beni pekte sıcak karşılamadı ne yazık ki. Tamam tahmin ediyordum soğuk bir memleket olduğunu ama ey vicdansız gelir gelmez hemen hasta etmene de  gerek yoktu ki :/  Anladığınız üzere hastayım şu sıralar  ve iyileşmemekte ısrarcı bir bünyem var..  Bunları yazarken aklıma Antep geldi ve yine peçetemi aldım elime.. Duygulanıyorum üzülüyorum, hayatımın 5 yılına sahip o şehir nasıl üzülmem ki.. Ömrümün en güzel yıllarını orda geçirdim en sevdiğim insanlarla… Biliyorum ki bir daha böylesine sevdiğim ve seveceğim bir ortamım olamayacak çünkü her genç için üniversite hayatı en unutulmaz zamanlardır.. Tabi sadece bunlar değil Gaziantep özlemimi tetikleyen unsurlar!


Size Gaziantep denince ilk aklıma gelen şeyi anlatmak istiyorum : “BEYRAN!”  duymayanlar için belirteyim Beyran Gaziantep’e özgü muhteşem bir yemektir. Et ve pirinç  ana malzemesi ve naneli sarımsaklı biberli acı sosuyla buluşunca eşsiz bir lezzete ulaşıyor. Şuan beyrana büyük bir aşk beslesem de hazırlıkta yani 5 sene önce ilk düşüncelerim bunlar değildi tabi..  Bir arkadaşım beyranı ilk anlattığında beyin kavurma ile birlikte anlatmıştı tabi ben eti pek seven bir insan değildim o zamanlarda, e haliyle midem bulanmıştı ve beyrana gönül kapılarımı tamamen kapatmıştım. Ahh ahh çok pişmanım bu önyargımdan dolayı. Sonra efendim geldik 1.sınıfa. Yine bir gün hastalandım , sınıftan bir arkadaş değindi bu beyran hususuna “Git beyran iç hastalık falan kalmaz” dedi. Tabi benim yine aklıma hayvanın beyni geldi ve tiksindim. Yine gitmedim beyran içmeye. Sonra 2.sınıfta bir sabah namazına müteakip gidip ilk beyranımızı içme şerefine nail olduk ve gidiş o gidiş J O gün bu gündür beyransız bir hayat düşünemiyorum J .

Beyran Gaziantep’te baya ünlüdür özellikle şifadır şifa diye hasta olan kişilere içirirler ve gerçekten de etki ediyor. Mesela bir yarıyıl tatilinde babam 1 hafta evde öksürükle griple uğraştı hangi ilacı içerse içsin iyileşmedi. Sonra Antep’e beni bırakmaya geldiğinde beyran içtik ve bir iki saat geçmeden bomba gibi oldu J .

Genelde sabahları içerler beyranı ama bana göre bir saati yok , günün 24 saati gidip beyran içebilecek bir aşkım var J. Arkadaşlarımı da baya bıktırmıştım “hadi gidip beyran içelim” ısrarlarımla J Girdiğim iddialarım hep beyran üzerine olurdu, buluşmalarımızda nolur beyrana gidelim diye yalvarırdım arkadaşlarıma.. Çok çektirdim onlara bu aşk uğruna J Ahh ahh geçmişte kaldı bu günler malesef artık veda ettim antepe ve beyrana.. L .

Gitmek isteyenler olursa, Gaziantep’e yolu düşen olursa , hala denememiş olanlar varsa muhakkak denesinler! Tabi doğru mekanı tercih etmezseniz mideniz bu güzelim lezzeti kaldıramayabilir çünkü bazı mekanlar aşırı yağlı yapıyorlar ve bu da mideye zarar veriyor.
Mekan olarak ise ben ilk METANET’te  içtim, zaten en ünlü mekanı burası. Çarşının içinde TAHMİS KAHVESİ’nin hemen yan sokağında yer alıyor . Önce beyran içip sonra da Tahmis’te Elma Çayı  içerseniz mükemmel olur!!!
Diğer mekanlar ise KELEBEK, SAKIP USTA  ve ACIOĞLU. Hepside çok güzel yapıyorlar. Ben beğendim bu 4 mekanın etini sizlerde rahatlıkla gidin için J.

Lafın özüne gelecek olursak çok hastayım a dostlar. İyileşemiyorum. Kış erken geldi benim için ve anlaşılan bayada zor geçecek beyransız diyarlarda… Antep’te olsam ilacım belliydi , koşar içerdim beyranımı . Peki ya Ankara’da ne yapmalı ??? L

Deneyenlerin ımmm nefis dediğini duyar gibiyim, ohh afiyet olsun benim yerimede için bir tabak daha… Hastalıksız bir kış diliyorum herkese , Saygılar sevgiler J

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder