Bir benzetmeyle başlayalım bu yazımızada. Bir kartalın ve tavukların hikayesi olsun. Hikayemizde Kartalın gözü yükseklerdedir hep zirvelerde uçmak ister, ama
tavuk öyle değildir. Gözü yoktur yükseklerde, kafası hep yerdedir,
sadece karnını doyurmak ve günü geçirmek için sabahtan akşama didik
didik aranır yerlerde. İkisi de kuş türüdür belki ama bu
aynı
karaktere ve yapıya
sahip oldukları anlamına gelmez. Kartalın gözü hep büyük lokmadadır. Tavuklar ise kümeslerinde
mutludurlar çünkü başka birşey görmemişlerdir,
kapasiteleri ancak o kadardır.
İşte
bazen kendimi tavukların içindeki kartal
gibi hissediyorum. Onlar gibi olmak zorundaymışım gibi
hissediyorum , kanadım kırık bugünlerde , uçamıyorum göklerde , süzülemiyorum
bulutların arasında… Çekip gitmek istiyorum ama olmuyor. Cesaretim
kalmamış gibi
yada hiç olmamış gibi.. Ya bu
tavuklarla ömür boyu kafamı yerden kaldırmadan didiklenip
duracağım ya
da yaradanın diğerlerinden farklı kıldığı özelliklerimi özgürce ve cesaretle
sonuna kadar kullanmaya gayret edeceğim.. Birinci ihtimalde etrafımda birsürü insan olacak hiç yalnız olmayacağım belki ama mutlu
da olamayacağım ,
kendimi unutup onlar gibi davranmam gerekecek , 2.ihtimalde ise yalnız olacağım çünkü zirveler tek kişiliktir kalabalık istemez.
Yapayalnız uçarsın göklerde. Bu bakış açısıyla baktığımızda 2.ihtimal en
iyisidir ama bazen insanın mücadele gücü kalmaz ve
kimseden bir destek göremeyince
yaraları iyileşmez ve kırık kanadıyla zirvelere
cesaret edemeyip o kafasını yerden kaldırmayan
tavuklardan vazgeçip
gidemez.. Gözü hep göklerdedir , bir çırpsam şu kanatlarımı bir süzülüp gitsem
buralardan diye düşünür.. Ama bu ikilem
belkide kartalı öldürür… Öldürür derken mecazi
olarak yani. Aslında ruhen ölür , hastalanır, depresyona
girer ve yavaş yavaş biter yaşama sevinci.. En
kötüsüde budur, insan içindeki yaşama sevincini
kaybedince ne anlamı kalır ki yaşamanın.
Geçen gün bir dert ortağı buldum kendime.
Bazı
insanlarla konuşmak
nasılda rahatlatıcıdır, sanki damarlarınıza verilen bir
ilaç gibi.
Ben konuştum o
konuştu.
Birbirimizin eksik cümlelerini
tamamladık.
Yalnız
olmadığımı hissettim. İşte yukardaki benzetmeyi de o anlattı bana. Evin
penceresinden hergün
tavukları
izlerken aklına
gelmiş bu
durum. Anlattığında ise kendimi gördüm o kartalın yerinde.
Mezun olmak hayatın en acı gerçeklerindenmiş bunu anladım şu iki ay içinde. Öğrencilik muhteşem birşeymiş hele birde
burslu okuyorsanız.
Hala bir yön çizemedim kendime.
Kimi arkadaşım
avukatlık stajını başlattı kimisi HS sınavlarına hazırlanıyor kimisi yüksek lisansını yapıyor… Ama ben koca bir
boşluğun içindeyim. Neyi
istediğimin
bir öneminin
olmadığı bir
zamanı yaşıyoruz. Hangi
mesleği
yapmayı
istediğim
belli ama artık onu
yapmak için en
ufak bir şansım bile yok, neden
mi , çünkü kurunun yanında yaş olmak bunu
gerektirir.
Bu boşlukta
birde ailenizin akrabalarınızın yanındaysanız işler daha da zorlaşıyor. Her kafadan
bir ses çıkıyor, ama bu
sesler sizi motive etmek için değil kırılan kanadınızı iyice ezmek için çıkıyor. Hayallerim büyük, zirvelerde uçmak, bir kartal
gibi , ama etrafımda
sadece tavuklar var ümidimi
kırmak
isteyen…
Diyorum ben bu günleride
atlatırım Allah’ın izniyle yine
bulurum yolumu …
Öyle
zor bir dönem yaşıyoruz ki emeğin çalışmanın başarının hiç mi önemi yok demeye
başlıyorsunuz,
insanlar içeriğe değil sadece etikete
bakıyorlar
, markanız ünlüyse tamamsınız demektir ,
gerisi bir anlam ifade etmez. İşte bu bakış açısı sömürüyor tüm yaşama sevincinizi.
Gökler
iyice uzaklaşıyor
sizden.
Ama kendime sözüm var. Yılmak yok yola
devam diyorum. Ayağınızı kaydırmak isteyen çok kişi olur zor günlerinizde. Kimse
sırtınızı sıvazlayıp derdinize ortak
olmaz. İşte asıl önemli olan bunu
yapanlara inat güçlü kalabilmeyi başarabilmek. Çok zor olsada..
Unutmayın
vicdanınız rahatsa
gerisinin bir önemi
yoktur insanlar ne derse desinler… Çevremde çok cahil insan
var ama okumuş cahil
bunlar. Kendileri gibi olmam için
kanatlarımı ezmeye çalışıyorlar ama
unuttukları birşey var ki kanatlar
kırılsa bile kartal
yine kartaldır içi değişmez. İşte bende beni değiştirmeye çalışan, bakış açısı benden farklı olduğundan fikirlerimi
yoksayan, hayallerimi ayak altı
etmeye uğraşan herkese
inat , bu yaşıma kadar çektiğim tüm sıkıntılardan aldığım bir tecrübeyle yoluma
devam ediyorum. Unutmayın , önemli olan
zorlukları aşıp elde edilen başarıdır, torpille
parayla sağladığınız başarı ise size vicdan
azabı
olarak geri döner ve
mutluluğunuz
asla tam olmaz hep bir burukluk olur biryerlerde…
Doğru
olun, vicdanınıza göre kararlar alın, çok çalışın çabalayın, emek edin,
ilmek ilmek dokuyun, etikete değil
kaliteye bakın,
kimseyi tanımadan
yargılamayın, önyargılarınızdan arının, adil olun,
adaletli olun, kırmayın, üzmeyin, ve en önemlisi insanları sevin çünkü sevmekle başlar herşey… Ancak bunları yaparsanız güzel bir hayatın kapılarını aralarsınız kendinize ve
sizden sonraki nesillere.. Bu yolda bana
eşlik
etmek isteyen herkese şimdiden
en içten
dileklerimle başarılar diliyorum. Görüşmek üzere…

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder