29 Ağustos 2016 Pazartesi

HER SON YENİ BİR BAŞLANGIÇ / BRÜKSEL


Welcome diyerek başlayalım öyleyse :)
Zaman akıp gidiyor acımasızca ve farkettirmeden usulca… 2 sene geçti o muhteşem günlerin ardından. Erasmus dönüşü kendimi öyle yoğun bir hayatın içinde buldum ki beni en çok rahatlatan şey olan yazı yazmaya bile ara vermek zorunda kaldım. Ama artık bitti. 17 yılın nihayetinde artık Hukuk Fakültesi Mezunu olarak devam ediyorum hayatıma. (İş tekliflerine açığım J ) . Bu kadar hasretin ardından kaldığımız yerden devam edeyim anlatmaya yazmaya dedim. Açılışıda benim için çok özel bir yere sahip olan ve oturup yazmaya kıyamadığım Brüksel ile yapalım diye düşündüm. E hadi öyleyse kaldığımız yerden devam edelim maceramıza J.



BRÜKSEL.. 8 ay boyunca gezip gördüğüm birçok yeri detaylıca anlatma fırsatı buldum sizlere ancak gelin görün ki bir türlü anlatamadım benim için en özel olan şehri. Erasmus eğitimini Polonya’da tamamladıktan sonra Haziran ayının sona ermesiyle birlikte geçiş yapmıştım Brüksel/Belçika’ya. Tek başıma olmama rağmen hiç korkutucu olmayan aksine gece yarısı kalacağım yere varana kadar gencinden yaşlısına sarhoşundan serserisine herkes sadece yardımcı olmak niyetiyle el uzatmıştı bana. Metro sorduğum afrika asıllı fransız bir kız ile tanışmıştım , o da hukuk okuyordu, sohbete öyle dalmışız ki yanlış metro aktarmasına binmişiz. Farkedince çok mahcup oldu ve gideceğim durağa kadar yolunu uzatma pahasına yanımda ayrılmadı . İndiğimde ise valizimi taşıyamadığımı gören bir kaç 16 17 yaşlarında sarhoş genç elimden valizi alıp taşımak için yarışmıştı resmen. Önce korktum tabi valizi alıp kaçarlar diye ama onlarda utandırdı beni J . 

3 aylık stajımı AB mahallesi olarak bilinen bölgede bir kurumda yaptım. Hergün konferanslara , seminerlere gittim. Tabi bunlar Brüksel’in en önemli otellerinde yapılıyordu e haliyle ikram sınırsızdı J. AB mahallesi kalbime that kuran , geleceğe bakışımı değiştiren, ufkumu açan biryer oldu. Stajım çerçevesinde bir kaç milletvekili ile de görüşme şansım oldu ama adamlarda gram ego yok. Ilk görüşmeye gittiğimizde ofisinde yada şık bir restoranda falan olur diye düşünürken bir anda sokakta bir kafede buldum kendimi. Öyle takım elbiseli biri canlanmasın gözünüzde , çekmiş kotunu gelmiş amca J .   Umursamadığından değil elbet sadece kılık kıyafete göre insanları yargılamayı bıraktıklarından bu rahatlık.

Polonya biranın sudan ucuz olduğu bir ülkeydi. Brüksel/Belçika’da aynı. Ama arada dağlar kadar fark var. İkiside avrupa ülkesi ama kalite farkı kendini öyle çok hissettiriyor ki. Polonyada sarhoş birinin yanından başörtülü biri geçse birçok küfür sayabilir ancak Brüksel’de aynı tarzla barların olduğu sokaktan geçip gidin en ufak yadırgayan bir bakış bile göremezsiniz. Müslüman ve başörtülü bir genç kız olarak gezdiğim onca şehir / ülke arasında kendimi en güvende hissettiğim yer kesinlikle Brüksel’di. Adamların sarhoşu bile elit kardeşim J .

3 aylık zaman zarfında toplasanız 2 hafta bile güneşli geçmemiştir hava. Belkide en sevmediğim yanı buydu şehrin. Yağmur berekettir rahmettir ancak bir yandan da içimi hep bir huzursuzluk kaplardı. Ama buda benim şansımdan olsa gerek çünkü daha önceki küçük avrupa turunda ve yaz stajında yaptığım 2 haftalık interrailde de yağmur peşimi bırakmamış ve gittiğim her yeri yağmurla birlikte gezmek zorunda kalmıştım J. Ya Nasip.
 
Bilmeyenler için söylemek gerekirse Brüksel Avrupa Parlementosuna ev sahipliği daha doğrusu başkentlik yapıyor . Hani yıllardır giremediğimiz Avrupa Birliği var ya işte onun başkenti. Ama bir başkente göre çok sakin ve huzurlu. Ilerde avrupa da yaşamam gerekirse hiç düşünmeden tercih edeceğim bir şehir.  Aynı zamanda en önemli çikolata üreticisi. Özellikle “LEONİDAS” ve “ COTE D’OR” markaları ile ünlü. Cote D’or ‘un  BOUCHEE’sini denemenizi kesinlikle tavsiye ederim. LEONİDAS ise o kadar ünlü ki çikolata almak için girdiğinizde sıra fişi almanızı gerektirecek kadar kalabalık J. Ama çikolatanın tadı sıra fişi almanıza değecek kadar müthiş J.

Biraz abartmışım sanki :)
Herşeyiyle muhteşem bu şehir beni kendine hayran bırakarak yolcu etti. Çok hüzünlendim ayrılırken. Aileme değil de başka biryere gidiyor olsaydım ağlardım kesin…
Bu kadar dertleşmeden sonra birazda şehri tanıyalım mı , ne dersiniz?



Önce şehrin incisi ve simgesi olan ATOMİUM ile başlayalım. 1958 yılında Dünya Fuarı için inşa edilmiş. Demir kristalinin 165 milyar kez büyütülmüş hali olarak düşünebiliriz. Gündüz ayrı gece ayrı bir güzel. Içinde turistler için özel bir restoranda mevcut tabi paraya kıyıp girebilecekler için J


Benim için 2 numaralı gezi mekanı GRAND PLACE . bu meydan Brüksel’in en ünlü en hareketli meydanı. 4 bir yanında muhteşem mimari eserlere sahip. Elinize telefonunuzu alıp panaromik açıyla muhteşem görüntüler yakalayabilirsiniz. Yaz aylarında Türkiye-Belçika işbirliğinin simgesi olarak çiçek halı festivali yapılıyor bu meydanda. Bir çok çiçek çeşidiyle Türk halısı yapılıyor meydanda. Ben şans eseri kaçırdım festivali Fransa’da bulunduğum için ama gidip görme şansı bulursanız muhakkak gidin kaçırmayın.  Meydanda en çok dikkatimi çeken yapı ise HOTEL DE VİLLE oldu. Gotik tarzda yapılmış bu yapının bir kısmını komün meclisi olarak kullanıyorlar , bir kısmını ise kraliyet ailesi önemli günlerde etkinlik yapmak için kullanıyor. Meydanda oturup kahve içebileceğiniz kafelerde mevcut ancak biraz pahalı o nedenle pek tavsiye etmem J .
Grand Place’ın arka sokaklarına doğru yürürseniz önce çikolata müzesini görüp, çeşit çeşit çikolataların satıldığı mağazaları dolaşıp ve sokağın sonunda şehrin bir başka simgesi olan MANNEKEN PİS (İşeyen Çocuk) heykeli ile karşılaşırsınız. Bence hiç bir anlamı olmayan bu çıplak çocuk heykeli için çeşitli rivayetler mevcut. En ilgincime gideni anlatayım:” Eskiden bir savaş sırasında şuan Grand Place olarak anılan meydana bir bomba düşmüş. Kimse yaklaşmaya cesaret edememiş ama küçük bir çocuk gidip bombanın üzerine küçük çişini yapmış sonrada bomba etkisiz hale gelmiş.” Anladığınız üzere aşırı derecede saçma ve komik bir durum. Ama Belçikalılar aşırı önem veriyorlar bu küçük heykele. Hatta önemli günlerde bir güzel giyindirip süslüyorlar . Kıyafetlerinden oluşan bir müze bile mevcut.

ATOMİUM’un hemen yanında MİNİ EUROPE olarak anılan minyatür bir park mevcut. Ben Avrupan’nın bir çok yerini gezip gördüğüm için buraya girme gereksinimi duymadım ama vakti sınırlı olan ve her ülkeyi gezemeyecek olanlar için tavsiye ederim. İstanbul’da ki minyatürkün gelişmiş hali. Toplam 350 civarında minyatür yapı mevcut. Gidip görün pişman olmazsınız J.

Diğer önemli bir yapı ise BELÇİKA KRALİYET SARAYI namı diğer PALACE ROYAL. Eskiden Kral ve kraliçe yazı gelip burda geçirirlermiş. Ancak nerde o eski krallar kraliçeler deyip bu konuyu geçiyoruz J. Şuanda yazın belli bir zamanında genellikle ağustos ayında saray ziyaretçilere açılıyor. Bende gidip gördüm ama pek etkilenmedim açıkçası. İstanbul’da ki Beylerbeyi sarayımız bin kat daha görkemli buna göre.  Ama saraya giriş ücreti yok , bedava gezilecek yerler listenize ekleyebilirsiniz J.
 Bir şehrin yaşanabilir olup olmadığına parklara verdiği öneme göre de karar verebilirsiniz. Brüksel bunu çok iyi başarmış. Parkları bakımlı ve çok güzel. Özellikle evime yakın olduğu için sürekli koşuya gittiğim ve çevresindeki müzelerle de bilinen CINQUANTENAIRE PARKI favorimdi. Parkın girişinde “AUTOWORLD” VE “MUSEE ROYAL DE I’ARMEE ET D’HISTOIRE MILITAIRE” yani Belçika kraliyet Silah ve Askeri Tarih Müzesi bulunuyor. Arabalara ilgisi olanlara autoworld müzesini tavsiye ederim.

Son olarakta şehrin sokaklarında dolaşırken  karşınıza Brüksel’in en ünlü dini yapılarından biri olan ST. MICHAEL VE ST. GUDULA KATEDRALİ çıkabilir. Gotik tarzda yapılmış eser kraliyet ailesinin düğün ve cenaze merasimlerinde kullanılıyor. Çevrsinde çok fazla bar ve kafe tarzı yerler mevcut . Yaz aylarında  açık havada oturup soğuk birşeyler içmek için gelinebilecek güzel bir yer.

Zamanı olanlar için bir kaç ekstra yer önerisi: Belçika karikatür müzesi,  Kraliyet Güzel Sanatlar müzesi, Müzik enstrümanları Müzesi,  Saint Jacques sur Coudenberg Kilisesi,  Brüksel Oyuncak Müzesi, Notre Dame de la Chapelle, Basilique Nationale du Sacre-Coeur.





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder