Köln-Frankfurt arasında ki son Erasmus
seyehatime doğru yola çıkmışken tren yolculuğunun sıkıntısı sonucu 'boş durani Allah sevmez' deyip
başladım yazmaya. Evet ne demiştik en son ? -prag-... Berlin,prag,köln den
sonra bi gece vakti ulastik Amsterdam'a. Gittigimiz heryerde eve 12’den önce
gir(e)memistik ve ilk kez Amsterdam’da erken gidelim dedik. Ama malesef bu
sadece bir hayalden ibaretti.. Nedenini bilmek istediğini duyuyor gibiyim sanki sevgili okurum ama azıcık
sabret nolacak sanki , sende ne meraklı bir okurmuşsun öyleJ . Şaka şaka tabiki anlatıyorum hemen ,
oku bakalım J
Normalde Köln'den çıkıp Amsterdam'a
varmamız iki saat sürecekti ve en geç 10 da evde olacaktık.. Tabi ki olamadık..
Trenimiz tam tamina 80dk gecikmeli geldi ve yorucu bi yolculuğun ardından son otobüsü yakalamak için ordan oraya koşup
durak aradık Amsterdam’da ki ilk dakikalarımızda.. Bir ara sarhoş bir erkek
grubu yaklasip (türk) lakayt bi şekilde 'dikkat edin ilerdeki adamlar çantaları
elliyor ' falan dediler ama adamlardan çok o gençlerden korktuğumuz kesin.. Sağ salim eve vardigimizda çoktan yeni güne
girmiştik ve saat gecenin ikisiydi..
Ertesi sabah erkenden düştük Amsterdam
sokaklarına. Bedava haritalarimizi tourist informationdan aldıktan sonra
başladık yürümeye. Ana tren istasyonunu sırtınıza alıp dümdüz yürümeniz yetiyor
turistik yerlere ulaşmak için, çok yorulmayın yani J Bizi ilk karşılayan mekan DAM MEYDANI
oldu. Önceki yazımda belirttigim gibi Avrupada böyle meydanı olmayan şehir yok
gibi zaten (Rotterdam hariç ilerde ki yazılarımda nedenini bulabilirsiniz ). Bu
meydanda ilk olarak bir dikili taş dikkatinizi çeker yani NATIONAL MONUMENT-
ULUSAL ANIT , 2. Dünya savaşının kurbanları anısına yapılmıştır. Sonra tabikide
bir adet kilisemiz mevcut NIEUWE KERK –YENİ KİLİSE (içine girmedik çünkü hiç
ilgimizi çekmedi Prag ve Berlin’de gördüklerimizden sonra J). Ek olarak Belediye Binası olarak inşa
edilen ve eski Flemenk Kraliyet ailesinin yaşadığı bina olan ROYAL PALACE (günümüzde
ziyaretçilere açık ama benden tavsiye girmeye değmez boşverin J) bu meydanda bulunmaktadır - ve en
önemlisi de Madame Tussauds müzesi bu meydanda bulunuyor. Sabah erken kalkmanın
verdiği bereketle ilk sıralardan girdik müzeye.
Madame Tussauds kimdir diye soracak
olursanız bende bu gezi sırasında öğrendim. Kendisi Fransız asıllı bir
hizmetçiymiş. Hizmetçi ama ne hizmetçi be dünyaya adını duyurmuş resmen...
Özellikle Fransız Devrimi sırasında ölenlerin ve aristokratların masklarını
yapmış ve önemli kişilerin bu sayede geleceğe aktarılmasını sağlamış. Londra’da bulunduğu sürede 400 e yakın
çalışmasını geride bırakarak vefat etmiş ve öldüğünde ilk müze Londra’da
açılmış. Bu kadar tarihi bilginin ardından gelelim kendi yorumlarıma. Müze
gerçekten güzeldi eğlenceliydi. O kadar çok ünlü kişinin
heykelini gördükki bu müzede hatta heykel denmeyecek kadar gerçek duruyorlardı
karşınızda.. Siyasilerden futbolculara, sanatçılardan oyunculara, devlet yöneticilerine kadar uzanan bir liste..Bu müzede tüm kişiliğimizi bir kenara bırakıp tamamen güldük
, eğlendik J.
Buradan sonraki istikamet AMSTERDAM DUNGEON idi. Burası ne mi diyorsunuz? Burası yüzyıllar önce açık denizlerde
seyehat eden gemilerde insanların yaşadıklarını anlatan korku tiyatrosu gibi
birşey. Amsterdam’ın 500 yıllık karanlık geçmişi diyelim yada. 80 dakika süren
tur boyunca Veba canlandırılıyor aynı zamanda insanlara nasıl işkence edildiği.. İlk adımımızı attığımız anda iğrenç görünümlü bir adam
karşıladı bizi ve asansör ile en üst kata çıktık.Sonra bizi bir odaya aldılar
ama heryerde iskeletler , et parçaları, ölmüş insanlar var ve tek bir ışık bile
yok, göz gözü görmüyor resmen.. Görevlide işinin ehli hani nasıl korkutacağını çok iyi biliyor
neyse yaklaşık 10ar dakika süren ve
gittikçe korkunçlaşan 13 parçadan oluşan bu tiyatro arkadaşımı kötü etkiledi ve çıkmamız gerekti
ama bana sorarsanız korkudan çok eğlenceliydi bence J. Normalde böyle şeylerden en çok ben korkarım ve
psikolojim bozulur ama burası gerçekten çok güzeldi J. Helede en çok sevdiğim doktorun hizmetçisi
kısmıydı. Kadın ölü adamı deşti resmen her organını çıkardı ama bir baktıki
kalbi atıyor yani ölmemişJ İngilizce olarakta çok zor değildi anlaşılırdı, yani
bence Amsterdam’a giderseniz burayıda bir gidip görün J–Galiba artık iyice
psikopat oldum :D-
Sırada binlerce çeşit lalenin bulunduğu ÇİÇEK PAZARI vardı. Rengarenk atmosferi ile turist akını vardı buraya resmen..
Adamlar lale dememişler ottur çiçektir dememişler onu öyle bir ünlü yapmışlar
ki gelen her turist buradan lale soğanı almadan dönmüyor –Tabiki ben hariç :D-.
Kızlar çiçeklerle
ilgilenedursunlar ben karnımı doyurmanın derdindeydim ve aldığım bir tavsiye üzerine
meşhur Hollanda Peyniri satan dükkana bir gireyim dedim iyi ki de girmişim ,
almasanız bile tadına bakmanız için dilimleyip peynir koymuşlar girişe tabi ben
kaçırır mıyım bu fırsatı J. Yol boyu bulduğum tüm dükkanlara girdim ve hepsinden peynir yiyerek ayrıldım, kimisinin
yanında sosu ekmeği bile
vardı,yani karnımı bir güzel doyuruverdim bu vesileyleJ. Benden de size tavsiye
olsun sayın okurum sende gidersen muhakkak dene bu taktiği J.
Kanallardan yollardan geçtik ve bol bol fotoğraf çektik tabiki J Sıradaki istikametimiz
MUSEUMPLEİN oldu. Bir kaçtane müzenin bulunduğu ve özellikle de “I AMSTERDAM” yazısını görmek
isteyenlerin akın ettiği bir yer burası. –RIJKSMUSEUM, STEDELIJIK MUSEUM ve en önemlisi VAN GOGH müzesi bu alanda bulunmakta.- Biz sadece
Van Gogh müzesine girdik ama itiraf etmeliyim ki güzeldi. Hemde free wifi vardı
ve keyfime değecek
yoktu :D. Hem ben zaten severim resim sergilerini J. Bu müzeden sonra “I
Amsterdam” yazısının önünde fotoğrafta çektirip düştük şehir merkezine dönüş yoluna.
Haa bu arada şimdi hatırladım (üzerinden haftalar geçince yazarsan geziyi
üşengeçliğin
yüzünden işte böyle unutursun yaşadıklarını Hülya aferin sana!) Burada
BEGIJNHOF denilen bir alan var. Aslında buraya tek bir kapıdan geçerek
giriyorsun ve bu kapı seni birçok apartmanın olduğu bir alana açıyor. Adeta küçük bir mahalle hatta
kilisesi bile var içinde. Yapılma amacına gelecek olursak daha önceden şehrin
güvensiz havasından korunmaları için bekar kadınların kalması için yapılmış ve
günümüzde hala burada bekar kadınlar yaşıyormuş.Yöneticileri tebrik etmek lazım bu düşünceye sahip oldukları için bence..
Öğrendikki Amsterdam’ın
patates kızartması meşhurmuş , e bizde açız napak yani yemeyekte ölek mi :D J. Aldık en büyük boy
başladık yemeye ama bırakın bitirmeyi %25ini bile zor yedik tek bir tane alsak
üçümüze birden yetermiş aslında ama açlık kötü be arkadaş doymayız zannettik J. Eee ne demişler “Aç
doymam tok acıkmam sanır” gerçektende öyleymiş .. Yalnız işin gerçeği şu ki patates kızartması
meşhur olan asıl yer Belçika ama işte Hollandalılar yapmışlar yapacaklarını ve
kendi isimlerini Belçika’nın önüne geçirmeyi başarmışlar (Üzüldüm buna sayın
okurum, neden mi, çünkü Ben Brükseli ve Belçika’yı gerçekten çok sevdimJ)
Ve son olarak size anlatacağım yer BODY WORLDS. Tıpçılarla gezerseniz muhakkak uğrayacağınız bir müze burası.
İçinde kendimi buldum resmen(Kendimi dediysem anlayın işte sevgili okurlarım
Bedensel olarak yani :D) ve aynı zamanda
Free wifi :D. Bu müze ölen insanların vücut organları farklı bir metodla dondurularak oluşturulmuş
ve size tüm vücut yapınızı en küçük ayrıntısına kadar gösteriyor, bir insanın
nasıl oluştuğunu da
evre evre görebiliyorsunuz burdan... Yaptığımız tüm incelemelerden sonra bu mekanada noktayı koyduk ama kabul etmeliyim ki düşündüğüm kadar sıkıcı değildi aksine yanımda açıklayan , anlatan arkadaşlarım olduğu için faydalıydı bile
diyebilirim J.
Not:Amsterdam’da otobüslerde, metro ve tramlarda kart okutmada garip bir sistem var. Hem bindiğinizde hem de inerken
kartınızı okutmak zorundasınız. Sebebini sormasamda bu sistem bana garip ve uğraştırıcı geldi .. Yapmayanada cezalar varmış tabi aman ha siz gidecek olursanız unutmayın bu
ayrıntıyı yinede J.
Eveeeeeetttttt bir gezimizin daha sonuna gelmiş bulunuyoruz canım okurlarım
umarım sizleri gereksiz anlatımlarımla sıkmamışımdır J. Sıradaki yazım ne olur bilmiyorum J Den haag (Lahey), Brugge,
Rotterdam , Paris, Frankfurt ve Lüxembourg var daha anlatılacak J. Sanki yazdıkça azalmak
yerine çoğalıyor
anlamadım nasıl oldu bu iş J. Ama bunu sizin
yorumlarınıza bırakıyorum , sıradaki gezimiz nereye olsun, nereyi merak
ediyorsunuz yorum atın bende hemen anlatayım J eeee ne duruyorsunuz hadi yazın
istediğiniz
şehri hemen J.
Selametle kalın inşallah..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder