2 Eylül 2014 Salı

AMSTERDAM MACERAMA HOŞGELDİNİZ :)

Köln-Frankfurt arasında ki son Erasmus seyehatime doğru yola çıkmışken tren yolculuğunun sıkıntısı sonucu 'boş durani Allah sevmez' deyip başladım yazmaya. Evet ne demiştik en son ? -prag-... Berlin,prag,köln den sonra bi gece vakti ulastik Amsterdam'a. Gittigimiz heryerde eve 12’den önce gir(e)memistik ve ilk kez Amsterdam’da erken gidelim dedik. Ama malesef bu sadece bir hayalden ibaretti.. Nedenini bilmek istediğini duyuyor gibiyim sanki sevgili okurum ama azıcık sabret nolacak sanki , sende ne meraklı bir okurmuşsun öyleJ . Şaka şaka tabiki anlatıyorum hemen , oku bakalım J


Normalde Köln'den çıkıp Amsterdam'a varmamız iki saat sürecekti ve en geç 10 da evde olacaktık.. Tabi ki olamadık.. Trenimiz tam tamina 80dk gecikmeli geldi ve yorucu bi yolculuğun ardından son otobüsü yakalamak için ordan oraya koşup durak aradık Amsterdam’da ki ilk dakikalarımızda.. Bir ara sarhoş bir erkek grubu yaklasip (türk) lakayt bi şekilde 'dikkat edin ilerdeki adamlar çantaları elliyor ' falan dediler ama adamlardan çok o gençlerden korktuğumuz kesin.. Sağ salim eve vardigimizda çoktan yeni güne girmiştik ve saat gecenin ikisiydi..



Ertesi sabah erkenden düştük Amsterdam sokaklarına. Bedava haritalarimizi tourist informationdan aldıktan sonra başladık yürümeye. Ana tren istasyonunu sırtınıza alıp dümdüz yürümeniz yetiyor turistik yerlere ulaşmak için, çok yorulmayın yani J Bizi ilk karşılayan mekan DAM MEYDANI oldu. Önceki yazımda belirttigim gibi Avrupada böyle meydanı olmayan şehir yok gibi zaten (Rotterdam hariç ilerde ki yazılarımda nedenini bulabilirsiniz ). Bu meydanda ilk olarak bir dikili taş dikkatinizi çeker yani NATIONAL MONUMENT- ULUSAL ANIT , 2. Dünya savaşının kurbanları anısına yapılmıştır. Sonra tabikide bir adet kilisemiz mevcut NIEUWE KERK –YENİ KİLİSE (içine girmedik çünkü hiç ilgimizi çekmedi Prag ve Berlin’de gördüklerimizden sonra J). Ek olarak Belediye Binası olarak inşa edilen ve eski Flemenk Kraliyet ailesinin yaşadığı bina olan ROYAL PALACE (günümüzde ziyaretçilere açık ama benden tavsiye girmeye değmez boşverin J) bu meydanda bulunmaktadır - ve en önemlisi de Madame Tussauds müzesi bu meydanda bulunuyor. Sabah erken kalkmanın verdiği bereketle ilk sıralardan girdik müzeye.

Madame Tussauds kimdir diye soracak olursanız bende bu gezi sırasında öğrendim. Kendisi Fransız asıllı bir hizmetçiymiş. Hizmetçi ama ne hizmetçi be dünyaya adını duyurmuş resmen... Özellikle Fransız Devrimi sırasında ölenlerin ve aristokratların masklarını yapmış ve önemli kişilerin bu sayede geleceğe aktarılmasını sağlamış. Londra’da bulunduğu sürede 400 e yakın çalışmasını geride bırakarak vefat etmiş ve öldüğünde ilk müze Londra’da açılmış. Bu kadar tarihi bilginin ardından gelelim kendi yorumlarıma. Müze gerçekten güzeldi eğlenceliydi. O kadar çok ünlü kişinin heykelini gördükki bu müzede hatta heykel denmeyecek kadar gerçek duruyorlardı karşınızda.. Siyasilerden futbolculara, sanatçılardan oyunculara, devlet yöneticilerine kadar uzanan bir liste..Bu müzede tüm kişiliğimizi bir kenara bırakıp tamamen güldük , eğlendik J.

Buradan sonraki istikamet  AMSTERDAM DUNGEON idi. Burası ne mi  diyorsunuz? Burası yüzyıllar önce açık denizlerde seyehat eden gemilerde insanların yaşadıklarını anlatan korku tiyatrosu gibi birşey. Amsterdam’ın 500 yıllık karanlık geçmişi diyelim yada. 80 dakika süren tur boyunca Veba canlandırılıyor aynı zamanda insanlara nasıl işkence edildiği.. İlk adımımızı attığımız anda iğrenç görünümlü bir adam karşıladı bizi ve asansör ile en üst kata çıktık.Sonra bizi bir odaya aldılar ama heryerde iskeletler , et parçaları, ölmüş insanlar var ve tek bir ışık bile yok, göz gözü görmüyor resmen.. Görevlide işinin ehli hani nasıl korkutacağını çok iyi biliyor neyse  yaklaşık 10ar dakika süren ve gittikçe korkunçlaşan 13 parçadan oluşan bu tiyatro arkadaşımı kötü etkiledi ve çıkmamız gerekti ama bana sorarsanız korkudan çok eğlenceliydi bence J. Normalde böyle şeylerden en çok ben korkarım ve psikolojim bozulur ama burası gerçekten çok güzeldi J.  Helede en çok sevdiğim doktorun hizmetçisi kısmıydı. Kadın ölü adamı deşti resmen her organını çıkardı ama bir baktıki kalbi atıyor yani ölmemişJ İngilizce olarakta çok zor değildi anlaşılırdı, yani bence Amsterdam’a giderseniz burayıda bir gidip görün J–Galiba artık iyice psikopat oldum :D-

Sırada binlerce çeşit lalenin bulunduğu ÇİÇEK PAZARI vardı. Rengarenk atmosferi ile turist akını vardı buraya resmen.. Adamlar lale dememişler ottur çiçektir dememişler onu öyle bir ünlü yapmışlar ki gelen her turist buradan lale soğanı almadan dönmüyor –Tabiki ben hariç :D-. 





Kızlar çiçeklerle ilgilenedursunlar ben karnımı doyurmanın derdindeydim ve aldığım bir tavsiye üzerine meşhur Hollanda Peyniri satan dükkana bir gireyim dedim iyi ki de girmişim , almasanız bile tadına bakmanız için dilimleyip peynir koymuşlar girişe tabi ben kaçırır mıyım bu fırsatı J. Yol boyu bulduğum tüm dükkanlara girdim ve hepsinden peynir yiyerek ayrıldım, kimisinin yanında sosu ekmeği bile vardı,yani karnımı bir güzel doyuruverdim bu vesileyleJ. Benden de size tavsiye olsun sayın okurum sende gidersen muhakkak dene bu taktiği J.

Kanallardan yollardan geçtik ve bol bol fotoğraf çektik tabiki J Sıradaki istikametimiz MUSEUMPLEİN oldu. Bir kaçtane müzenin bulunduğu ve özellikle de “I AMSTERDAM” yazısını görmek isteyenlerin akın ettiği bir yer burası. –RIJKSMUSEUM, STEDELIJIK MUSEUM ve en önemlisi  VAN GOGH müzesi bu alanda bulunmakta.- Biz sadece Van Gogh müzesine girdik ama itiraf etmeliyim ki güzeldi. Hemde free wifi vardı ve keyfime değecek yoktu :D. Hem ben zaten severim resim sergilerini J. Bu müzeden sonra “I Amsterdam” yazısının önünde fotoğrafta çektirip düştük şehir merkezine dönüş yoluna.

Haa bu arada şimdi hatırladım (üzerinden haftalar geçince yazarsan geziyi üşengeçliğin yüzünden işte böyle unutursun yaşadıklarını Hülya aferin sana!) Burada BEGIJNHOF denilen bir alan var. Aslında buraya tek bir kapıdan geçerek giriyorsun ve bu kapı seni birçok apartmanın olduğu bir alana açıyor. Adeta küçük bir mahalle hatta kilisesi bile var içinde. Yapılma amacına gelecek olursak daha önceden şehrin güvensiz havasından korunmaları için bekar kadınların kalması için yapılmış ve günümüzde hala burada bekar kadınlar yaşıyormuş.Yöneticileri tebrik etmek lazım bu düşünceye sahip oldukları için bence..

Öğrendikki Amsterdam’ın patates kızartması meşhurmuş , e bizde açız napak yani yemeyekte ölek mi :D J. Aldık en büyük boy başladık yemeye ama bırakın bitirmeyi %25ini bile zor yedik tek bir tane alsak üçümüze birden yetermiş aslında ama açlık kötü be arkadaş doymayız zannettik J. Eee ne demişler “Aç doymam tok acıkmam sanır” gerçektende öyleymiş .. Yalnız işin gerçeği şu ki patates kızartması meşhur olan asıl yer Belçika ama işte Hollandalılar yapmışlar yapacaklarını ve kendi isimlerini Belçika’nın önüne geçirmeyi başarmışlar (Üzüldüm buna sayın okurum, neden mi, çünkü Ben Brükseli ve Belçika’yı gerçekten çok sevdimJ)




Ve son olarak size anlatacağım yer BODY WORLDS. Tıpçılarla gezerseniz muhakkak uğrayacağınız bir müze burası. İçinde kendimi buldum resmen(Kendimi dediysem anlayın işte sevgili okurlarım Bedensel olarak yani :D)  ve aynı zamanda Free wifi :D. Bu müze ölen insanların vücut organları farklı bir metodla dondurularak oluşturulmuş ve size tüm vücut yapınızı en küçük ayrıntısına kadar gösteriyor, bir insanın nasıl oluştuğunu da evre evre görebiliyorsunuz burdan... Yaptığımız tüm incelemelerden sonra bu mekanada noktayı koyduk ama kabul etmeliyim ki düşündüğüm kadar sıkıcı değildi aksine yanımda açıklayan , anlatan arkadaşlarım olduğu için faydalıydı bile diyebilirim J.

Not:Amsterdam’da otobüslerde, metro ve tramlarda kart okutmada garip bir sistem var. Hem bindiğinizde hem de inerken kartınızı okutmak zorundasınız. Sebebini sormasamda bu sistem bana garip ve uğraştırıcı geldi .. Yapmayanada cezalar varmış tabi aman ha siz gidecek olursanız unutmayın bu ayrıntıyı yinede J.


Eveeeeeetttttt bir gezimizin daha sonuna gelmiş bulunuyoruz canım okurlarım umarım sizleri gereksiz anlatımlarımla sıkmamışımdır J.  Sıradaki yazım ne olur bilmiyorum J Den haag (Lahey), Brugge, Rotterdam , Paris, Frankfurt ve Lüxembourg var daha anlatılacak J. Sanki yazdıkça azalmak yerine çoğalıyor anlamadım nasıl oldu bu iş J. Ama bunu sizin yorumlarınıza bırakıyorum , sıradaki gezimiz nereye olsun, nereyi merak ediyorsunuz yorum atın bende hemen anlatayım J eeee ne duruyorsunuz hadi yazın istediğiniz şehri hemen J.
                                                            Selametle kalın inşallah..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder