5 Nisan 2014 Cumartesi

MACERALARDAN SEÇMELER


     Polonya’da macera biter mi hiç ; BİTMEZ!!! Olaylardan derlemeler yazımıza hoş geldiniz, şimdi sıra sıra aklıma gelen ufak ufak maceraları ve maceralarımızın doruk noktası olan en kötü olayı anlatarak bu yazıyı noktalayacağım. İlk iki olayımızı anlatalım ve son olayı diğer yazıya saklayalım azıcık merak edin ;)
OLAY 1:
Tren bileti olayı
     Viyana-Budapeşte turuna katılmak için varşova aktarmalı tren bileti almıştık daha dogrusu ben çarşamba günü gidip istasyondan üç kişilik biletimizi almıştım ve kadına hem ingilizce “ı would like to buy three tickets for students from torun to krakow tomorrow at 2 pm” hem lehçe “Trzech studentów chce zdobyć bilety na jutro z Krakowie” üç öğrenci bileti almak istedğimi ve yarın-perşembe için oldugunu belirtmiştim. Herşey tam zannederek bileti alıp lehçe kursuna gittim ve ertesi gün Torun’dan trene binince bizle aynı koltuk numarasına sahip kişileri görünce bir gariplik oldugunu annlamıştım ama Varsova’ya kadar sorunsuz gittik. 


Varşova’da aktarma yapıp diğer trene bindik ve yine bir adam bizim koltuğumuza oturuyordu ama onun biletinde de o koltuk numarası yazıyordu bir yanlışlık oldu herhalde diye herhangi bir yere oturduk. Biraz sonra gelen yaşlı kadın bana orası benim yerim imasında bulunarak beni yerimden kaldırmaya calıştı ama ben kalkmadım biraz sonra görevli geldi ve  kadın görevliye biletini göstererek benim onun yerine oturdugumu söyleyip şikayet etti yani biz öyle anladık ama haksızlık vardı sonuçta bizim biletimizdede öyle yazıyordu . Görevli bir sorun oldugunu anladı ve biletleri kontrol etti herşey doğruydu –trenin adı seri numarası hareket saati varış saati falan filan- ama tarih yanlıştı! Bizim biletimizin tarihi önceki gün içinmiş yani gişedeki kadın iki dilde söylememe ragmen bana yanlış bilet vermiş .  Görevliye bizim hatamız olmadıgını anlatmaya calıştık ama ingilizce bilmiyorki sen kime ne anlatmaya calışıyorsun be hülya.. Haklı iken haksız konumuna düştük yani! Orada resmen sahtekar konumuna düştük ama görevli ceza yazmak yerine yeni bilet almamız gerektiğini söyledi ve aynı miktarı vererek tekrardan bilet aldık… Yahu bir yolculuğumuzda kazıklanmadan sorunsuz geçsin yani çok mu imkansız!!! Yok olur mu öyle şey biz belayı çekiyoruz resmen…
OLAY 2:
Varşovadan seçmeler
   1à  Yine yerimizde duramamış ve Varşova yollarına düşmüştük .Merve ile aldık bileti atladık trene. Ben önceki tren olayı üzerine diken üstündeydim her zamanki gibi Merve ise boylu boyunca uzanıp bi güzel uyuyuvermişti J Çok şükür sorunsuz bir yolculuğun ardından Varşova’ya varıp Seda ile buluşmuştuk vakit gece 10 sularıydı ama eve gitmeden önce Seda’nın Türkiye’den gelen tanıdıgını bulmak zorundaydık Seda’ya vereceği emanet vardı. Oteli bulduk ve girdik içeri. Lobide bir grup vardı ve anlamıştık Türk olduklarını baklava yiyorlardı çünkü. Canımız öyle çok çekmiştiki aramızda azıcık yüksek sesli konuşalım da Türk olduğumuzu anlasınlar bizede versinler diyorduk zavallı bizler J Biraz sonra Basri amcanın gelmesi ve diğer arkadaşının bize baklava ikram etmesi bizi fazlasıyla havalara uçuracak bir mutluluk olaCaktı . İlk başta aramızda konuşurken merve keşke “ÇELEBİOĞULLARI” olsa demişti . İkram ettiKleri değildi ama eve götürmemiz için verdikleri paket “ÇELEBİOĞULLARIYDI”.  Bu bizim için ilk “ne istersek oluyor” dedirten durumdu. Basri amca cok ısrar etmişti sizi yemeğe götüreyim diye ama  vakit geç oldugu için kalbimiz ‘evet Basri amca götür’ desede dilimiz onu dinlememişti ve düşmüştük metro yollarına.
     2à Ertesi gün güzel bir uykunun ardından kalkıp düştüm Elçiliği aramaya, metro ve taksi aracılığı ile ulaşmış oldugum TC Büyük Elçiliğinde Polonya’ya gelmeden önce kaybetmiş oldugum TC kimliğimi çıkartıp bide üzerine 100 ziloty ceza vermiştim L  VE işkence yeni başlıyordu. Türkiye ye gitmeden Belçika vizesi alabilir miyim sorusuna elçiliğimiz cevap verememiş beni Yaancılar merkezine göndermişlerdi. Nasııl gideceğimi bilmiyordum açtım navigasyoncugumu 1.5 saat görünüyordu mesafe vaktim de var yürürüm diye düşündüm daldım sokaklara… AZ gittim UZ gittim dere tepe düz gittim resmen.. Navigasyon yapmıştı yapacagını, Varşovada bildiğim tüm yolları dolanmıştım bilmediklerimle birlikte ve 3 saatin sonunda ulaştım amacıma. Hemen sıra alıp çıktım yukarı ve direk içeri aldılar beni ama kadın yanlış odaya geldiğimi söyleyerek beni başka yere gönderdi. Gittim buldum ve anlattım derdimi tabi anlatırken vaaoow ben bu kadar ingilizce biliyorsam ne ala deyip şaşırdım kendime. Kadın gayet kibar bi şekilde bana yanlış yerdesin kızım dedi. Bunun için Belçika büyükelçiliğine gitmem gerektiğini söyledi ve ikinci tokatıda 3 saatlik yorgunlugun ardından yemiştim malesef… Netten kontrol ettinm elçilik 2 de kapanıyordu ve Cuma günüydü yani başka bir hafta gelmem gerekecekti , çokta yorgun olunca pes ediverdim.
      3à  Yorgun başlayan güne kızlarla buluşup gezerek devam ettim. Acıkmıştık hadi “Sapko”ya gidelim dedik canımız Türk yemeği istiyordu J Kızlar ise yolda keşke Basri amcann yanına bugün gitseydik bugun ısmarlasaydı bize yemeği  yada arasa bu aksam davet etse derken ben hayal kurmayın unutmuştur adam diyordum biraz sonra olacakları bilmeden.. Sapkoya varınca bir de ne görelim
BASRİ AMCA!!! Ve diğer Türk ekibi. Gaziantepli iş adamları derneği üyeleri.. Basri amcayı o saatte orda görünce öyle bir şok olduk ki ifade edilemez… Adam beş dk sonra gidecekti yani bu nasıl bir zamanlama olmuştu böyle… Tabi Amcamız sagolsun orada elimizi cüzdanımıza uzattırmadı herşeyi o ısmarladı biz ne kadarda yok desek Basri amca laf dinlemiyordu.. O gün bayaa bir hesap ödedi bizim yüzümüzden ama biz hala inanamıyorduk J Gün boyu lafını etmiştik ve Zamanlama çok MANİDAR olmuştu J
BASRİ AMCA SEN ÇOK YAŞA :))
    4à   Karnımızı iyice doyurduktan sonra gezmeye devam dedik. Akşam Basri amcanın sedaya attığı bir mesajla diğer olayımız başlamış oldu. Basri amca sedaya ellerinde baklava kaldıgını yakınsak gelip onu almamızı söylemiş; biz yok zahmet olmasın Basri amca msjı atarken yollara düşmüştük bile baklava aşkı ile ve taksiye atlayıp beş dk sonra otele girdik . Bizim Türk ekibi yine aynı yerde oturuyordu J Yolda giderken Merve öylesine “ayy nasıl taşıyacaz o baklavaları koli koli “ ; seda “tepsi tepsi baklava veriyorlarmış birde bize yaw nasıl sevinirim” derken ben abartmayın kızlar alt tarafı bir paket iki paket olur demiştim ama Basri amcanın önümüze getirip koydurttugu kocaman bir kutuydu resmen. Mervenin Koli ile baklava tabiri-hayali önümüzde realiteye dönüşmüştü resmen ve Uzun süre yetecek kadar baklava deposu yapacaktı vücudumuz JJJ


                 5àSırada sinir bozucu bir hatıra var. Düşündükçe hala nasıl böyle bir dalgınlık yaptım diye cok kızıyorum kendime. Uyanık olun Sayın Hukukçular! Kızlarla gezerken onları bir mağazaya gönderip bende kantor’a gittim biraz Euro bozdurayım dedim . 50 Euro verdim adama normalde 200 ziloty vermesi gerek ve adam sayarken 200 verdiğini zannedip parayı alıp çıktım bir süre sonra fişe bakıp farkettim ki 150 ziloty vermiş adam bana! Nereye gitti 50 zilotim nasıl olur bu derken farkettim ki gittiğim kantor “İnterchange”miş yani Avrupanın en soyguncu yeri! Sakın ha sakın yurtdışına işiniz düşerse paranızı bozdurmak için İnterchange’e gitmeyin çok düşük kur üzerinden alıyorlar parayı! Aman ha aman ben yandım siz yanmayın.. Allahtan çok bir miktar bozdurmamışım. Buda bana acı bir hatıra oldu bu muhteşem gezi içinde.

     6àBaklavaya kavuştugumuz gece birde komik bir olay yaşadık. Eve gece 11 den sonra gittik ve hiç birimizin şarjı kalmamıştı. Burada site sistemine göre iki kilidi aşman gerekiyor eve girmek için önce ilk kapı sonra apartman kapısı. İlk kapıyı açmak kolaydı. Bekçi yerinde olmadıgı için seda demirlerin üzerinden atlayıp açtı kapıyı ama asıl soru ikinci kapıyı nasıl açacaktık. Ne evin numarasını ne kaçıncı katta oldugunu biliyorduk. Elimizde 69dan 84e kadar secenek vardı. Ama tahminim 70-74 arasıydı. Bütün katları aradık ama hep yanlıştı tabi yabancı oldugumuz içinde kimse acmadı kapıyı. Telefon şarj edecek yer aradık  heryer kapalıydı resmen dışarda kalmıştık tabi tahminler sonucunda ikinci kattaki dairenin olabilir olma ihtimali yükseldi.  Oturma odasında bir masa vardı dışarı bakan, biliyorduk ve orada birisi oturuyordu ama malesef perde kapalıydı ve taş da atamazdık napsakta bizi farketse derdine düşmüştük. Bir ara kız mutfaga gitmek için kalkmış o anda kızlar zıplayıp bağırmaya başladılar ve şükür ki kız farketti bizi ve öğrendiğimiz şifre ile kapıyı açıp gectik eve ve böyle acı tatlı bir macera ile noktaladık günümüzü..

      Herşeyi ile muhteşem bir varşova Tatili olmuştu bu bize, biz ne istediysek canımız ne çektiyse Bizi bizden daha iyi bilen O Yüce Yaratıcı herşeyi vermişti bize ve  Hepimizin dilinde Çok Şükür ! daha nolsun cümlesi vardı..

     Sıradaki yazım burada yaşadıgımız kötü bir olay üzerine olacak.. Hepimizi derinden sarsan bir olayı paylaşacağım sizlerle.. Şimdilik hoşçakalın sevgili okurlarım.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder