Polonya’da macera biter mi hiç ; BİTMEZ!!!
Olaylardan derlemeler yazımıza hoş geldiniz, şimdi sıra sıra aklıma gelen ufak
ufak maceraları ve maceralarımızın doruk noktası olan en kötü olayı anlatarak
bu yazıyı noktalayacağım. İlk iki olayımızı anlatalım ve son olayı diğer yazıya
saklayalım azıcık merak edin ;)
OLAY 1:
Tren bileti olayı
Viyana-Budapeşte turuna katılmak için
varşova aktarmalı tren bileti almıştık daha dogrusu ben çarşamba günü gidip
istasyondan üç kişilik biletimizi almıştım ve kadına hem ingilizce “ı would
like to buy three tickets for students from torun to krakow tomorrow at 2 pm”
hem lehçe “Trzech studentów chce zdobyć bilety na jutro z Krakowie” üç öğrenci
bileti almak istedğimi ve yarın-perşembe için oldugunu belirtmiştim. Herşey tam
zannederek bileti alıp lehçe kursuna gittim ve ertesi gün Torun’dan trene
binince bizle aynı koltuk numarasına sahip kişileri görünce bir gariplik
oldugunu annlamıştım ama Varsova’ya kadar sorunsuz gittik.
Varşova’da aktarma yapıp diğer trene bindik ve yine bir adam bizim koltuğumuza oturuyordu ama onun biletinde de o koltuk numarası yazıyordu bir yanlışlık oldu herhalde diye herhangi bir yere oturduk. Biraz sonra gelen yaşlı kadın bana orası benim yerim imasında bulunarak beni yerimden kaldırmaya calıştı ama ben kalkmadım biraz sonra görevli geldi ve kadın görevliye biletini göstererek benim onun yerine oturdugumu söyleyip şikayet etti yani biz öyle anladık ama haksızlık vardı sonuçta bizim biletimizdede öyle yazıyordu . Görevli bir sorun oldugunu anladı ve biletleri kontrol etti herşey doğruydu –trenin adı seri numarası hareket saati varış saati falan filan- ama tarih yanlıştı! Bizim biletimizin tarihi önceki gün içinmiş yani gişedeki kadın iki dilde söylememe ragmen bana yanlış bilet vermiş . Görevliye bizim hatamız olmadıgını anlatmaya calıştık ama ingilizce bilmiyorki sen kime ne anlatmaya calışıyorsun be hülya.. Haklı iken haksız konumuna düştük yani! Orada resmen sahtekar konumuna düştük ama görevli ceza yazmak yerine yeni bilet almamız gerektiğini söyledi ve aynı miktarı vererek tekrardan bilet aldık… Yahu bir yolculuğumuzda kazıklanmadan sorunsuz geçsin yani çok mu imkansız!!! Yok olur mu öyle şey biz belayı çekiyoruz resmen…
Varşova’da aktarma yapıp diğer trene bindik ve yine bir adam bizim koltuğumuza oturuyordu ama onun biletinde de o koltuk numarası yazıyordu bir yanlışlık oldu herhalde diye herhangi bir yere oturduk. Biraz sonra gelen yaşlı kadın bana orası benim yerim imasında bulunarak beni yerimden kaldırmaya calıştı ama ben kalkmadım biraz sonra görevli geldi ve kadın görevliye biletini göstererek benim onun yerine oturdugumu söyleyip şikayet etti yani biz öyle anladık ama haksızlık vardı sonuçta bizim biletimizdede öyle yazıyordu . Görevli bir sorun oldugunu anladı ve biletleri kontrol etti herşey doğruydu –trenin adı seri numarası hareket saati varış saati falan filan- ama tarih yanlıştı! Bizim biletimizin tarihi önceki gün içinmiş yani gişedeki kadın iki dilde söylememe ragmen bana yanlış bilet vermiş . Görevliye bizim hatamız olmadıgını anlatmaya calıştık ama ingilizce bilmiyorki sen kime ne anlatmaya calışıyorsun be hülya.. Haklı iken haksız konumuna düştük yani! Orada resmen sahtekar konumuna düştük ama görevli ceza yazmak yerine yeni bilet almamız gerektiğini söyledi ve aynı miktarı vererek tekrardan bilet aldık… Yahu bir yolculuğumuzda kazıklanmadan sorunsuz geçsin yani çok mu imkansız!!! Yok olur mu öyle şey biz belayı çekiyoruz resmen…
OLAY 2:
Varşovadan seçmeler
1à Yine
yerimizde duramamış ve Varşova yollarına düşmüştük .Merve ile aldık bileti
atladık trene. Ben önceki tren olayı üzerine diken üstündeydim her zamanki gibi
Merve ise boylu boyunca uzanıp bi güzel uyuyuvermişti J Çok şükür sorunsuz bir yolculuğun ardından Varşova’ya
varıp Seda ile buluşmuştuk vakit gece 10 sularıydı ama eve gitmeden önce
Seda’nın Türkiye’den gelen tanıdıgını bulmak zorundaydık Seda’ya vereceği
emanet vardı. Oteli bulduk ve girdik içeri. Lobide bir grup vardı ve anlamıştık
Türk olduklarını baklava yiyorlardı çünkü. Canımız öyle çok çekmiştiki aramızda
azıcık yüksek sesli konuşalım da Türk olduğumuzu anlasınlar bizede versinler
diyorduk zavallı bizler J Biraz sonra Basri amcanın gelmesi ve diğer arkadaşının bize baklava
ikram etmesi bizi fazlasıyla havalara uçuracak bir mutluluk olaCaktı . İlk
başta aramızda konuşurken merve keşke “ÇELEBİOĞULLARI” olsa demişti . İkram
ettiKleri değildi ama eve götürmemiz için verdikleri paket
“ÇELEBİOĞULLARIYDI”. Bu bizim için ilk
“ne istersek oluyor” dedirten durumdu. Basri amca cok ısrar etmişti sizi yemeğe
götüreyim diye ama vakit geç oldugu için
kalbimiz ‘evet Basri amca götür’ desede dilimiz onu dinlememişti ve düşmüştük
metro yollarına.
2à Ertesi gün güzel bir uykunun ardından kalkıp
düştüm Elçiliği aramaya, metro ve taksi aracılığı ile ulaşmış oldugum TC Büyük
Elçiliğinde Polonya’ya gelmeden önce kaybetmiş oldugum TC kimliğimi çıkartıp
bide üzerine 100 ziloty ceza vermiştim L VE işkence
yeni başlıyordu. Türkiye ye gitmeden Belçika vizesi alabilir miyim sorusuna
elçiliğimiz cevap verememiş beni Yaancılar merkezine göndermişlerdi. Nasııl
gideceğimi bilmiyordum açtım navigasyoncugumu 1.5 saat görünüyordu mesafe
vaktim de var yürürüm diye düşündüm daldım sokaklara… AZ gittim UZ gittim dere
tepe düz gittim resmen.. Navigasyon yapmıştı yapacagını, Varşovada bildiğim tüm
yolları dolanmıştım bilmediklerimle birlikte ve 3 saatin sonunda ulaştım
amacıma. Hemen sıra alıp çıktım yukarı ve direk içeri aldılar beni ama kadın
yanlış odaya geldiğimi söyleyerek beni başka yere gönderdi. Gittim buldum ve
anlattım derdimi tabi anlatırken vaaoow ben bu kadar ingilizce biliyorsam ne
ala deyip şaşırdım kendime. Kadın gayet kibar bi şekilde bana yanlış yerdesin
kızım dedi. Bunun için Belçika büyükelçiliğine gitmem gerektiğini söyledi ve
ikinci tokatıda 3 saatlik yorgunlugun ardından yemiştim malesef… Netten kontrol
ettinm elçilik 2 de kapanıyordu ve Cuma günüydü yani başka bir hafta gelmem
gerekecekti , çokta yorgun olunca pes ediverdim.
3à Yorgun
başlayan güne kızlarla buluşup gezerek devam ettim. Acıkmıştık hadi “Sapko”ya
gidelim dedik canımız Türk yemeği istiyordu J Kızlar ise yolda keşke Basri amcann yanına bugün
gitseydik bugun ısmarlasaydı bize yemeği
yada arasa bu aksam davet etse derken ben hayal kurmayın unutmuştur adam
diyordum biraz sonra olacakları bilmeden.. Sapkoya varınca bir de ne görelim
BASRİ AMCA!!! Ve diğer
Türk ekibi. Gaziantepli iş adamları derneği üyeleri.. Basri amcayı o saatte
orda görünce öyle bir şok olduk ki ifade edilemez… Adam beş dk sonra gidecekti
yani bu nasıl bir zamanlama olmuştu böyle… Tabi Amcamız sagolsun orada elimizi
cüzdanımıza uzattırmadı herşeyi o ısmarladı biz ne kadarda yok desek Basri amca
laf dinlemiyordu.. O gün bayaa bir hesap ödedi bizim yüzümüzden ama biz hala
inanamıyorduk J Gün boyu lafını etmiştik ve Zamanlama çok MANİDAR olmuştu J
![]() |
| BASRİ AMCA SEN ÇOK YAŞA :)) |
4à Karnımızı
iyice doyurduktan sonra gezmeye devam dedik. Akşam Basri amcanın sedaya attığı
bir mesajla diğer olayımız başlamış oldu. Basri amca sedaya ellerinde baklava
kaldıgını yakınsak gelip onu almamızı söylemiş; biz yok zahmet olmasın Basri
amca msjı atarken yollara düşmüştük bile baklava aşkı ile ve taksiye atlayıp
beş dk sonra otele girdik . Bizim Türk ekibi yine aynı yerde oturuyordu J Yolda giderken Merve öylesine “ayy nasıl
taşıyacaz o baklavaları koli koli “ ; seda “tepsi tepsi baklava veriyorlarmış
birde bize yaw nasıl sevinirim” derken ben abartmayın kızlar alt tarafı bir
paket iki paket olur demiştim ama Basri amcanın önümüze getirip koydurttugu
kocaman bir kutuydu resmen. Mervenin Koli ile baklava tabiri-hayali önümüzde
realiteye dönüşmüştü resmen ve Uzun süre yetecek kadar baklava deposu yapacaktı
vücudumuz JJJ
5àSırada sinir bozucu bir hatıra var. Düşündükçe hala nasıl böyle bir dalgınlık yaptım diye cok kızıyorum kendime. Uyanık olun Sayın Hukukçular! Kızlarla gezerken onları bir mağazaya gönderip bende kantor’a gittim biraz Euro bozdurayım dedim . 50 Euro verdim adama normalde 200 ziloty vermesi gerek ve adam sayarken 200 verdiğini zannedip parayı alıp çıktım bir süre sonra fişe bakıp farkettim ki 150 ziloty vermiş adam bana! Nereye gitti 50 zilotim nasıl olur bu derken farkettim ki gittiğim kantor “İnterchange”miş yani Avrupanın en soyguncu yeri! Sakın ha sakın yurtdışına işiniz düşerse paranızı bozdurmak için İnterchange’e gitmeyin çok düşük kur üzerinden alıyorlar parayı! Aman ha aman ben yandım siz yanmayın.. Allahtan çok bir miktar bozdurmamışım. Buda bana acı bir hatıra oldu bu muhteşem gezi içinde.
6àBaklavaya kavuştugumuz gece birde komik bir olay
yaşadık. Eve gece 11 den sonra gittik ve hiç birimizin şarjı kalmamıştı. Burada
site sistemine göre iki kilidi aşman gerekiyor eve girmek için önce ilk kapı
sonra apartman kapısı. İlk kapıyı açmak kolaydı. Bekçi yerinde olmadıgı için
seda demirlerin üzerinden atlayıp açtı kapıyı ama asıl soru ikinci kapıyı nasıl
açacaktık. Ne evin numarasını ne kaçıncı katta oldugunu biliyorduk. Elimizde
69dan 84e kadar secenek vardı. Ama tahminim 70-74 arasıydı. Bütün katları
aradık ama hep yanlıştı tabi yabancı oldugumuz içinde kimse acmadı kapıyı.
Telefon şarj edecek yer aradık heryer
kapalıydı resmen dışarda kalmıştık tabi tahminler sonucunda ikinci kattaki
dairenin olabilir olma ihtimali yükseldi.
Oturma odasında bir masa vardı dışarı bakan, biliyorduk ve orada birisi
oturuyordu ama malesef perde kapalıydı ve taş da atamazdık napsakta bizi
farketse derdine düşmüştük. Bir ara kız mutfaga gitmek için kalkmış o anda
kızlar zıplayıp bağırmaya başladılar ve şükür ki kız farketti bizi ve
öğrendiğimiz şifre ile kapıyı açıp gectik eve ve böyle acı tatlı bir macera ile
noktaladık günümüzü..
Herşeyi ile muhteşem bir varşova Tatili
olmuştu bu bize, biz ne istediysek canımız ne çektiyse Bizi bizden daha iyi
bilen O Yüce Yaratıcı herşeyi vermişti bize ve
Hepimizin dilinde Çok Şükür ! daha nolsun cümlesi vardı..
Sıradaki yazım burada yaşadıgımız kötü bir
olay üzerine olacak.. Hepimizi derinden sarsan bir olayı paylaşacağım
sizlerle.. Şimdilik hoşçakalın sevgili okurlarım.


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder