OLAY 3:
Esra’nın parasının çalınması
Perşembe sabahı tam bir
hafta okula gitmemiş biri olarak hadi bir okula uğrayayım diyerek kalktım
yataktan ama normal bir güne uyanmadığımı gördüğüm rüyadan bile anlamıştım..
Uyanır uyanmaz ilk cümlem “Esra çok kötü
bir rüya gördüm 2 yılan vardı biri sarışın biri esmer ve ne yapsam
kurtulamıyordum onlardan yakın iki arkadaş gibiydiler ama çok korkunçtu nereye
kaçsam kurtulamıyordum onlardan!” ben cümlemi bitirir bitirmez esra’nın hülya
500 eurom yok dediğini hatırlıyorum ve sonra stres dolu bir gün başladı!
Esranın tüm dolabını tüm odayı aradık taradık yoktu, tek kağıt parcasıydı ama
500 euroydu! Bir erasmus öğrencisinin hibesinin yarısı! Tekrar tekrar baktık
sonra da derse gittik üzgün bir halde, tek esra değil hepimiz aynı üzüntüyü
yaşıyorduk ve bu halde ders çekilmezdi sınıfa girmemizle çıkmamız bir oldu.
Erasmus koordinatörlüğüne ve yurt müdürüne durumu anlattıktan sonra michal ile birlikte saat 2’de buluşup emniyete gittik. Ali ve beni sorgu odasına almadılar ve esra ile mervenin 1 saat süren sorgusu başlamıştı çünkü daha öncede mervenin bir miktar parası çalınmıştı. Sorguda hepimizin adı listeye yazılmıştı ve artık hepimiz şüpheli konumundaydık. Malesef ki o gün yani olayın oldugu gün akşam yemeğine türk dört arkadaş çağırmıştık ve onlarda bizle birlikte süpheli konumundaydı. O gün esra yemek hazırlıkları sırasında malesef kapıyı kilitlememiş ve cüzdanıda gözle görülebilecek biryerdeymiş.. Yani bi anlamda davetiye cıkarılmış olaya ne yazık ki o sularda bende odada yoktum lehçe kursundaydım.. Düşündük taşındık parayı en son beş gün öncesinde görmüştü sonra cüzdanına hiç bakmamıştı esra, ama olma ihtimali sadece çarşamba günündeydi çünkü öncesinde ya o yada ben odada oluyorduk. Zorlu bir günün ardından yurda geldik ama hiç birimizde keyif yoktu, hepimizin canı çok sıkkındı.. hepimiz farklı sebeplerden dolayı sitres altındaydık ve bu iş çözülmeden rahat nefes alamayacaktık… O günün bize kattıgı ciddi tecrübeler oldu. Öncelikle tedbiri elden bırakmamak gerektiğini hepimiz anlamış olduk çünkü geldiğimiz sıralarda cok tedbirli hareket edip hiç bişeyimizi ortada bırakmıyorduk biliyorduk buralarda her türlü hırsızlık olayının oldugunu ama sonradan bir rahatlığa düştük ve odanın kapısını bile kilitlemez olmuştuk, şimdi düşünüyorumda biz nasıl gece uyurken kapıyı acık bırakmışız, bunca zaman Allah korusun herşey olabilirdi bu güvenliği olmayan yurtta. O olayın oldugu zamanda en buyuk hata paranın bariz görülebilecek bir yerde olması ve odanın acık olmasıydı… biz mutfakta yemek yerken oluvermişti hersey tahminlerimize göre yada yemek hazırlama faslında…resmen davetiye cıkartılmıştı olaya.. Yurdun kamerasını inceletsek odamız koridorun sonunda oldugu için tespit edilmesi mümkün değildi. Herşey bizim hatamızdı, parmak izi ile aratacaktık ama yine biz işin içindeydik sonucta o cüzdanda hepimizin parmak izi vardı çünkü o zamana kadar sürekli bi şekilde onu tutmamız gereken zamanlar olmuştu ki olay sabahı merve ve ben iyice kontrol etmek için elimize almıştık onu. Sonradan sakinleşince düşünebildik ancak aslında paranın kayboldugunu öğrendiğimiz anda hiç bişeye dokunmayıp direk polis cağırmalıydık ve bu bize ilk hukuk dersi olmuştu. İki gün gectiği halde polislerden ses yok, paranın geri gelmesini hiçbirimiz ummuyoruz artık ama bu olay bize ciddi dersler verdi, en başında ise bu ülkeye yada bizim haricimizde kimseye güvenmeyip birbirimize kenetlenmemiz gerektiğini anlamış olduk.. Süper bir ekip değiliz ve buraya hiç birimiz iyi arkadaş olarak gelmedik , kavgalarımız atışmalarımız alınmalarımız kırılmalarımız oluyor ama şunu anladık ki burada bizden ayrı biri en iyi dost bile olsa dördümüzden daha yakın olamaz bize ve daha iyi koruyamaz bizi. Birbirimize sahip çıkmamız gerektiğini daha bi içten hissettik.. İşte böyle bu olaydan cıkardıgmız dersler oldu bize kalan ve giden para gelmeyecekti ama şükür ki esranın ailesi her ebeveynin yapması gereken en güzel tepkiyi vermişlerdi “kızım para için canını sıktıgını görmeyeyim sen iyi ol yeter “ diyen bir baba bir anne vardı bu ancak ciddi bir şükür gerektirirdi.. Olayın sonucu iyi olmayacak giden dönmeyecek muhtemelen ama elden geleni yaptık gerisi tevekkül..
Erasmus koordinatörlüğüne ve yurt müdürüne durumu anlattıktan sonra michal ile birlikte saat 2’de buluşup emniyete gittik. Ali ve beni sorgu odasına almadılar ve esra ile mervenin 1 saat süren sorgusu başlamıştı çünkü daha öncede mervenin bir miktar parası çalınmıştı. Sorguda hepimizin adı listeye yazılmıştı ve artık hepimiz şüpheli konumundaydık. Malesef ki o gün yani olayın oldugu gün akşam yemeğine türk dört arkadaş çağırmıştık ve onlarda bizle birlikte süpheli konumundaydı. O gün esra yemek hazırlıkları sırasında malesef kapıyı kilitlememiş ve cüzdanıda gözle görülebilecek biryerdeymiş.. Yani bi anlamda davetiye cıkarılmış olaya ne yazık ki o sularda bende odada yoktum lehçe kursundaydım.. Düşündük taşındık parayı en son beş gün öncesinde görmüştü sonra cüzdanına hiç bakmamıştı esra, ama olma ihtimali sadece çarşamba günündeydi çünkü öncesinde ya o yada ben odada oluyorduk. Zorlu bir günün ardından yurda geldik ama hiç birimizde keyif yoktu, hepimizin canı çok sıkkındı.. hepimiz farklı sebeplerden dolayı sitres altındaydık ve bu iş çözülmeden rahat nefes alamayacaktık… O günün bize kattıgı ciddi tecrübeler oldu. Öncelikle tedbiri elden bırakmamak gerektiğini hepimiz anlamış olduk çünkü geldiğimiz sıralarda cok tedbirli hareket edip hiç bişeyimizi ortada bırakmıyorduk biliyorduk buralarda her türlü hırsızlık olayının oldugunu ama sonradan bir rahatlığa düştük ve odanın kapısını bile kilitlemez olmuştuk, şimdi düşünüyorumda biz nasıl gece uyurken kapıyı acık bırakmışız, bunca zaman Allah korusun herşey olabilirdi bu güvenliği olmayan yurtta. O olayın oldugu zamanda en buyuk hata paranın bariz görülebilecek bir yerde olması ve odanın acık olmasıydı… biz mutfakta yemek yerken oluvermişti hersey tahminlerimize göre yada yemek hazırlama faslında…resmen davetiye cıkartılmıştı olaya.. Yurdun kamerasını inceletsek odamız koridorun sonunda oldugu için tespit edilmesi mümkün değildi. Herşey bizim hatamızdı, parmak izi ile aratacaktık ama yine biz işin içindeydik sonucta o cüzdanda hepimizin parmak izi vardı çünkü o zamana kadar sürekli bi şekilde onu tutmamız gereken zamanlar olmuştu ki olay sabahı merve ve ben iyice kontrol etmek için elimize almıştık onu. Sonradan sakinleşince düşünebildik ancak aslında paranın kayboldugunu öğrendiğimiz anda hiç bişeye dokunmayıp direk polis cağırmalıydık ve bu bize ilk hukuk dersi olmuştu. İki gün gectiği halde polislerden ses yok, paranın geri gelmesini hiçbirimiz ummuyoruz artık ama bu olay bize ciddi dersler verdi, en başında ise bu ülkeye yada bizim haricimizde kimseye güvenmeyip birbirimize kenetlenmemiz gerektiğini anlamış olduk.. Süper bir ekip değiliz ve buraya hiç birimiz iyi arkadaş olarak gelmedik , kavgalarımız atışmalarımız alınmalarımız kırılmalarımız oluyor ama şunu anladık ki burada bizden ayrı biri en iyi dost bile olsa dördümüzden daha yakın olamaz bize ve daha iyi koruyamaz bizi. Birbirimize sahip çıkmamız gerektiğini daha bi içten hissettik.. İşte böyle bu olaydan cıkardıgmız dersler oldu bize kalan ve giden para gelmeyecekti ama şükür ki esranın ailesi her ebeveynin yapması gereken en güzel tepkiyi vermişlerdi “kızım para için canını sıktıgını görmeyeyim sen iyi ol yeter “ diyen bir baba bir anne vardı bu ancak ciddi bir şükür gerektirirdi.. Olayın sonucu iyi olmayacak giden dönmeyecek muhtemelen ama elden geleni yaptık gerisi tevekkül..
EK: Bu yazıyı yazalı iki
hafta oldu sayılır, şimdi ise sonuçlara gelelim. Beklediğimiz gibi polisler
işin üzerine düşmediler ve pazartesi yurda gelen polis esraya bir şey yapamayız
malesef deyip gitmiş. Olur mu öyle şey bu kadar mı acizsiniz adaletten
yoksunsunuz be! Cüzdanı götürdü esra, bundan parmak izi alınamaz demişler,
kamera kayıtlarına baktılar odaya birden fazla giriş yeri oldugu için ordan da
bişi çıkmadı .. SONUÇ: elde var “SIFIR”.. Giden para ve bize bıraktıgı
huzursuzluk kaldı elimizde..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder