22 Mart 2014 Cumartesi

Katowice-Krakow macerammm! :)

   Şuan Varşova centralna ana tren istasyonundan yenice ayrılmış bulunmaktayız, trenimiz Krakow istikametinde ilerliyor, sağ salim varırız inşallah diyelim ve başlayalım geçen bir iki haftanın özetini vermeye J Hazırmıyız? J
    varşova gezimizin ardından napsak diye düşünürken Seda’larla buluşmaya karar verdik ve onlar mı gelsin biz mi gidelim derken onların gelmesiyle güzel bir haftasonu başladı. Daha önce hiç gitmediğim yerlere onlarla gittim demekki köy dediğimiz Torun u bile hala gezememişiz J Ertesi hafta Master turun ücretsiz Krakow turu olacaktı başvurduk kabul maili gelince planlar yapılmaya başlandı J önce Katowice sedalara gidip bir gün orayı gezip sonra krakow a geçip turu torun da tamamlayacaktık ama bakalım neler olmuş…



 Perşembe gecesi yola çıkıp sabahında katowicede olacaktık. Monika ve Michal in teklifi ile buz pateni yapmaya gittik tabi ben izleyip video çeken konumundaydım yine. Herşey güzel giderken bir anda Merve’nin ani bir düşmesi ile ayaği burkulmuştu soluğu hastahanede almıştık. Sonuç olarak doktor 10 gün rapor verdi. Ve plana büyük bir darbe konmuştu. Gidip gitmemek konusunda büyük bir muallakta kalmıştım ve ısrarlar sonucu gecenin birinde çıktım yola ve otobüs olmadıgı için yine taksiye mecburdum. Lüks yaşamımdan hiç taviz vermiyorum resmen taksilerden inmiyorumJ öyle düşündüğünüze eminim ama napalım yapacak başka bişi yoktu o saatte.. saati geldi ve ilk tren macerama atıldım J İlk yarım saati sarhoş bir adamla geçirmek zorunda kalmıştım ve korkudan öldüm resmen sonra adam gitti ve 3 saat süren kompartman hakimiyetim başlamıştı uyudum bile o dereceJ. Sonrasında sabah saat 5 sularında 4 tane liseli gencin binmesi ile rahatım kaçmıştı ama onlarda çekindiler benden malum kapalıyım ya yerim onları öcüyüm ben..! ilk yolculuğun arkasından seda dolu bir gün başladı, önce yurda gittik biraz uyudum ve kahvaltı ile başlayan yarım kalmış güne devam ettik J Silesia City Center a gittik ve yaklaşık 5 saat harcamışız orda ama hiç farketmedik ve beni çok mutlu eden bişi olmuştu “LC Waikiki” bulduk ve Türkiyedeki indirimli fiyatının bile yarısı olan iki tane güzel eteği burdan bulmuştum ve keyfime değecek yoktu J Ertesi sabah erkenden çıktık yola ve Krakow bizi bekliyordu J Tur eşliğinde başlayan dört saatlik gezimiz tek kelime ile “MUHTEŞEMDİ”… eminim buraya tek gelmiş olsam hiç bir yer bulamaz bir ikisini görüp bitti zannederdik ama öyle değil , Polonya’ya yüzyıllarca başkentlik yapmış tarih kokan enfes bir şehirdi resmen J Turda ki leh kadında çok iyiydi, Türkiye aşığı resmen .. Türkçeyide çok iyi konuşuyordu deyimleri ile birlikte.. Gezi boyunca bize çok güzel şeyler anlattı , Osmanlıya dair . Birini sizle paylaşmak istiyorum, kız aynen şöyle anlattı :”Bu gördüğünüz yol kral yolu, krallar şehre bu kapıdan girermiş, savaşın birinde Osmanlı devleti kralımızı yenmiş kralımızda şehre döner dönmez bu kapının önüne yeni bir kule diktirmiş çünkü kralımız Osmanlıdan çok korkmuş , kuleyi yaptırması yetmemiş etrafını hendekle çevirmiş ve köprüyüde açılır kapanır yapmış şehre girmeye çalışırlarsa zor olsun giremesin diye.” Evet rehber kadın aynen bu cümleleri kullandı ve tüylerim diken diken oldu resmen… Krakow da bide “simit “ buldukkkk… ama tadı aynı olmasada idare ederdi mutlu oldum J. Güzel bir turun ardından diğer gezileride bu turla yapalım düşüncesi ile ayrıldık Krakow’dan. Ertesi gün Katowiceden Toruna doğru yola çıktım ha bu arada treni beklerken iki tane kız gelip yardıma ihtiyacımız olup olmadığını sordu seda ve benle baya ilgilendi konuştu sonra gittiklerinde sedadan öğrendim ki meğer onlar misyonermiş duraklarda sokakta heryerde gördükleri yabancılarla konuşurlarmış…Ama ben tek kelime dahi anlamadım konuşulanlardan J. Asıl olaylar burdan sonra başlıyor gençler odaklanın.! Kompartmana bindiğimde bir adam vardı önce sonra beş dk içinde eşyalarını alıp çıktı bende madem kimse yok kahvaltı yapayım dedim aldığım simiti yemeye başladım. Sonra farkettim ki az önce ki adam koridordan bana bakarak telefonla konuşuyor, önce garip gelmedi başörtümden dolayı bakıyordur dedim ama işin kokusu iki dk içinde çıktı. İçinde bilgisayarım olan sırt çantasını yukarıya koyup normal kol çantamı da yanıma almıştım. Aniden odaya bir adam girdi ve bana bir bilet göstererek bir yandan koltuğu bir yandan pencereyi işaret ediyordu acaba yanlış yere mi oturdum diye düşünürken üç adam daha girdi ve son giren yaşlıca olan çantamı kapıp kaçtı! Şok olmuştum anladım ki ilk giren beni oyalamaya çalışıyormuş, sonra çantamı alan adamın peşinden koşayım dedim ama diğer ikisi beni engellemeye çalıştı ama kaçtım ellerinden ve adamı trenden inmeden yakaladım elinden çantamı aldım, hala büyük bir şokun etkisindeydim ve aklıma diğer çantam geldi tekrar kompartmana koştum tabi bu arada çığlık çığğa bağırıyorum “help!” diye ama kimsenin ruhu duymuyor gündüz vakti olduğu halde . kompartmana girdim çantam yerindeydi bilgisayarımda içindeydi diğerine baktım. Evet pasaportum kartlarım cüzdanım herşeyim duruyordu çok şükür . yalnızca o hengamede kulaklığım düşmüş. O anı çok net hatırlıyorum , çantamı çalmaya çalışan ekip öyle soğukkanlıydı ki koridora insanlar çıkınca hiç bişi yokmuş gibi dağıldılar kimseyede bişi anlatamadım tabi adamlar o an trenin istasyonda durmasından faydalanarak inip kaçtılar. O yaşlı olanın kaçarken bakıp sırıtmasını hala unutamıyorum L Tüylerim diken diken oluyor… Sonra bir sporcunun yardımı ile derdimi görevlilere anlatıp eşgalini verdim ve yola o yardım eden kişinin kompartmanında devam ettim tabi şokun etkisi ile iki saat boyunca ağlamışım. Sonra aktarma yapacağım durağa gelip diğer trene bindim ve yine şanssızlık beni bulmuştu. Zil zurna sarhoş olduklarını sonradan anladığım 30 lu yaşlarda bir çift vardı kompartmanda ve üç saatlik ciddi imtihanım başlamıştı… adamın iğrenç hareketleri dengesiz soruları kadının başımı açmaya çalışması , kocan nerde çocuğun nerde gibi dengesiz sorular ve ağlama eşiğine gelen ben.. Bir şoku atlatmadan diğeri bulmuştu resmen L ve ben içimden sadece Allah’ım yardım et kurtulayım şunlardan inip gitsinler diyebiliyordum.. Onlardan da kurtulduktan sonra çok şükür sağ salim Torun’a gelmişti tren. Ali ve Monica yaşadıklarımı bildikleri için beni istasyona almaya gelmişler. Çok mutlu oldum o an. Önce gerek yok demiş olsam bile orda tanıdık birilerini görmek tarif edilmez bir huzur vermişti.. Gece yollar tehlikeli olur diye düşünüp gündüz  tren bileti almıştım ama başıma gelebilecek hertürlü kötü şey gelmişti… O akşam annemle konuştum ve bir şokta o yaşattı bana “Kızım hülya oralarda dikkat et kendine, bugün akşamı zor ettim gün boyu sıkıntılıydı içim, gece boyunca senle uğraştım rüyamda sürekli sıkıntıdaydın bir adam başına dert olmuştu” falan filan.. anne işte dert olmuş hissetmiş.. Anneme iyiyim ben merak etme deyip yaşadıklarımın hiç birini anlatmamıştım.. biliyorum anlatsam mahvolur oralarda ölür meraktan Allah korusun!.. O gece uyku haramdı bana gözümü her kapatmama o gün yaşananlar film şeridi gibi akıyordu gözümün önünden ve ben aynı korkuyu artarak hissediyordum.. Şuan bu satırları yazarken bile inanamıyorum ben o günü nasıl sağ salim atlattım diye.. Çok şükür hiç bişeyimi kaptırmamıştım , ÇOK ŞÜKÜR..!
Şuan bu satırları yazarken bile birsürü maceramız oldu aslında ama onlarıda haftaya Avusturya-Viyana , Macaristan- Budapeşte gezisinden sonra anlatayım şimdilik yeter J

 Selametle kalın inşallah dualarınızı eksik etmeyin .. ;)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder