4 Mart 2014 Salı

VARŞOVA ÇIKARTMAMIZ ! :)

                           
 Kısa bir aradan sonra yine sizlerleyim. Bazıları merakla bekliyor belki anlatacaklarımı, buralardan bizlerden benden haber bekleyenler var biliyorum bazıları ise bize ne deyip gözardı ediyor olabilir no problem! Haydi işe koyulalım bakalım neler yapmışız haftasonu varşova’da ? J

İlk haftadan sıkılmanın sonucu olarak bir kaçamak yapalım dedik ve koyulduk  sabahın dördünde yollara tabi ha deyince yola çıkılmıyormuş öyle ! Biz gariban öğrenciler olarak kredi kartı kullanmadığımız için bilet almakta bizim için büyük bir sorun haline dönüşebildi. 


Aramızda sadece mervenin kredi kartı vardı onunda limiti yetersizdi . bir şekilde birine para gönderip limiti yükseltip alabildik biletleri ama bir sorun daha vardı seda ve azad’a nasıl alacaktık biletleri! Kredi kartında sorun çıktı , site üyelik istedi , gece yarısı bilet satılmıyor ibaresini bile gördüm yani çok fazla uğraşmama rağmen bilet almak başarısızlıkla sonuçlanmıştı ve gece sedadan gelen bir habere görede azad gelmekten vazgeçmişti ve seda da sabahın o saatinde tek gelemezdi .. Gezi üzüntülü başlamıştı benim için L ve saat 5:40 civarında vardık polskibus durağına. Kadınla bilet için anlaşma kurmak baya zor oldu hatta iletişim kuramadık demek daha mantıklı sadece” peron ten” konusunda annlaştık. Saat gelmişti rezervasyon kodumuzu şoföre gösterip geçtik otobüse ama o da ne ! yerimiz dolu daha doğrusu birçok yer dolu ve yerimize oturanlarda kalkmıyor. Bu ne saçmalıktır diye söylenirken öğrenmiş olduk ki burada hiç kimse bilette yazan koltuk numarasına dikkat etmiyormuş kafalarına göre hoşlarına giden yere oturuyorlarmış. Haydaaa sabah sabah ikinci vakayıda yaşamıştım bakalım daha neler olacaktı. Saat 6 da çıktık 3.5 saatlik yolculuğa ve şans mı rahmet mi bereket mi bilemem ama yağmurda bizimle birlikte varşovaya doğru ilerliyordu. Iner inmez soğuk varşova havası karşılamıştı bizi ve ben ise havanın torun dan daha sıcak olacağını düşünerek çok kalın giyinmemiştim çok soğuk olacak 3 gün başlamış oldu benim için. Birilerine sorarak metroyu bulduk ve şehir merkezinde indik. Açtık hava soğuktu gezecek biyer bilmiyorduk yani ilk vakamızda düşünmeden taşınmadan esen kavak yellerine kapılıp atmıştık kendimizi yollara ama durum vahimdi doğrusu! Mervenin birileri ile konuşması sonucu bize söylenen yeri bulmak için başladık yürümeye ama yön bilmiyoz iz bilmiyoz! En sonunda orayı aramaktan vazgeçip başka bir mekana yöneldik. Türk restorantı ve sıcak çorba lafını duyunca tercihimizi oradan yana kullandık. Başta herşey güzeldi çorba şahane ekmekler muhteşem hizmet mükemmel güleryüz hoşsohbet falan filan.. ama bir yerden sonra bizle asıl ilgilenen yetkili kişinin garip soruları ve tepkileri ile karşılaştık. 10 dakika içinde neredeyse her partinin tarafındaymış izlenimi verecek kadar saçma konulara girdi, farklı sorular sorup tepkimizi ölçmeye çalıştı ve kısa bir süre içinde hepimizi şok etti. Girmeden anlamamız gereken birşeyi onun söylemesi ile anlamıştık gözümüz bu kadarda mı fransız kalmıştı herşeye! Aslında gittiğimiz o mekan bdp-pkk yı destekleyen bir gruba aitmiş. Adam iyiydi hoştu ama konuşmalarında sezilecek bir sinsilik vardı fakat biz başta anlayamadık işte L olay farklı yöne girmeden şok olmuş vaziyette ayrıldık oradan ve sıra cami bulmaya gelmişti. Atladık tramwaya ve verilen talimatlar doğrultusunda son durağa kadar gittik sözde inince bir kebap dükkanı görecektik ve onlara soracaktık çünkü ara sokakta dediler. Gide gide şehri çıktık resmen havaalanına yaklaştık ve indiğimiz yerde de ne kebapçı vardı ne başka bişi. Insanlara camiyi sormanın derdine düştük kimse anlamıyordu, esranın camiyi anlatma şekli ise yorumsusdu gerçekten J caminin ne olduğunu anlatmak için çabası aynen şöyleydi : “for example you have churc and we have mosque. Did you understand me ?” . biz onların kilisesini biliyoz ama onlar caminin ne olduğunu bile bilmiyor.. pray diyoruz müslim diyoruz ama boş.. en sonunda uzaktan çırpınışlarımızı gören bir arap camiyi mi arıyorsunuz diye sorunca kurtuluş yolumuzu bulmanın sevinci ile ona yöneldik ve tarif ettiği yolda ilerlemeye başladık ama herşey yine sarpa sardı ve yine bulamadık… Aslında benim hayalim büyük olmasada gerçekten bir cami görmek bir ezan sesi duymaktı bu ümitle yürüyordum o ara sokaklarda… Esra bir grup gördü onlara sordu cuma olduğu için onlarda camiye gidiyormuş, takıldık peşlerine. Karşılaştığım manzara ise üzdü beni… Sadece bir evdi bu… ve cuma olduğu için yer olmadığından biz giremedik içeri… öyle çok ihtiyacım vardı ki orda olmaya tam bir hayal kırıklığı oldu sanki tüm gücümü kaybetmiştim orda L neyse tekrardan düştük yollara ve geldiğimiz istikamette bindik tramwaya hepimizin canı sıkkındı napacaz şimdi diye L sonra tramwaydan inince bir baktım ki sayımız 4 değil 5 olmuş. Bizimkiler bir Türk daha bulmuşlar kaşla göz arasında, burada üniversite okuyan psikoloji öğrencisiymiş ve 3 yıldır burdaymış. Dersi yok işi yok işte bize REHBER! J yeni tanıştığımız bu kişinin peşine takılmıştık bakalım hadi hayırlısıJ Duyduk ki buradada en ünlü en turistik yer “old town” mış aynı Torun’da olduğu gibi. Yürümeye başladık ve anladık ki varşova hiçte küçük bir yer değil bir yerde durup dinlenmemiz bile gerekti bişeyler içelim dedik ve ben değişmez seçimim olarak ‘white chocolate mocha’ içtim büyük bir zevkle ama hiç bir yer starbucks ın verdiği tadı vermiyor. Kısa bir soluklanmanın ardından başladık keşfe. Bu şehir gerçekten inanılmaz güzellikteydi, binalar muhteşem nehir manzarası muhteşem sokaklar sakin gürültü yok sadece ferah bir hava var… akşama kadar yürüdük bol bol fotoğraf çektik ve feci acıkmıştık! Rehberimiz eşliğinde bir Türk lokantasına gittik ve ilk kez içim rahat bir şekilde dışardan yemek yiyebilecektim. “Sabko kebap” giden olursa varşova’ya tavsiyemdir ;) güzel bir yemeğin arkasından en iyi ne gider bilir misiniz? Tabiki de ÇAY hemde DEMLEME ÇAY öyle sallama değilJ buralarda bunu bulmak gerçekten ZOR oluyor J çayımızıda içince soluğu Türk marketinde aldık küçücük bir yerdi ama hemen hemen herşey vardı, geldiğimden beri aklımdan çıkmayan ayva reçelini burda bulmak ise paha biçilemezdi , içimden bu bile varşova’ya geldiğime değdi dedim JJJ Bugünlük bu kadar yeter dedik ve kalacağımız yere doğru yola koyulduk. Gittiğiniz yerde sizden birilerinin olması ve içiniz rahat bir şekilde orada kalmak öyle rahatlatıcı bir duygu ki anlatılmaz yaşanır… Yeni insanlarla tanıştık yeni arkadaşlar edindik bu sayede J Çay eşliğinde güzel bir muhabbet sürüp giderken işin içine siyaset girdi ve arada ürpertici rüzgarlar estirdi ve şu sözün doğruluğunu bize yeniden kanıtlamış oldu “Allahumme ecirna min şerrin siyaset!”. Ertesi gün bizi yine buz gibi bir hava karşıladı L Ve ben yine incecik ceketle dışardaydım hastalığa davetiye çıkarırcasına! Şehir merkezine gittik yine nasılsa bildiğimiz tek yer orasıydı havada bize inat kötüleşiyordu. Bir süreliğine dağıldık o arada gidip tourist informationdan harita ve broşür aldım ama diğerleri ile buluşunca farkettimki ingilizce zannederek aldığım broşürlerin hiç biri ingilizce değildi Almanca,İspanyolca, İtalyanca,Rusça.. Ne ararsan var ama İngilizce yok yani aferin bana insan acelesi var diyede bu kadar da dikkatsiz olamazdı ki..! Bir iki saat saçma sapan dolanıp durup mantıklı hiç bişi yapamayınca soluğu alışveriş merkezinde aldık hava da bize başka çare bırakmamıştı malesefL Ama böyle mi pahalı olur arkadaş ucuz hiç mi bişi olmaz L e
Elimiz boştu yine ve sonunda dünkü rehber imdadımıza yetişti ve bizi gezdirme derdine yine bulaşmış oldu… J . Şehrin en güzel hatta avrupanın en büyük parklarından birine götürecekti bizi. Girdiğimiz park çok güzeldi biraz gezdik ama sonra öğrendikki asıl park bu değilmiş yanlış yerde inmişizJ. Tekrar otobüse bindik ama bu seferde durağı kaçırdık baya ilerde indik ve nihayetinde zorda olsa parka ulaşabilmiştik. Burası gerçektende muhteşemdi, ağaçların yeşillenmesi için hala bir aya ihtiyacı olsada bu haliyle bile muhteşem bir yerdi. 2 saat kadar gezdik ama bitiremedik pes ettik acıkmıştıkta zaten her zaman ki gibi J. Çeşitli fikir çatışmalarının sonucunda soluğu yine sabko da almıştk J. Türkiye’de yemekten bıktığım tavuğu öyle özlemişim ki nasıl yedim bilmiyorum ama kocaman bir tabak yemeği silip süpürmüştüm! J. Yemekten sonra bizi yine Old town yolları bekliyordu yapacak başka bşi de yoktu zaten son gecemizdi. Bide gece görelim şu şehri dedik; Işıklar şahaneydi.. hele şehrin tam ortasında bir yer vardı ki anlatılmaz güzellikte…bir buz pisti, etrafı ışıklarla süslenmiş, hoş bir müzik, evlerin şekli ise farklı bir hava katıyor ortama… Biraz daha ilerleyince surlara ulaştık ve gitar eşliğinde biraz oturup kendimizi dinledik ve dönüş yolu görünmüştü… O geceyide orda geçirip ertesi gün Torun’a dönüş yolundaydık. Güzel bir geziydi, ilk tecrübemizdi ve tabiki acemilikler yaşamıştık ama dersimizi aldık bir daha plansız hareket etmek yok J ! Fakat Torun'a dönünce farkettimki burayı benimsemişim, evime gelmişim gibi huzurlu hissettim kendimi nedense.Bu haftasonu ise Katowice'e Sedalara gitmeyi planlıyoruz yada onlar bize gelecek J. Her halukarda yine yerimizde durmuyoruzJ. Ders programı yok denecek kadar boş 3 gün okul var toplasan 8 saat ders var yaw garip bir haldeyim Zirve’den sonra buna alışmak zor olacak benim için J Bir sonraki yazım ise ne hakkında olur bilemiyorum ama muhtemelen daha derin konulara dalacam hadi hayırlısı bakalım. Tüm bu sıkıcı anlatımıma rağmen bana katlandığınız için hepinize teşekkür ediyorum. Hoşçakalın J (fotoğrafları daha sonra ekleyeceğim inş takipte kalın;) )

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder