Veeee işte yine ben
sevgili okurlarım J kısa bir aradan
sonra size, kaldığımız yerden anlatmak istiyorum yaşadığımız acı tatlı
hatıraları. Bu sefer zamanlama olarak sırası ile değilde karışık olarak aklıma
gelenleri yazacağım. Eveeett ilk önce ilk akşam michal ile aramızda daha
doğrusu mervenin arasında geçen yanlış anlaşılmadan bahsetmek istiyorum.
(Michal benim buradaki mentörüm yanı danışmanım gibi birşey, burada yapmam
gerekenler konusunda bana yardımcı olacak kişi. Ilk sömestır türkiye de erasmus
yapmış 6 ay kadar orada yaşamış yani türkçeye aşina artık bu detayı niye
verdiğimi birazdan anlayacaksınız, evet devam edelim şimdi :) )
o akşam dördümüz
oturduk michale sorular soruyorduk yeni aldığımız telefon hatlarını falan
ayarlamaya çalışıyorduk –bu arada hattımızı okul hediye olarak verdi biz
almadık yani J - michal bisiler
yazıyordu o arada merve bişeyler söyledi
ve michalin ruh hali değişti niye olduğunu anlayamadık sonra söylediğimiz bir
kaç türkçe cümleyi anlayınca ‘sen bayaa baya öğrenmişsin türkçeyi’ falan dedik
o da yok bilmiyorum dedi. Merve o an odasındaydı sanırım bana dedi ki ‘türkçe
herşeyi anlamıyorum ama mesela az önce mervenin bana ^salak ya^ dediğini
anladım’ dedi. Şok olduk merve hiç öyle bişi dememişti ki , acaba yanlış mı
anladı dedik ama michali buna inandıramadık. Ertesi gün bizi teknolojik
ihtiyaçlarımızı almak için media markt ve real in olduğu bir alışveriş
mağazasına götürdü. Ilk defa burdan bir atm den para çektim ve komisyon
kesmeyip çok fazla kur kaybıda yaşamadığım için çok mutlu olmuştum. O an nerden
aklıma geldi bilmiyorum ama dün gece yaşanan o olayı hatırlamıştım. Michal
kağıda bişiler yazarken sol elini kullanmıştı ve merve de o an da ona solak ya
demişti. Michal solak ı salak anlamış tabi gelde ona anlat şimdi bunu J. Bir şekilde right hand left hand diyerek açıkladık durumu
rahatlamış gibiydi, böylece arada sorun kalmadı J media markt te aradıklarımızı bulamayınca anladık ki torun
hala apple ile tanışmamış ! J sonra real e
yiyecek alışverişine geçtik. Fiyatlar tl hesabına göre uygundu ama ziloty
olarak düşünürsek battık diyebiliriz. Patlıcan salatalık tek tek satılıyordu,
zaten bir patlıcan tartsan bir kilo gelirdi salatalığın uzunluğu ise kolum
kadardı ! :O
![]() |
| kolum kadar olan salatalıklar! |
![]() |
| içini doldurmaya pirinç yetmez! |
![]() |
| içinde ayin olan kilise |
biberlere geçersek onların
büyüklüğünü anlatacak kelime yok ancak şöyle tasvir edebilirim bir tane biber
dolması ile dört kişilik bir aile doyabilir J abartı değil
gerçek J. Patatesler ise
herşeyin aksine küçücük sanki tarladan arta kalanları toplayıp getirmişler! En
normal olan ise domatesti Allah’tan J. Makarnamızı
pirincimizi yağımızı itina ile en ucuzlarından seçip devam ettik alışverişe J. Tencere tabak alalım dedik birde ne görelim tencereyi
tavayı kaşığı çatalı hep gram hesabı satıyorlar 100 gram ı şu kadar yazıyor
etiketlerde ! J gram ile kapkacak
aldık yani. J şimdilik oraya
dair hatırladıklarım bunlar devam edelim J o gün mervenin
doğum günüydü. Ne yapabiliriz derken michal akşama bir yere gidip kutlayalım
dedi dondurma yeriz çok iyi yapan bir yer biliyorum dedi bizde tamam dedik.
Bizi yurda bıraktıktan sonra iki saat sonra gelmek üzere gitti. Akşam oldu ve
michal bizi Old Town a götürdü. Burası şehrin merkeziydi ve muhteşem yapılar
binalar vardı, tarih kokuyordu sokaklar. Kalabalık yok denecek kadar az ister
istemez nereye gitti bu insanlar diyorsunuz öğrendiğime göre nüfusu 200 bin
civarındaymış. O akşam nasıl otobüse bineceğimizi falan öğrendik sokaklarda
gezdik fotoğraflar çektik tabi o arada doğum gününü kutlayacak yeri erıyorduk
fakat kapanmıştı, ikinci bir yere gittik orası da kapanmıştı anladık ki bu
şehirde hayat erken sona eriyor. Son olarak şansımzıı manekinden yana
kullanalım dedik ve şükür ki orası açıktı ha bide manekinden önce bir kiliseye
girdik ayin yapılıyordu adamlarda bize ters ters bakınca dayanamayıp çıktık. Ve
işte manekinde dorndurma zamanı!. Bir maraşlı olarak ilk kez başka bi yerde
yediğim dondurmayı sevdim. 10 ziloty gibi bir ücretle yani 7.5 tl yapıyor
karnımız doydu resmen. Farklı bir sunuluş şekli fardı : krepi değişik bir
şekilde kesmişler arasına dondurmalar üzerine sos ve meyve ve kenarınada krem
şanti. Beğendik hepimizde tabi gizlice manekine gelmeden önce aldığımız
mumlarıda ekleyince merve için tam bir doğum günü pastası gibiydi benceJ.
![]() |
Ve her zamanki lüks hayatımızdan vazgeçmeyip yurda taksi
ile dönmüştük. Ertesi gün yorucu oryantasyon haftası başladı. Neyi nasıl
yapacağımıza dair bir sürü seminer yapıldı bir hafta boyunca ama ben bu sıkıcı
şeyleri size aktarıp sizide sıkmak gibi bişi yapmayacağım sevgili okurlarım J. ‘dzien dobry’ ‘dzienkuje’
bunlarda ne diyorsunuz şimdi
görebiliyorum J bu hafta boyunca
polish course vardı bize burada hayatta kalacak kadar lehçe öğretmeye
çalıştılar ilk başşlarda zor gelmişti (aslında hala zor geliyor) bu dil ama
nedense bu dersi almaya devam etmeye karar verdim. Görende ingilizceyi
hallettim zanneder :D . yeni arkadaşlarla tanıştım burda: italyan kız roberta
ve christina, letonyalı katrina, ispanyol patricia ve diğerleri.. yani yavaş
yavaş kaynaşıyoruz hadi hayırlısı bakalım. Çarşamba günü mentörlerimizi yani
michal ve monikyı akşam yemeğine çağırdık. Menümüz: ezogelin çorbası, tavuklu
türlü, şehriyeli pirinç pilavı ve salata.:). Yorumlara gelinnce: çorbaya
bayıldılar, pirinç pilavındaki şehriyeye şaşırdılar burda hiç yapılmazmış böyle
ve türlüyü de aynı şekilde çok sevdiler. Bizde övündük tabi Türk yemekleri
sonuçta J. Bir yerde türk
olurda orda çay olmaz mı ! J sıra çay faslına
gelmişti getirdiğimiz yöresel yiyeceklerden birer tabak oluşturduk: tarhana
ceviz lokum cevizli sucuk fıstık ezmesi incir.. oo bizdede neler yokmuş ki J. Kolay kolay kimsenin sevmediği tarhanayı michal sevdi
aferin ona J monika ise kendi
gibi tatlı şeyleri sevdi mesela fıstık ezmesini ve cevizli sucuğu J dha sonradan monikanın arkadaşı paulina da bize katıldı
haliyle o da bayıldı yemeklereJ herşeyi ile güzel
bir akşamdı eğlendik sohbet ettik baya J tabi o gecenin
favorisi esraydı herkesi baya güldürmüştüJ. Ertesi gün polish
course yoktu onun yerine bize müzelerini gezdirip tarihleri hakkında bilgi
verdiler sonrasında geleneksel kıyafetlerini tanıttılar ve sıra oyuna gelmşti
her zamanki gibi ben video çekme görevini üstlenmiştim. Insan izlerken bu
adamların hiç mi işi gücü yokta böyle bişey oynuyor diyecek kadar uzun bir
oyundu bir o kadarda karışık. Kurban olsunlar bizim halayımıza çiftetellimize! J. O günün akşamında welcome party vardı herkes ısrar etti
gelin bir görün diye ama gerek yoktu o ortamları görmeye bence. Bir arkadaşımız
gitti sadece görüp çıkacaktı onuda zaten başörtüsünden dolayı almamışlar bile
oraya, sözde hoşgörülüler! Ilk hafta böyle geçti cumartesi oryantasyonda
bitmişti artık boştuk. Haa bu arada perşembe günü ilk dersimize gittik 9-10:30
arası bir buçuk saat boyunca kadın konuştuda konuştu o kadar ders mi olur
arkadaş hepimizin uykusu gelmişti bitti de kurtulduk yaw. Bide market olayı var
tabi. Yiyecek bişeyler almak için markete gitmiştik kasaya yöneldiğimde ön sıradaki
bir adamın sırıtarak beni gösterip arkadaşı ile konuşması geldi aklıma boşver
hülye deyip diğer kasaya geçtim ama hala kahkaha atıyorlardı çıktığımızda da
arkamızdan bişiler söylemişler! Yani burda başörtülü birini görünce dalga
geçecek insanlar çok fazla alışmamız gerekecek buna yada onları buna
alıştırcaz!:( . pazar günü hiöç bir yere gitmedim sadece odamda vakit geçirdim
ve işte pazartesi geldi okul başladı. Vergi hukuku dersimiz vardı ve öncekinin
aksine güzel geçmişti. Dersler sayesindede katrinayla olan arkadaşlığımız
ilerlemeye başladı artık belli konular hakkında sohbet edebiliyoruz. Saat 10:30
du ve ders bitmişti yine napacaz diye sıkılma zamanı başladı. Torun plazaya
gidelim dedik bide orayı keşfedelim. Öncekine göre daha büyük bir yerdi ama fiyatllar
pekte uygun değildi malesef. Akşam tekrar polish course vardı ve ben artık
kararlıyım bu dilede aşina olacak kadar bişeyler öğrenecem burda. Dün ise
michalle buluşup otobüs kartı çıkarttık sonrada şehir merkezinde buluşup
turkish kebab yiyelim dedik malesef buralarda kebab bulmak imkansız kebab yazan
yerlerde hep döner satılıyor olsun dönerde olsa yemeliydim artık özledim yaw!
Ilk gittiğimiz yer içimize sinmedi ikinci mekana gittik sahibi türk müş
michalin söylediğine göre ve garsonun biride türktü biraz onla muhabbetin
ardından dönerlerimizide yedik ve sıra odaya halı almaya geldi. Burda insan az
olunca tüketimde az öyle kolay kolay bulamıyorsunuz aradığınızı. Michalle taaa
şehrin dışında bi yerden bulabildik halıyı birazda tuzluydu fiyat ama olsun daha
dört ay burdayım sonuçta. Bazen böyle kendimi mutlu etmek için yaptığım
şeylerden hiç pişman olmuyorum fiyatı ne olursa olsun içime sindi ya önemli
olan o J. Şimdi saat burda
16:02 muhtemelen Türkiye de 17:00 civarlarında. Bugün gidip halımı da aldım
odamıda temizledim ve artık huzur istiyorum sadece. Aaa bide resepsiyondaki
kadının söyledikleri var tabi: halıyı görünce şaşırdı ilk kez böyle bişi yapan
biri oldu dedi bide gözlerimin güzel olduğunu söylemiş michal e tabi kadın
ingilizce bilmediği için michal çeviriyor bana. Son olarakta saçlarımın resimde
güzel olduğunu ve saklamamam gerektiğini söylemiş. Hay Allahım nasıl
anlatacağız bunları bu insanlara aynı dili bile konuşmuyoruz nasıl anlatayım
islamın güzelliklerini L. Ha bide son
olarak Türkiye deki gelişmeler var… hepimizi şaşırtan üzen güven yıkan olaylar
yaşanıyor Türkiyemde fakat garip olan burdaki insanların benden daha çok takip
ediyor oluşu olayları. Onlardan duyuyorum bazen gelişmeleri… buda dünyanın tüm
algı organlarının Türkiyeye çevrildiğini gösteriyor… ah bilmiyorum sonumuz ne
olur. Bugün iki de üzücü olay yaşadım onlar bana kalacak ama çıkardığım dersler
önemliydi. Artık sadece “imtihan” deyip geçiyorum…Allah hepimizin yar ve
yardımcısı olsun inşallah… selametle kalın!





Hiç yorum yok:
Yorum Gönder