26 Şubat 2014 Çarşamba

POLONYA'da İLK HAFTAMIZ !


Veeee işte yine ben sevgili okurlarım J kısa bir aradan sonra size, kaldığımız yerden anlatmak istiyorum yaşadığımız acı tatlı hatıraları. Bu sefer zamanlama olarak sırası ile değilde karışık olarak aklıma gelenleri yazacağım. Eveeett ilk önce ilk akşam michal ile aramızda daha doğrusu mervenin arasında geçen yanlış anlaşılmadan bahsetmek istiyorum. (Michal benim buradaki mentörüm yanı danışmanım gibi birşey, burada yapmam gerekenler konusunda bana yardımcı olacak kişi. Ilk sömestır türkiye de erasmus yapmış 6 ay kadar orada yaşamış yani türkçeye aşina artık bu detayı niye verdiğimi birazdan anlayacaksınız, evet devam edelim şimdi :) ) 



o akşam dördümüz oturduk michale sorular soruyorduk yeni aldığımız telefon hatlarını falan ayarlamaya çalışıyorduk –bu arada hattımızı okul hediye olarak verdi biz almadık yani J - michal bisiler yazıyordu o arada merve  bişeyler söyledi ve michalin ruh hali değişti niye olduğunu anlayamadık sonra söylediğimiz bir kaç türkçe cümleyi anlayınca ‘sen bayaa baya öğrenmişsin türkçeyi’ falan dedik o da yok bilmiyorum dedi. Merve o an odasındaydı sanırım bana dedi ki ‘türkçe herşeyi anlamıyorum ama mesela az önce mervenin bana ^salak ya^ dediğini anladım’ dedi. Şok olduk merve hiç öyle bişi dememişti ki , acaba yanlış mı anladı dedik ama michali buna inandıramadık. Ertesi gün bizi teknolojik ihtiyaçlarımızı almak için media markt ve real in olduğu bir alışveriş mağazasına götürdü. Ilk defa burdan bir atm den para çektim ve komisyon kesmeyip çok fazla kur kaybıda yaşamadığım için çok mutlu olmuştum. O an nerden aklıma geldi bilmiyorum ama dün gece yaşanan o olayı hatırlamıştım. Michal kağıda bişiler yazarken sol elini kullanmıştı ve merve de o an da ona solak ya demişti. Michal solak ı salak anlamış tabi gelde ona anlat şimdi bunu J. Bir şekilde right hand left hand diyerek açıkladık durumu rahatlamış gibiydi, böylece arada sorun kalmadı J media markt te aradıklarımızı bulamayınca anladık ki torun hala apple ile tanışmamış ! J sonra real e yiyecek alışverişine geçtik. Fiyatlar tl hesabına göre uygundu ama ziloty olarak düşünürsek battık diyebiliriz. Patlıcan salatalık tek tek satılıyordu, zaten bir patlıcan tartsan bir kilo gelirdi salatalığın uzunluğu ise kolum kadardı ! :O

kolum kadar olan salatalıklar!
içini doldurmaya pirinç yetmez!
içinde ayin olan kilise
 biberlere geçersek onların büyüklüğünü anlatacak kelime yok ancak şöyle tasvir edebilirim bir tane biber dolması ile dört kişilik bir aile doyabilir J abartı değil gerçek J. Patatesler ise herşeyin aksine küçücük sanki tarladan arta kalanları toplayıp getirmişler! En normal olan ise domatesti Allah’tan J. Makarnamızı pirincimizi yağımızı itina ile en ucuzlarından seçip devam ettik alışverişe J. Tencere tabak alalım dedik birde ne görelim tencereyi tavayı kaşığı çatalı hep gram hesabı satıyorlar 100 gram ı şu kadar yazıyor etiketlerde ! J gram ile kapkacak aldık yani. J şimdilik oraya dair hatırladıklarım bunlar devam edelim J o gün mervenin doğum günüydü. Ne yapabiliriz derken michal akşama bir yere gidip kutlayalım dedi dondurma yeriz çok iyi yapan bir yer biliyorum dedi bizde tamam dedik. Bizi yurda bıraktıktan sonra iki saat sonra gelmek üzere gitti. Akşam oldu ve michal bizi Old Town a götürdü. Burası şehrin merkeziydi ve muhteşem yapılar binalar vardı, tarih kokuyordu sokaklar. Kalabalık yok denecek kadar az ister istemez nereye gitti bu insanlar diyorsunuz öğrendiğime göre nüfusu 200 bin civarındaymış. O akşam nasıl otobüse bineceğimizi falan öğrendik sokaklarda gezdik fotoğraflar çektik tabi o arada doğum gününü kutlayacak yeri erıyorduk fakat kapanmıştı, ikinci bir yere gittik orası da kapanmıştı anladık ki bu şehirde hayat erken sona eriyor. Son olarak şansımzıı manekinden yana kullanalım dedik ve şükür ki orası açıktı ha bide manekinden önce bir kiliseye girdik ayin yapılıyordu adamlarda bize ters ters bakınca dayanamayıp çıktık. Ve işte manekinde dorndurma zamanı!. Bir maraşlı olarak ilk kez başka bi yerde yediğim dondurmayı sevdim. 10 ziloty gibi bir ücretle yani 7.5 tl yapıyor karnımız doydu resmen. Farklı bir sunuluş şekli fardı : krepi değişik bir şekilde kesmişler arasına dondurmalar üzerine sos ve meyve ve kenarınada krem şanti. Beğendik hepimizde tabi gizlice manekine gelmeden önce aldığımız mumlarıda ekleyince merve için tam bir doğum günü pastası gibiydi benceJ.

Ve her zamanki lüks hayatımızdan vazgeçmeyip yurda taksi ile dönmüştük. Ertesi gün yorucu oryantasyon haftası başladı. Neyi nasıl yapacağımıza dair bir sürü seminer yapıldı bir hafta boyunca ama ben bu sıkıcı şeyleri size aktarıp sizide sıkmak gibi bişi yapmayacağım sevgili okurlarım J. ‘dzien dobry’ ‘dzienkuje’
bunlarda ne diyorsunuz şimdi görebiliyorum J bu hafta boyunca polish course vardı bize burada hayatta kalacak kadar lehçe öğretmeye çalıştılar ilk başşlarda zor gelmişti (aslında hala zor geliyor) bu dil ama nedense bu dersi almaya devam etmeye karar verdim. Görende ingilizceyi hallettim zanneder :D . yeni arkadaşlarla tanıştım burda: italyan kız roberta ve christina, letonyalı katrina, ispanyol patricia ve diğerleri.. yani yavaş yavaş kaynaşıyoruz hadi hayırlısı bakalım. Çarşamba günü mentörlerimizi yani michal ve monikyı akşam yemeğine çağırdık. Menümüz: ezogelin çorbası, tavuklu türlü, şehriyeli pirinç pilavı ve salata.:). Yorumlara gelinnce: çorbaya bayıldılar, pirinç pilavındaki şehriyeye şaşırdılar burda hiç yapılmazmış böyle ve türlüyü de aynı şekilde çok sevdiler. Bizde övündük tabi Türk yemekleri sonuçta J. Bir yerde türk olurda orda çay olmaz mı ! J sıra çay faslına gelmişti getirdiğimiz yöresel yiyeceklerden birer tabak oluşturduk: tarhana ceviz lokum cevizli sucuk fıstık ezmesi incir.. oo bizdede neler yokmuş ki J. Kolay kolay kimsenin sevmediği tarhanayı michal sevdi aferin ona J monika ise kendi gibi tatlı şeyleri sevdi mesela fıstık ezmesini ve cevizli sucuğu J dha sonradan monikanın arkadaşı paulina da bize katıldı haliyle o da bayıldı yemeklereJ herşeyi ile güzel bir akşamdı eğlendik sohbet ettik baya J tabi o gecenin favorisi esraydı herkesi baya güldürmüştüJ. Ertesi gün polish course yoktu onun yerine bize müzelerini gezdirip tarihleri hakkında bilgi verdiler sonrasında geleneksel kıyafetlerini tanıttılar ve sıra oyuna gelmşti her zamanki gibi ben video çekme görevini üstlenmiştim. Insan izlerken bu adamların hiç mi işi gücü yokta böyle bişey oynuyor diyecek kadar uzun bir oyundu bir o kadarda karışık. Kurban olsunlar bizim halayımıza çiftetellimize! J. O günün akşamında welcome party vardı herkes ısrar etti gelin bir görün diye ama gerek yoktu o ortamları görmeye bence. Bir arkadaşımız gitti sadece görüp çıkacaktı onuda zaten başörtüsünden dolayı almamışlar bile oraya, sözde hoşgörülüler! Ilk hafta böyle geçti cumartesi oryantasyonda bitmişti artık boştuk. Haa bu arada perşembe günü ilk dersimize gittik 9-10:30 arası bir buçuk saat boyunca kadın konuştuda konuştu o kadar ders mi olur arkadaş hepimizin uykusu gelmişti bitti de kurtulduk yaw. Bide market olayı var tabi. Yiyecek bişeyler almak için markete gitmiştik kasaya yöneldiğimde ön sıradaki bir adamın sırıtarak beni gösterip arkadaşı ile konuşması geldi aklıma boşver hülye deyip diğer kasaya geçtim ama hala kahkaha atıyorlardı çıktığımızda da arkamızdan bişiler söylemişler! Yani burda başörtülü birini görünce dalga geçecek insanlar çok fazla alışmamız gerekecek buna yada onları buna alıştırcaz!:( . pazar günü hiöç bir yere gitmedim sadece odamda vakit geçirdim ve işte pazartesi geldi okul başladı. Vergi hukuku dersimiz vardı ve öncekinin aksine güzel geçmişti. Dersler sayesindede katrinayla olan arkadaşlığımız ilerlemeye başladı artık belli konular hakkında sohbet edebiliyoruz. Saat 10:30 du ve ders bitmişti yine napacaz diye sıkılma zamanı başladı. Torun plazaya gidelim dedik bide orayı keşfedelim. Öncekine göre daha büyük bir yerdi ama fiyatllar pekte uygun değildi malesef. Akşam tekrar polish course vardı ve ben artık kararlıyım bu dilede aşina olacak kadar bişeyler öğrenecem burda. Dün ise michalle buluşup otobüs kartı çıkarttık sonrada şehir merkezinde buluşup turkish kebab yiyelim dedik malesef buralarda kebab bulmak imkansız kebab yazan yerlerde hep döner satılıyor olsun dönerde olsa yemeliydim artık özledim yaw! Ilk gittiğimiz yer içimize sinmedi ikinci mekana gittik sahibi türk müş michalin söylediğine göre ve garsonun biride türktü biraz onla muhabbetin ardından dönerlerimizide yedik ve sıra odaya halı almaya geldi. Burda insan az olunca tüketimde az öyle kolay kolay bulamıyorsunuz aradığınızı. Michalle taaa şehrin dışında bi yerden bulabildik halıyı birazda tuzluydu fiyat ama olsun daha dört ay burdayım sonuçta. Bazen böyle kendimi mutlu etmek için yaptığım şeylerden hiç pişman olmuyorum fiyatı ne olursa olsun içime sindi ya önemli olan o J. Şimdi saat burda 16:02 muhtemelen Türkiye de 17:00 civarlarında. Bugün gidip halımı da aldım odamıda temizledim ve artık huzur istiyorum sadece. Aaa bide resepsiyondaki kadının söyledikleri var tabi: halıyı görünce şaşırdı ilk kez böyle bişi yapan biri oldu dedi bide gözlerimin güzel olduğunu söylemiş michal e tabi kadın ingilizce bilmediği için michal çeviriyor bana. Son olarakta saçlarımın resimde güzel olduğunu ve saklamamam gerektiğini söylemiş. Hay Allahım nasıl anlatacağız bunları bu insanlara aynı dili bile konuşmuyoruz nasıl anlatayım islamın güzelliklerini L. Ha bide son olarak Türkiye deki gelişmeler var… hepimizi şaşırtan üzen güven yıkan olaylar yaşanıyor Türkiyemde fakat garip olan burdaki insanların benden daha çok takip ediyor oluşu olayları. Onlardan duyuyorum bazen gelişmeleri… buda dünyanın tüm algı organlarının Türkiyeye çevrildiğini gösteriyor… ah bilmiyorum sonumuz ne olur. Bugün iki de üzücü olay yaşadım onlar bana kalacak ama çıkardığım dersler önemliydi. Artık sadece “imtihan” deyip geçiyorum…Allah hepimizin yar ve yardımcısı olsun inşallah… selametle kalın!
şehirden bir manzara

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder