Günlerden haftasonu. Yani herkes biraz daha fazla uyumanin peşinde . Hele de sınavlar vizeler bitmiş herkes kendine bir haftalık tatil ilan etmiş bugünlerde .. (Bu hukukçular için geçerli bir genellemedir ;) ). Saatler sabahın sekizi ve ben şuan bir ilkokulun bahçesinde oturmuş soğuktan kıpkırmızı kesilen burnumu yoksayıp bir süredir ertelediğim yazı yazma görevimi yapmaya karar verdim. (yoksa blogtan kovulabilirim ciddi tehdit aldım :) )
Bende diğer arkadaslarim gibi bir haftalık olmasada üç günlük bir herseyden kaçış fırsatı bulup köyüme gelmiştim. Ama beni hiç yalnız bırakmayan rahmet damlaları sanki köye gelişimi beklermiş gibi benim köye adım atmamla yağmaya başlayıp aralıksız iki gün yağdıktan sonra nihayet üçüncü günümde güneş yüzünü gösterdi ve annemle soluğu dışarda aldık. Maksadımız köye yakın bir okulda yatılı eğitim gören en küçük kardeşime sınav öncesi bir moral ziyaretinde bulunmaktı, ancak karşılaştığım manzara beni 8 yıl öncesine götürdü. Bir zamanlar bizlerde haftasonunda dahi erkenden kalkar akşama kadar sürecek okul kurslarında dirsek çürütür, kafa patlatırdık. Herşey güzel bir geleceğe ulaşmak içindi, şuan her ne kadar yaşayamadığım çocukluğuma üzülerek baksamda bulunduğum konum itibariyle yaşanan zorluklara şükür etmeyi bir borç biliyorum kendi çapımda. Her ne kadar emekler meyveye durmuş olsada insan kızıyor sisteme. Meyveye ulaşmak için illa bişeyleri feda mı etmek lazım ki ? Elbette çalışmak lazım, emek etmek lazım, başarıyı hedeflemek lazım ama sizcede bunun bir sınırı olması gerekmez mi?
Peki gelelim eleştiri boyutuna. Neden küçücük çocuklara hayat sadece sınavlardan ibaretmis gibi sadece o yönlü eğitim veriliyor ki? Neden en azından haftasonu dinlenip çocuk olduğunu hissedip ona göre yaşaması gereken kardeşlerimiz bizlerden önce uyanıp haftaiçi dersleri yetmiyormus gibi bide haftasonu katılıyorlar? Peki ya bir türlü sabitleşmeyen - rayına oturmamış sınav sistemlerine ne demeli? Değişim şarttır ve değişimi yakalamak gerekir fakat sınavlar açısından bu lüzumlu mu ki? Hayır hiç sanmıyorum . Benim zamanımda OKS vardı bizden sonra başka bir sistem geldi artık takibini yapamaz oldum ve şimdi ise son sınıfta yılda iki sınav yapiliyormus ve okul başarı puanı da bu iki sınav puanına çeşitli oranlarda eklenip sonuç ortaya çıkıyormus. Haftaya da ilk sınav yapılacak, inşallah başarının bu tarz sınavlarla ölçüldüğü ve haftasonu dahi okula gitmeye kendini mecbur hisseden ve çocuk olduğunu unutan kardeşlerimiz güzel puanlar alıp istedikleri okullara yerleşebilirler.
İşin öbür yanında ikinci anne babamız bildiğimiz öğretmenlerimiz var tabi.Sistemin kurbanı olan bu küçüklere haftasonunda dahi yardım etmeye çalışan , ek dersler koyan ve onları en iyi yerlerde görmek için ailelerini bile ihmal eden o fedakar öğretmenlere ise ayrıca teşekkür etmek istiyorum, çünkü bugün gördüğüm manzara beni gerçekten etkiledi. Ç.Cerit'in o ayazında evini, ailesini, tatilini, sıcak yatağını bırakıp ek bir gelir olmamasına rağmen yeter ki öğrencilerime birşey daha öğretebileyim diyen ve okula gelen o insanların elleri öpülmeli...
Bu kadar sitemden sonra ise son söz olarak Türkiye'nin bir türlü rayına oturmayan, sürekli değişen, kopya torpil laflarınin havada uçuştuğu, birbiriyle uyuşmayan sınav sonuçlarının kaçınılmaz olduğu bu sınav sistemlerinden kurtulup çocukların çocuk olmayı unutmadan iyi okullara yerleşebilecekleri bir eğitim sistemine kavuşabilmek ümidiyle diyelim. . Geleceğin yöneticilerine çok iş düşüyor çok. .
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder