29 Haziran 2014 Pazar

Arap Camii'nde Teravih ve Mübarek Ramazan Ayının Gelişi

    
Hoş geldin Ya şehri Ramazan… Gelişini ne de güzel hissettirdin böyle. Rabbimin lütuflarıyla sarmalandı etrafım , ne kadar çok şükretsekte hakkını veremeyip , kıymetini bir türlü idrak edemeyeceğimiz lütuflarla şımartılmaktayız. Dile kolay beş aydır ezan sesinden uzaktaydık. Beş aydır camiye hasrettik, belki bir çok ülkede cami vardı ama işte biz o nasiplilerden değildik.



 Hatırlıyorumda Polonya’da ki ilk zamanlarımızda Varşova’da cami olduğunu öğrenip bir cuma sabah namazına müteakip yola koyulmuştuk. Kaybolmalarla, yol sormalarla, nihayet öğlen vakti camiye ulaşmıştık. O yolda ilerlerken aklımdan ne hayaller geçmiyordu ki! Türkiye’deki gibi bir yapıda cami görmeyi hayal ediyordum ama bizi karşılayan küçük iki katlı bir ev olmuştu, minaresiz sıradan bir ev. Küçümsememek lazım elbet niyetim katiyen o değil, ben sadece hayal kırıklığı yaşamıştım çünkü gitmeden iki gün önce polonyalı bir arkadaş bana “Biz burda cami yapmanıza izin veriyoruz ama siz kiliselere izin vermiyorsunuz “ diye saçma birşey söylemişti. Bende bu sözün üzerine gerçekten bir cami hayali kurmuştum. Tabi Cuma günü gittiğimiz için o eve ancak erkek cemaati sığıyordu ve biz içeri girememiştik hatta insanlar “Bu kızlar burda ne arıyor bu vakitte” diye garip garip bakıyordu bize nerden bilecekler bizim Ezan’a susadığımızı! O gün yaşanan hayal kırıklığı ile dönmüştük tekrar Torun’a.

   Bugün mübarek Ramazan ayının 3. Teravih namazı eda edildi. Brükseldeyim. Evimize Esra abla misafir oldu bugün. Fransa’da yaşıyor 12 yaşından beri. Hukuk okumuş ve avukatlık yapıyor. Yaklaşık 8 yıldır Belçika’da. İftardan sonra Teravih namazına gideceğini öğrendim. Evimize metro ile 3 durak mesafede bir Arap camii varmış. Cami olsunda ezan duyalımda yeter düşüncesi ile takıldım esra ablanın peşine. Zaten iftarda fazla yemiştik bir yandan da hareket edip onları sindirmek lazımdı J.Camiye yaklaşınca iki arap kadına teravihi nasıl kıldıklarını sordu Esra abla o muhteşem fransızcasıyla – işte onun o güzel ve akıcı aksanı ile duyduğum fransızcaya orda bayıldım-. Hemen size de aktarayım nasıl olduğunu: Bu kardeşlerimiz arap olduğu için bizden baya farklı kılıyorlar namazı, sebebi galiba mezhep farklılığı. Yatsı namazının 4 rekat farzını ve arkasından teravih namazını kılıyorlar. Bu sebepten ilk ve son sünneti biraz zaman sıkıntısı çekerek eda etmek zorunda kaldık.Teravih namazını ise biz 20 rekat kılacaklar zannetmiştik ama 2’şer rekat halinde toplam  8 rekat kıldılar. Ama o öyle bir 8 rekattı ki Türkiyede ki 40 rekat namaza bedeldi belkide. İmam öyle tane tane öyle güzel okuyorduki Kur’an’ı Kerim’i, insanın anlamasa bile gözleri dolabiliyordu. Bir ara imamın sesi gidip geldi böyle sanki hıçkırıyordu gözyaşlarına eş olarak, anladım ki ağlıyor… İşte hakiki namazda bizde böyle olmalıydık, anlamalıydık, hissetmeliydik, ağlamalıydık! İmamın ağlaması üzerine sorguladım kendimi...
   Evet ben böyle olmamalıydım, orda benimde yüreğim sızlamalıydı benimde gözümden yaşlar süzülmeliydi, hakkını vermeliydim orda kılınan namazın… Ama ne yazık ki dinlediğimi anlamaktan aciz, müslümanım diye geçinmekti benim tek yaptığım…   
  20 Rekatlık bir namaz beklerken biz, kılınan 8 rekat gerçekten farklı gelmişti bana… Evet az kılmıştık ama hani az olsun öz olsun derler ya bunlar gerçekten onu yaptılar. Az kıldılar ama uzun uzun anlayarak kıldılar, bizim Türkiye’de yaptığımız gibi hızlı hızlı geçiştirmediler, hissettiler, ağladılar, gözlerinden aşk damlaları süzüldü.. Sıra Selat-i Vitr namazına gelmişti ve farklılıklar bitmiyordu. Önce iki rekat normal namaz kıldılar sonrasında selam verip tekrardan son rekata başladılar , bizim son rekatta ikinci tekbiri alıp rükuya gitmemiz onlarda çok daha farklıydı, önce Fatiha-ihlas okuyup direk rükuya gittiler sonra ayağa kalkıp yaklaşık 5-6 dk süren bir dua etti imam. Ama öyle içten öyle güzel ediyordu ki o duayı, bize sadece amin demek düşüyordu… Dua faslından sonra secdeye gidip namazı tamamladık Elhamdülillah…(Rabbim kabul eylesin).
   Bir kaç günür düşünüyordum nasıl gidebilirim camiye diye, çünkü kaldığım yere uzaktı ve evden giden arkadaşım yoktu aynı zamanda gece 11.30 da başlıyordu namaz ve benim dönmem baya geç olacaktı ve haliyle de tehlikeli… Ama Rabbim Esra ablayı hızır gibi yetiştirdi imdadıma… 5 aydır hasret kalan ruhum bugün öyle huzurla doldu ki… Varşova’daki gibi ev halinde bir cami görmeyi beklerken bizim Türkiye’de ki klasik minareli bir camii çıkmıştı karşıma ve o an ki mutluluk gözyaşları size bunun nasıl bir his olduğunu anlatmaya yetmez sanıyorum… Çünkü inanın elinizdekinin kıymetini ancak sizden alınınca anlıyorsunuz…
    Biz ne kadar günahlarla doldursakta amel defterimizi, O öyle merhametli öyle güzel ki bize de hep güzellikler ihsan ediyor… Gurbette aniden yaşadığım bu güzel ve nurlu gece bana ne kadar şanslı olduğumu bir kez daha hissettirdi…
   Evet Ramazan bereketi ile lütufları ile gelmişti, yaz günü olmasına rağmen 3 gündür yağmur yağıyordu ve hava serindi, üstünede Türkiye’de ki gibi Teravih kılma şansım olunca ben daha ne isteyebilirdim ki…
    Ramazan ayı aç kalmak için değil açın halini anlamak için var aslında ama malesef ben o amaca layık bir hayat yaşayamıyorum… Belki gündüz özellikle iftara doğru anlıyoruz o insanların halini ama iftarda canımızın her istediğini pişirip yiyebildiğimiz için herşey eski haline dönüyor… Çorbamız, salatamız, pilavımız ana yemeğimiz, sonrasında tatlımız, çayımız, tuzlumuz, meyvemiz, sahurumuz derken yemek yiye yiye bir hal oluyoruz… Ne kadar da bol nimetler içinde yüzüyoruz! Nefes aldığımız her saniye aldığımız nefese şükretmemiz gerekirken bizler neden daha iyi marka telefonum yok, neden şu yemeği yapmadın da bunu yaptın, neden şöyle neden böyle diye hayatı hep olumsuzluklarla sorgulayıp elimizdekinin kıymetini bilmiyoruz… Bardağa dolu tarafından bakmayı ne zaman öğrenip, her daim şükretmemiz gerektğini idrak edebilirsek belki o zaman anlarız Rabbimizin bizi her daim lütuf ve merhametleri ile kuşattığını…

   İnşallah tüm müslüman kardeşlerim hayırlı, bereketli, huzurlu, bol şükürlü bir Ramazan ayı geçirirler… Dualarınızda yer edebilmek nasip olur inşallah… Rabbimizin Cennette Kevser ırmağında buluşan kullarından olmak ve Ramazanı hakkıyla eda edebilme duasıyla , selametle kalın inşallah…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder